Fotoğraf çekmek yasaktır, bilirkişi tutanağından bir şey sormak yasaktır.Er is geen grond om het maken van de foto zelf te verbieden.
Verilen mücadele sonucunda 14 yaş altındaki çocukların çalışması yasaklandı.Deze wet moest een eind maken aan arbeid door kinderen jonger dan 12 jaar.
Bu dönemde Pekin'deki Yasak Şehir'de bulunan Zhongnanhai'da kaldı.Het Zhongnanhai ligt direct ten westen van de Verboden Stad in Peking.
Ayrı ırklardan insanların evlenmesi yasaktı.Met het instellen van de wet werd het verboden dat twee personen van verschillende rassen met elkaar trouwden.
Her iki Almanya birleştikten sonra bu yasak devam etmiştir.In de nasleep van de Duitse hereniging werd deze procedure stopgezet.
Okul çocuklarının sıkça kullandıkları bir sonuçla birçok okul bölgesi oyuncağı yasaklamıştır.Vanwege de soms brute manier van spelen is het echter op veel scholen verboden.
Yasak kaltıktan sonra yeniden yerleşim yeri olarak kullanılmaya başlandı.Na renovatie is het later in gebruik genomen als woning.
Yasaklar kalkınca 1987 seçimleri yapıldı.Dezelfde partijen behaalden verkozenen bij de verkiezingen van 1987.
1920'lerde komünist rejim boy adlarının kullanılmasını yasaklamıştı.In 1920 verbood de communistische regering het gebruik van clannamen.
Yahudilerin şehre yılda bir kez dışında girmesini yasakladı.Het werd voor Joden verboden zich in de nieuwe stad te vestigen.
Fakat İngilizler bu maddeyi dikkate almayıp bu yasaklıları şehre kabul edip antlaşmayı çiğnemiş oldu.De Britten erkenden deze gewoonte echter niet, en annexeerden de staat.
Ayrıca refakatçinin izni olmadan fotoğraf ya da video çekimi de yasaktır.Ook filmen en/of fotograferen tijdens de rit is verboden.
Tütün ve kahveyi yasakladı.Verder wordt er tabak en koffie verbouwd.
Bu yasak onun ölümüne kadar devam etti.Hij regeerde zo verder tot aan zijn dood.
Ebelerin reçete yazmaları yasaktır.Het verspreiden van pamfletten werd verboden.
Ozon tabakasına zarar veren kimyasal maddeleri yasaklama niyetinde değilmisiniz?Bent u niet van plan de chemische middelen die de ozonlaag aantasten te verbieden?
Yetkililer tarafından yasaklandı.Het is door de functionarissen verboden.
Görevliler tarafından yasaklandı.Het is door de functionarissen verboden.
Yasak bölgede mi bulundun?Ben jij in de verboden zone geweest?
Bir kullanımlık bardaklar okulda yasaktır.Wegwerpbekers zijn in de school verboden.
Burada sigara içmek yasak.Verboden hier te roken.
Asansörde sigara içmek yasaktır.Roken is verboden in de lift.
Ayrıca hükümet kılıç kullanımını da yasaklamıştır.Zakazano również publicznego noszenia mieczy.
Ayrıca ön cephedeki bazı bölümlerde esirlere kış giysileri vermek yasaklandı.Ponadto w niektórych dywizjach w strefie frontowej wydano rozkazy, aby jeńców pozbawiać odzieży zimowej.
Suudi Arabistan dünyada kadınların araba kullanmasını yasaklayan tek ülkedir.Arabia Saudyjska jest jedynym państwem na świecie, który zabrania kobietom prowadzić samochód.
4 Nisan - Ronald Reagan kimyasal silahlarda uluslararası bir yasaklamaya gidilmesi için çağrıda bulundu.4 kwietnia – prezydent Ronald Reagan wezwał do międzynarodowego zakazu broni chemicznej.
Çocuklara sigara satışının yasaklanması.Sklep z papierosami dla dzieci.
Karantina kuralları çerçevesinde Batı Avustralya'ya bu türün sokulması yasaktır.Na zachodzie Australii zabroniono połowu tego gatunku.
1971 - Amerika Birleşik Devletleri'nde televizyonda sigara reklamları yasaklandı.1971 – W USA wprowadzono zakaz reklamowania papierosów w telewizji.
Tüm diğer siyasi partiler yasaklanmıştı.Wszystkie partie polityczne zostały zdelegalizowane.
İçki yasaklandı.Zabronione było picie alkoholu.
1808 - Amerika Birleşik Devletleri'ne köle girişi yasaklandı.1808 – W USA zakazano przywozu niewolników.
Eserleri ülkesinde yasaklandı.Ich utwory w kraju były zakazane.
Öyle ki o dönemde yasaklanmaları söz konusu olmuştur.W owych czasach było to zabronione.
Toplanması yasaktır.Zwiedzanie jest zabronione.
Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü.Organizacja ds. Zakazu Broni Chemicznej. .
Kırımoğlu'nun ülkeye girişinin yasaklandığı ilan edildi.Haławanau otrzymał zakaz wjazdu na terytorium Unii Europejskiej.
Hastalara yemek getirmek yasaktır.Dokarmianie zwierząt jest zabronione.
Konuşmak kesinlikle yasaktır.Rozmowy były zakazane.
1827 - New York'ta kölelik yasaklandı.1827 – W stanie Nowy Jork zniesiono niewolnictwo.
Sivillerin esirlere esirlere yardım etmesi yasaklandı.Ludności cywilnej surowo zabraniano udzielania pomocy więźniom.
Bu yasak daha sonra kalkacaktı.Zakaz ten został później zniesiony.
Bu esnada Japon ordusu Beijing'deki Yasak Şehri ele geçirmişti.Rozpoczęcie budowy Zakazanego Miasta w Pekinie.
22 Kasım'da ele geçirilen vagonlarla esirlerin taşınması yasaklandı.22 listopada zakazano również przewożenia jeńców odkrytymi wagonami-platformami.
Şu an Ulusal Faşist Parti'nin yeniden kurulması İtalya Anayasası'nda yasaktır.Narodowa Partia Faszystowska jest jedyną partią, której działalność jest zakazana w konstytucji Włoch.
2. Kural: Gruptan ayrılmak yasaktır.Osoba 2 – Nie możesz wreszcie zostać i porozmawiać ze mną?
İncil, Levililer 20:21'de kardeş karısı ile evlenilmesini yasaklamaktaydı.Zaślubiny z żoną brata zostały zakazane w Księdze Kapłańskiej 20,21.
Topa vücudun dizden aşağı herhangi bir bölümüyle dokunmak yasaktır.Niedozwolone jest dotknięcie piłki jakąkolwiek częścią ciała.
Parka köpek sokmak yasaktır.Obowiązuje zakaz wprowadzania psów.
Din ve inanç özgürlüğü getirildi ve dini propaganda yasaklandı.Zapewniono im swobodę myśli i religii oraz zakazano ich militaryzacji.
Yurt dışına çıkışını da yasaklatır.Miał też zakaz wyjazdów za granicę.
1 Ocak - Amerika Birleşik Devletleri'ne köle girişi yasaklandı.1 stycznia – w Stanach Zjednoczonych zakazano importu niewolników.
Bu nedenle Japonya'da 1629 yılıa gelindiğinde kadınların sahneye çıkması yasaklanmıştır.Początki onnagata sięgają 1629 roku, gdy w Japonii został wprowadzony zakaz występowania kobiet w teatrze.
Verilen mücadele sonucunda 14 yaş altındaki çocukların çalışması yasaklandı.Dokument ten prawnie ograniczył możliwość rozpoczęcia pracy przez dzieci poniżej 14 lat.
Çok eşlilik yasaklandı.Zabronione są stosunki małżeńskie.
Burada motorlu araçların kullanımı yasaktır.Używanie łodzi motorowych zabronione.
Ciddi ve düzeyli bir sohbet, neredeyse yasaklanmış gibiydi.Umiarkowana, legalna gałąź była określana jako trudowicy.
Her iki kitap da yasaklandı.Obydwa wiersze zostały zakazane.
Peçe ise tamamen yasaklanmıştı.Wstęp na samą górę był surowo zabroniony.
Hagrid Grawp'ı yasak ormanda saklamaktadır.Udali się z Hagridem do Zakazanego Lasu.