Ana içeriğe geç
Sözlük

yasak ile cümle

yasak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Zira suret yazmak şeriatımızda memnudur (yasaklanmıştır)”.De kennis daarvan ligt bij Ons in het Verborgen Boek."
Bütün bunlar Bella'yı yasak aşklar yaşamaya yöneltmişti.Hierdoor nam hij drastische maatregelen om Bella te ontlopen.
Bu, geleneksel Yahudi ibadetlerinin yasaklanması anlamına geliyordu.Dat thema zou kunnen steunen op prechristelijke joodse tradities.
Katolik Kilisesi’nde cuma günleri et yemek yasaktır.Glutenvrij brood is bij het Avondmaal in de katholieke kerk niet toegestaan.
Kanonik yasa bunu yasaklanmıştır.Het lied werd daarop verboden.
469'da Papa bu gayri-Hristiyan bayramını yasaklayarak sadece kura çekilişine izin verdi.In 496 verbood paus Gelasius dit heidense feest.
Gereksiz konuşma: Övünmek, gıybet, yalan söylemek vs. yasaklanmıştır.Slecht spreken: Opscheppen, roddel, liegen, enz. worden niet toegelaten.
İlerde Yasak Şehir olacaktı.Het eiland werd toen verboden gebied.
Film birçok ülkede pornografik olduğu gerekçesi ile yasaklanmıştı.De film is ook in meerdere landen verboden, omdat het als kinderpornografie wordt beschouwd.
Adada otomobiller yasaktır.Auto's worden op het eiland niet toegelaten.
Film yayınlandıktan sonra iki yıl boyunca Almanya’da yasaklanmıştır.Daarna werd de film in Duitsland in twee jaar tijd al vier maal uitgezonden.
Aynen avlanmanın karşıda serbest bu tarafta yasak olduğu gibi.Buiten het jachtseizoen is het volgens de wet ten strengste verboden te jagen op de Dahu.
Kapalı alanlarda sigara içmenin yasaklanmasının öncüsü oldu.In afgesloten rookruimten mocht nog worden gerookt.
1988 - Yurt dışında basılan 440 yayının ülkeye girmesi yasaklandı.480 Joden lukte het naar het buitenland te vluchten.
Luther hakkındaki yasaklamalar kaldırıldı ve o da Wittenberg'e dönerek kilisede vaaz vermeye başladı.In de predella is Luther afgebeeld terwijl hij preekt voor de gemeente van Wittenberg.
Çok eşlilik yasaklandı.Gemengde huwelijken werden verboden.
Sürgünde sürekli baskı altındadır, yazması ve resim yazması yasaktır.Voor de tweede maal werd hem verboden te schrijven en te schilderen.
Çin’in Wako korsanlarından dolayı Japonya'ya ile ilişkileri yasaklamış olması bunun en önemli sebebi.De Ming-dynastie had wegens Japanse piraterij de Chinese havens voor Japanse schepen gesloten.
Meclis İslami nitelikte bir partinin kurulmasını yasakladı.De graaf gaf toestemming om op een bepaalde aangewezen plaats een godsdiensthuis te stichten.
Zamanında böyle satış yasaklanmıştı."Deze was binnen geen tijd uitverkocht.
Öyle ki Çinli oyuncuların yer aldığı bu filmin gösterimi Çin'de yasaklanmıştır.Vertoning van de film in China werd echter verboden door de Chinese overheid.
4 Ağustos - Slovenya'da halka açık yerlerde sigara içilmesi yasaklandı.Per 1 juli 2008 is roken verboden in alle gesloten publieke ruimten.
Günümüzde bu gelenek yasaklanmıştır.In die vorm is het sinds kort door de EU verboden.
Polis yürüyüşün yasak olduğunu öne sürdü.Mijn moeder verbood mij om uit te gaan.
Yalnız erkekler tapabilir, kadınların tapması yasaktır.Alleen mannen mogen zich hiervoor kandidaat stellen, en alleen vrouwen mogen stemmen.
Dünyada Airsoft'un yasak olduğu ülkeler mevcuttur.In de overige Europese landen is airsoft ook legaal.
Katolik kilisesi André Gide'in eserlerini 1952 yılında Yasak kitaplar listesi'ne koymuştur.In 1952 zette de Rooms-Katholieke Kerk zijn werk op de lijst van verboden boeken.
Babası dönemindeki putperestliği yasakladı.Zijn ouders verboden de liefde.
Sünneti yasakladı ve sunakta domuzların kurban edilmesini emretti .Hij werd vogelvrij verklaard en de verbranding van zijn geschriften werd bevolen.
1 Temmuz 1974'te resmi olarak yasaklandılar.De officiële opening was op 14 juli 1974.
Bu kanunname, insanların kız kardeşleriyle evlenmesini yasaklamıştır.Het was echter volgens hun wetten verboden met ze te trouwen.
Bu arada çok sayıda yapıtı yasaklandı.Een aantal producten werd geheel verboden.
Bazı ülkeler bu uygulamayı tamamen yasaklamıştır.Velen pleiten ervoor deze te verbieden.
Lise çağında "yasaklı kitapları" okuduğu için Okuldan atılmıştır.Hij werd van school gestuurd wegens het bezit van verboden boeken.
Batı tarafında kalan bölgeden geçmesi hala yasaktı.Het overpad aan de westzijde van het eilandperron werd opgebroken.
Bundan sonraki süreçte, Belçika, şarkıyı yasaklamıştır.Na de oorlog werd het lied verboden.
Ancak Çin tarafından kullanımı yasaklanmıştır.Deze zijn echter in China verboden.
Resmi olarak yasaklanmasa da, kitabın Naziler tarafından Almanya'da dolaşmasına izin verilmedi.Tijdens de heerschappij van de Nazi's was het boek verboden in Duitsland.
Filmi, 1983 yılından sonra izlemek yasaklanmıştır.De film werd bij het uitkomen in 1932 verboden.
Kendi doğum gününde hayvan kesimini yasakladı.Ze is de verjaardag van Kleine Beer niet vergeten.
Dönmek, durmak ve park etmek yasaktır.Laden, lossen en parkeren op een bushalte is niet toegestaan.
Diğer iki responsa ise geleneksel yasakları içinde barındırdı.Houd altijd rekening met de andere twee wetten.
Dahası, Senato Sezar'ın in absentia (gıyabında) ikinci kez konsül seçilmesini de yasakladı.Gedurende de Tweede Punische Oorlog werd hij voor de tweede keer tot consul benoemd door de senaat.
Gayrimüslimlerin şehre girmesi yasaktır.Niet-moslims mogen de stad Mekka niet betreden.
Filmin Rusya'da gösterimi 1994 yılına kadar yasaklanmıştı.De film was verboden in het Verenigd Koninkrijk tot het jaar 2000.
Nükleer Silahların Yasaklanması Antlaşması ^Per direct gebruik van kernwapens toegestaan.
Kitap kendi ülkesinde uzun yıllar yasaklı kalmıştır.Lange tijd bleef hij in eigen land vergeten.
1995'ten beri kamusal alanda yapılan etkinliklerde maske takmak yasaktır.Sinds 1 januari 2015 valt Zuidbroek onder de gemeente Krimpenerwaard.
Sert vurmak yasaktır.En op ze schieten is dan ook verboden.
Ermenistan'da 1936'dan beri avlanılması yasaktır.In Nederland is de jacht op de zeehond sinds 1962 verboden.
Kalan dört dal yasaklamıştır.Hij kreeg een ban van vier races.
Bu devlette özel mülkiyet yoktur ve yasaktır.Dit natuurgebied is particulier bezit en niet toegankelijk.
Bundan dolayı kesinlikle ağaç kesmek ve yakmak yasaktır.Het is verboden nederzettingen of boomgaarden neer te branden.
Boksörlere yasak olsa da sigara içmeyi bir sembol haline getirmişti.In zijn tijd als senator was een rookverbod in discussie.
Uçak derin yasak görevler için tasarlanmıştır.Het toestel is voorzien van office-functies.
Yine aynı şekilde insanların bir yasakçıya, yani devlete ihtiyacı vardır.Om te kunnen schrijven is ook staatkundige vrijheid nodig, dat wil zeggen een democratie.
CITES listesinde de EK-I altında listelenerek ticareti yasaklanmıştır.De handel is volgens de CITES overeenkomt formeel verboden.
Kadınlar, özellikle de âdet kanaması olan kadınların maskelere dokunması kesinlikle yasaktır.Met name getrouwde slachtoffers die veel te verliezen hebben zijn uiteraard chantabel.
Kısa bir süre sonra bu dergi yasaklanır.Kort hierop wordt het blad ontbonden.
Parktaki hayvanlara ve bitkilere zarar vermek veya rahatsız etmek yasaktır.Verstoring van dieren en planten is eveneens verboden.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod