Kamu yararına aykırı olan gazeteler yasaklanmalıdır.Noviny, které by se prohřešily proti obecnému zájmu, je třeba zakázat.
Buna göre Allah tarafından emredilen, buyurulan davranışlar ahlaken iyi, yasaklananlar ise ahlaken kötüdür.Zajisté dobro i zlo nám smrtelným přináší Osud; tomu pak, co dá bůh, neujde smrtelný tvor.
Parka köpek sokmak yasaktır.Vstup se psem do zahrady je ale zakázaný.
Zamansal ve coğrafi yabancılaştırmalar yasaktır.Časový a geografický posun je zakázán.
Jaime I, Alfonso X ve Juan I, yasalar yürürlüğe sokup hakareti yasakladı.Jakub I., Alfons X. a Jan I. vydali zákony zakazující používání takových označení.
Burada motorlu araçların kullanımı yasaktır.Provoz motorových vozidel je v ní zakázán.
Filmin Rusya'da gösterimi 1994 yılına kadar yasaklanmıştı.Film byl do roku 2000 zakázán v Irsku.
Landser: Ran an den Feind, 2001, CD - Almanya'da yasaklandı.Landser: Ran an den Feind, 2001, CD - v Německu zakázané.
Her türlü takı yasaktır.Jakékoliv druhy úderů jsou zakázané.
1 Ağustos 1834'te Britanya İmparatorluğu içinde kölelik yasak edilmiştir.1. srpna 1834 vstoupil v Britském impériu v platnost zákon zakazující obchod s otroky.
Bazı ülkeler kullanımına izin vermiş olsalar da bazıları yasaklamışlardır.Některé státy jej povolují, jiné zakazují.
Ama bu yasaklandı.Byl však zakázán.
Tiberius ve Livia Drusilla'nın emriyle oğlunun cenazesine gitmesi yasaklandı.Na rozkaz Tiberia a Livie Drudilly bylo Antonii zakázáno jít na pohřeb.
Ancak Hitler bunu da yasakladı.To však Hitler nemínil dopustit.
11 Aralık - Sovyetler Birliği, Karadeniz'de 10 yıl süreyle Türklerin kalkan balığı avlanamsını yasakladı.15. prosince – Norsko zakázalo na deset let lov velryb v pobřežních vodách.
Birçok ülkede direksiyon başındayken elde cep telefonu kullanımı kanunen yasaktır.Ve většině zemí je odemknutí telefonu legální.
Dergi 1972'de yasaklandı.Časopis byl roku 1927 zakázán.
Washington'da köle ticareti yasaklanacak.Mezinárodní obchod s otroky je zakázán.
Özel Hukuk alanında temel ilke olan serbestlik ilkesine göre 'kanunla yasaklanmamış her şey meşrudur'.Vychází ze zásady "povolené je vše, co není zakázáno".
Bu yasak günümüzde kalkmıştır ancak ucuz yolla yapılan bu tür soju hala yapılmaya devam etmektedir.Přestože prohibice byla poté zrušena, levné druhy sodžu se nadále vyrábějí tímto způsobem.
Kumarhanelere girmek pek çok ülkede 18 yaşının altındaki kişilere yasaktır.V drtivé většině států není vstup do kasin povolen osobám mladším 18 let.
Et yemek, şarap içmek ve yağ kullanmak kesinlikle yasaktır.Pít vodu i jíst jídlo bylo zakázáno.
Bununla beraber, 5 yıl Türkiye'de yasaklı kalmıştır.V Turecku strávila 5 let.
Küba yasaları gereğince Amerika Birleşik Devletleri'nde konser vermesi yasaktır.Do Spojených států amerických se v důsledku embarga nesmějí kubánské doutníky dovážet.
"Yasak sınır tanımıyor".Jeho mysl nezná hranic."
Yasak meyvenin yerine buğday geçer.Místo toho se živí odpornou zeleninou fňokurkou.
Günümüzde bu gelenek yasaklanmıştır.Tyto praktiky jsou v současnosti zakázány.
Sivillerin esirlere esirlere yardım etmesi yasaklandı.Represálie jsou proti válečným zajatcům zakázány.
Mezarı soymak yağmalamak yasaktır.Přiznal se pouze k drancování hrobů.
Aynı yıl 29 Kasım'daki referandum sonucu İsviçre'de tüm minare inşaatları yasaklandı.29. listopadu Švýcaři v referendu podpořili zákaz stavby nových minaretů.
Altaylarda, "baylu" sözü, dokunulmaz, kutsal ve yasak anlamına gelir.Slovo mu překládali jako "něco svatého, nedotknutelného, zakázaného, nečistého nebo prokletého".
Bu nedenle, birçok yerde bir bileşen olarak yasaklandı.Na některých místech byl proto tento druh turistiky zakázán.
2006 - İskoçya'da kamusal alanlarda sigara içmek yasaklandı.Prosinec 2006 kuřáci mají zakázáno si zapálit na veřejných místech.
Avustralya hükümetinin serbest silahlanmayı yasaklama tedbirleri almasına neden olmuştur.Důvodem byla hrozba, že zákaz vývozu uplatní Evropská unie.
Dini aktivitelerin yasaklandığı bu dönemde Yahudi nüfusu 200-300 arasıydı.Uvádí se, že židovská komunita měla 200–300 členů.
Sözü edilen kıyı bandındaki yasak, sırf bu nedenle getirilmiştir.Nehádají se pouze na moři, kde to mají zakázáno.
"Yasak Aşkın Şiirsel Öyküsü".Episoda se jmenovala Forbidden Love (Zakázaná láska).
Kırımoğlu'nun ülkeye girişinin yasaklandığı ilan edildi.Pangalaktická federace zákonem zakázala vstup na tento svět.
Şiddet ögeleri içeren film bazı ülkelerde sansürlenmiş, bazı ülkelerde ise yasaklanmıştır.Použití negativní kampaně je neetické a v některých zemích dokonce zakázané.
Yasak kitaplar SansürProrocké knihy Mudroslovné knihy
Oyun kilisenin baskısıyla yasaklandı ve ancak 1669'da yeniden oynanma olanağı buldu.Hra míří na církev a byla až do roku 1669 zakázána.
Ama Müslüman kadınların tiyatroda oynamasının yasak olduğu gerekçesiyle polis kovuşturmasına uğradı.V souladu s islámskou tradicí nebylo muslimkám povoleno vystupovat na divadle.
Peçe ise tamamen yasaklanmıştı.Jejich lov je přísně zakázán.
Yahudilerin şehre yılda bir kez dışında girmesini yasakladı.Židé měli přístup do Starého města zakázán až do roku 1967.
Bu yasak daha sonra kalkacaktı.Později byl zákaz zrušen.
Bunu engellemek için, 1924 yılında senato eroinin satışını, ithalatını ve üretimini tamamen yasakladı.V roce 1924 tam byla jeho výroba a distribuce zakázána úplně.
Eskiden dinler veya etnik gruplar arası evlilikler yasak olabiliyordu.Sňatky mezi příslušníky árijské a neárijské rasy byly zakázány.
Katolik kilisesi André Gide'in eserlerini 1952 yılında Yasak kitaplar listesi'ne koymuştur.Katolická církev zařadila v roce 1952 jeho spisy na Index zakázaných knih.
Kitapları Almanya'da yasaklandı ve 1933 yılındaki kitap yakma eyleminde yakıldı.Jeho monografie byly spáleny v roce 1933 při nacistickém ničení knih.
Burada sigara içmek yasaktır!Na veřejných místech je zakázáno kouřit.
Polonya Krallığı'nın resmi ofislerinde de Lehçe konuşulması yasaklandı.Na okupovaném polském území byl jakýkoliv kontakt s veřejností zakázán.
Yasak, bu yılın Temmuz ayında kaldırıldı.Nahráno bylo v červnu toho roku.
4 Ağustos - Slovenya'da halka açık yerlerde sigara içilmesi yasaklandı.K 10. lednu 2005 bylo de facto zakázáno kouřit v Itálii na všech veřejně dostupných místech.
Daha sonra bütün partilerin ileri gelenleriyle birlikte 10 yıl süreyle siyasete girmesi yasaklandı.Společnost varoval, aby nezapomínala na všechny výdobytky socialismu z minulých desetiletí.
Seyyar satıcılık bazı bölgelerde kanunen yasaktır.Zakázáno je odpočívání na jistících bodech.
Böylece Boğazlar bölgesine Türk askerlerinin girişi yasaklandı.Z tohoto důvodu je do hrobky zakázán vstup turistům.
1995 senesine kadar siyasi yasaklıydı.K roku 2005 byl bez politické příslušnosti.
Sessiz biçimde de olsa protesto yasaktır.Demonstrace se uskutečnila i přes zákaz.
Reayaya tımar vermek kesinlikle yasaktır.Vstup na samotnou Šamanku je přísně zakázán.
Ancak İslam'da müslümanı köle yapmak yasaktır.Konverze muslimů na vlastní víru je zakázána.