Ana içeriğe geç
Sözlük

yasal ile cümle

yasal kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Bu tarz bir sözleşme gerçek olsaydı bile yasal bir geçerliliği olmazdı.Tal ação, mesmo que existisse, não teria legitimidade legal.
Yasaları çıkarmaya ek olarak, başbakan'ı seçmekle resmen sorumludur.Além da aprovação de leis, a Dieta é formalmente responsável por escolher o Primeiro-Ministro.
Yasaların kalitesinin izlenmesi, 1848'den sonra Senatonun temel işlevi haline geldi. ^ "Der Staten Generaal".A monitoração da qualidade da legislação gradualmente passou a ser a principal função do Senado após 1848.
Bütün yurttaşlar bizzat veya temsilcileri aracılığıyla yasaların oluşturulmasına katılma hakkına sahiptir.Todos os cidadãos têm o direito de concorrer, pessoalmente ou através de mandatários, para a sua formação.
Kölelik, yasaldı ve Osmanlı İmparatorluğu ekonomisinin ve toplumunun önemli bir parçasıydı.A escravidão era uma parte legal e significativa da economia e da sociedade do Império Otomano.
Kosova Bağımsızlık Bildirgesi'nin yasallığı tartışma konusu olmuştur.A declaração da independência do Kosovo é controversa.
Jül Sezar, Pompeius'a söz vermiş olduğu yasaları kurulların onayına sundu.César submeteu as leis que ele tinha prometido a Pompeu para as assembleias.
Bunun üzerine 1512 yılına ait Burgos yasaları 1542’de yenilenir.As Leis de Burgos de 1512 foram substituídas pelas Leis Novas das Índias em 1542.
Aynı şekilde İsrail vatandaşlık yasalarınca da bu kişiler Yahudi sayılmamaktadır.Considera neste estado que o povo de Deus é o povo judeu.
Bu kurulda, magistralar seçiliyor ve yasalar yürürlüğe konuyordu.Nesta assembleia, magistrados foram eleitos, e leis foram aprovadas.
Jim Crow yasaları«Jim Crow Laws» (em inglês).
Türkiye'nin anayasası, ülkenin yasal sistemini ortaya koyar.A constituição da Turquia rege o quadro legal do país.
Bazen çocuk veya yasal ebeveyn baba ile sosyal bağları bitirmek ister.Isso acontece quando os tutores legais da criança querem acabar com as ligações sociais com o pai da mesma.
Hakları yasallaşmış ve yürürlükteydi.Ele dirigia e determinava.
Bu yasaların tamı tamına geçerli olduğu tüm gazlara, ideal gaz denir.A lei dos gases ideais é a chamada equação de estado do gás ideal, também chamado de gás perfeito.
O benim yasal eşim.Era minha mulher.
1935 - İzlanda, kürtajı yasallaştıran ilk ülke oldu.28 de Janeiro - A Islândia tornou-se o primeiro país do mundo a legalizar o aborto.
Oğlancılık yasaları veya Sodomi yasaları, cinsel suçlar olarak cinsel ilişkileri sınıflayan bir yasadır.Uma lei da sodomia é uma lei que define certos atos sexuais como crimes.
O ayrıca Elektromanyetizm yasalarını Genel görelilik kuramı ile birlikte düşünen ilk kişilerden biriydi.Foi um dos primeiros a conceber a combinação da relatividade geral com as leis do eletromagnetismo.
Tüm dünyada çocuk pornosu yasalar nezdinde ağır bir suç kabul edilir.A pornografia infantil também é considerada crime na grande maioria dos países do mundo.
Bu bildirinin yasal temelleri, 1931 yılında kabul edilen Westminster Yasası'yla sağlandı.Estes aspectos da relação foram finalmente formalizada pelo Estatuto de Westminster em 1931.
Yani, gemi yasal olarak gereken filika sayısından daha fazlasını taşımaktaydı.Porém, acredita-se que o barco estava transportando mais pessoas do que estava registrado.
Nisan 2010'da Portekiz Anayasa Mahkemesi yasanın yasal olarak geçerli olduğunu beyan etti.A Suprema Corte de Michigan declarou em dezembro de 1994 que a lei era constitucional.
Bence uyuşturucu yasallaştırılmalı, uyuşturucu piyasası devletin elinde olmalı.A disputa entre as facções teriam a ver com o comando do tráfico de drogas no Estado.
Bazı İmparatorluk yasaları, "Senato'ya Söylev" formunu alırdı ve yasalaşmadan önce yüksek sesle okunurlardı.Algumas leis imperiais tinham a forma de "Orações ao senado" e eram lidas em público para os senadores.
Katedral yasaları monastik kuralları benimsedi.Surge o Espírito das leis de Montesquieu.
Fakat gözlem ve ölçümlerin bilimsel yasaları aydınlatmaktan başka amaçlar için yapıldığı görülmektedir.Mas suas observações e medições eram feitas por propósito em vez de de ser pelas leis da ciência.
Fuhuşun yasal statüsü ülkeden ülkeye değişir.O estatuto jurídico do spam varia de uma jurisdição a outra.
27 Haziran 2010'dan itibaren İzlanda'da eşcinsel evlilik yasal hale gelmiştir.O casamento entre pessoas do mesmo sexo foi legalizado na Islândia no dia 27 de junho de 2010.
Fuhuş, hem Hong Kong hem de Makao'da yasaldır.Pabuk seguiu então para Hong Kong e Macau.
1948-1951 arası özellikle 1949'da göçün yasallaşmasından sonra 30.972 Yahudi İsrail'e göç etti.De 1948 a 1951, 30.972 judeus da Líbia mudaram-se para Israel.
2010 yılından bu yana Arjantin'de eşcinsel evlilik yasaldır.Sim, o Casamento entre pessoas do mesmo sexo na Argentina é permitido desde 2010.
Norveç, eşcinsel evliliği yasallaştıran altıncı ülkedir.A Noruega se tornou o primeiro país escandinavo e o sexto no mundo a legalizar o casamento homossexual.
Bu hamle yasal meydan ediliyor.Este sacrifício à la Legal é correto.
En azından yasal olarak."Mas é legal."
Ürdün'de eşcinsellik yasaldır.A homossexualidade é legal no Japão.
İdeal kral, yasalar çıkarmak yerine âhenge teşvîk eder.O rei tem o direito de rejeitar os projetos de lei.
Bu yeniliklerin sonucu olarak Pleb Konseyi'nce yürürlüğe konan herhangi bir yasanın tam yasal gücü oluyordu.O resultado delas foi que qualquer lei aprovada pela assembleia da plebe teria toda a força da lei.
Soyluluk unvanını kullanabilmek için böyle yasal bir onaylama gerekliydi.Porém, tal proposta precisa de aprovação legislativa para ter validade.
2015 - Amerika'da eşcinsel evlilik mahkeme kararıyla yasal kabul edildi.2015 O casamento gay é legalizado em todos os estados dos Estados Unidos.
Bu sistemin yasal yetkesi 1983 Temsil Yasasının Parlamento Seçimi Kuralları bölümünde belirlenmiştir.É importante assinalar que, a Justiça Eleitoral foi criada por meio do Código de 1932.
1758'de doğal iktisat yasaları görüşünü biçimlendirdiği temel yapıtı İktisadi Tablo yayınladı.Em 1731 publicou Discursos da Filosofia Natural dos Elementos.
Eşcinsel ilişkiler yasaldır fakat yasalar eşcinsel çiftlerin evliliğine izin vermemektedir.A lei prevê direitos semelhantes ao casamento, mas proíbe a adoção aos casais homossexuais.
Görüşmede basın ahlak yasaları ve bilimsellik esastır.In: Crítica trimestrais para a legislação e a ciência jurídica.
Bu, herhangi bir Pleb Konseyi yasasının tam yasal güce sahip olmasını gerektiren ilk yasa değildi.Esta não foi a primeira lei a exigir que um ato da assembleia popular tivesse a mesma força da lei.
Araştırmaları sonucu belleğin çözülme yasalarını ortaya koymuştur.Seu conhecimento conduz a conclusões sobre o mecanismo de reação.
2005 yılında, girişimi üzerine Arnavutluk bayrağı yasallaştırıldı.Em 2005, foi alterado o lema inscrito na bandeira da cidade.
Yasalara aykırıysa, tutukla beni.No entanto, começa a burlar a lei, de forma a ser preso.
Görevi Tanrının yasalarını digimonlara uygulamaktır.Desobedecendo as leis de Deus segundo os seus mandamentos.
Pek çok durumdaki örgütsel iletişim bir işletmenin yasallığını anlamlı bir şekilde değiştirebilir.O simples ato de emitir um voto informado pode mudar muitas coisas dentro da comunidade.
Her ülkenin ve her kuruluşun telif haklarına ilişkin kendi yasaları ve kuralları vardır.Todavia, todas as leis estaduais de trânsito e veículos têm elementos comuns.
Günümüzde aynı adla Ürdün'de yasal durumdadır.É portanto difícil de seguir hoje o mesmo vale em Paris.
Cumhurbaşkanı, yasal olarak geniş yetkilere sahiptir.Em teoria, o presidente possui considerável poder.
1 Temmuz - Avustralya'da, Kuzey Toprakları yönetimi, gönüllü ötenaziyi yasallaştırdı.1 de Agosto - No Vietnã, as província Ha Tay se funde com Ha Noi.
Levililer Kitabı, Tanrı'nın yasalarını kaydeder.O Livro do Levítico registra as leis de Deus.
Sadr, İran'da kadınların yasal hakları konusunda uzman bir kişidir.Sadr is een deskundige op het gebied van vrouwenrechten in Iran.
2015 yılına kadar Orta Asya'daki tek yasal İslamcı partiydi.Tot 2015 was het de enige legale islamitische partij in Centraal-Azië.
Bu sınırlar da sadece yasalarla belirlenebilir.Deze grenzen kunnen alleen bij wet vastgelegd worden.
O benim yasal eşim.Voor mij is ze mijn vrouw.
Yasalar sözlü iken, uygulamalar kişisel ve subjektif olmaktaydı.Toen de rechtspraak mondeling was, was het juridisch handelen ook persoonlijk en subjectief.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod