937 film sakıncalı bulunduğu için yasaklandı.937 films zijn verboden, omdat ze dubieus waren.
Şu anda İtalya'da anayasa tarafından yeniden kurulması yasaklanan tek partidir.Het is tot op heden de enige partij waarvan heroprichting volgens de Italiaanse Grondwet verboden is.
Şarkıları sık sık sansürlendi ve bazıları yasaklandı.Zijn liederen werden vaak gecensureerd en enkele werden zelfs verboden.
1620'lerde Yahudilerin İsviçre şehirlerine girmesi yasaklandı.Rond 1620 werden de Joden verbannen uit de Zwitserse steden.
Saat 21.00'da ise seçim yasakları sona erdi.Om 21.00 uur sluit de stemming.
Bu bapta ayrıca putperestlere satılması yasaklanan eşyâlar belirlenmektedir.Zij krijgen de taak om de Bagaudae (bende plunderaars) te onderdrukken.
1998 - 19 Avrupa ülkesi, insan klonlanmasının yasaklanması konusunda anlaştılar.12 - Dertien Europese landen gaan ermee akkoord om het klonen van mensen te verbieden.
Optik numaralar ve filtreler kesinlikle yasaktır.Optische effecten en filters zijn verboden.
Ekim 1977'de tüm muhaliflerin politik aktivitelerini yasakladı.In 1974 verbood Banzer alle politieke activiteiten.
1971 - Amerika Birleşik Devletleri'nde televizyonda sigara reklamları yasaklandı.1971 – In de Verenigde Staten wordt reclame voor sigaretten op de televisie verboden.
İstanbul'da içki ve tütün kullanımını yasaklamıştır.Hij verbood tevens alcohol en tabak in Istanboel op straffe van executie.
Halkın çoğunluğu müslüman olmasından ötürü Endonezya'da alkollü içkiler yasaktır.Dit komt doordat bij de moslimmeerderheid alcoholische dranken verboden zijn.
Stephenie Meyer kitap kapağındaki elmanın kitabındaki yasak meyveyi tasvir ettiğini belirtti.Stephenie Meyer verklaarde dat de appel het verboden fruit uit het boek Genesis voorstelt.
Kitapları ABD'de müstehcen bulunduğu için yasaklandı.Vanwege obsceniteit worden de boeken in de Verenigde Staten verboden.
WHO, bu tür yasaklamaların uygulamaya girdiği yerlerde tütün kullanımının %16 azaldığını belirlemiştir.Waar zo'n verbod is ingevoerd, is het gebruik van tabak naar schatting met 16% afgenomen.
Versay Antlaşması Almanya'nın hava kuvvetleri bulundurmasını yasaklamakta idi.Het verdrag van Versailles verbood Duitsland een luchtmacht te hebben.
Para basmak yasaklanmıştır.Bedelarij wordt verboden.
Washington'da köle ticareti yasaklanacak.In Florence wordt de slavenhandel verboden.
1 Ocak - Amerika Birleşik Devletleri'nde televizyonda sigara reklamları yasaklandı.1 - In de Verenigde Staten wordt reclame voor sigaretten op de televisie verboden.
Zamansal ve coğrafi yabancılaştırmalar yasaktır.Vervreemding in tijd en plaats is verboden.
"Yasak Aşkın Şiirsel Öyküsü".'Het schenkingsverbod van art.
Bu durum köleliğin yasaklandığı 1863 yılına dek sürmüştür.Deze registratie ging door tot 1863 toen de slavernij werd afgeschaft.
Geçim kaynağı ilk başta tütün iken tütünün yasaklanması ile pamukçuluğa yönelme olmuştur.Na zijn winst kwam zijn eerste single uit: Playing with Fire.
1808 - Amerika Birleşik Devletleri'ne köle girişi yasaklandı.1808 – De slavenhandel naar de Verenigde Staten wordt verboden.
Bu arada Britanya Faşistler Birliği de yasaklandı.Sindsdien was ook de fascistische Nationaal-Syndicalistische Partij verboden.
Bu sebeple Ukrayna, Samoylova'nın ülkeye girişini yasaklamıştır.De Oekraïense regering besloot hierop om Samojlova de toegang tot het land voor drie jaar te ontzeggen.
Bu nedenle, yasaktır.Daarom werd het verboden.
İnternette "Yasak video" adlı bir video ilgi çekmeye başlar.Op het internet circuleert het filmpje onder het predicaat "banned cartoon".
'Yok' demek adeta yasak."Verbesserung" is niet toegestaan.
Birçok ülkede kullanımı tamamen yasaklanmıştır.Het gebruik ervan is in vele landen verboden.
MTV başta olmak üzere çoğu kanal, klibi yasaklamıştır.De Engelse MTV had in eerste instantie de clip verboden uit te zenden.
Üreme dönemlerinde avlanmaları yasaklanmıştır.Het verbieden van jagen tijdens het broedseizoen.
Madde 5 Yasa sadece topluma zarar verebilecek eylemleri yasaklar.De wet heeft slechts het recht handelingen te verbieden, die schadelijk zijn voor de maatschappij.
Cariyelerin örtünmesi ise yasaklanıyor.Zelfs de bedevaarten werden verboden.
Film o yıllarda Almanya ve İtalya'da yasaklanmıştı.De film werd opgenomen in Duitsland en Italië.
Parka köpek sokmak yasaktır.Honden mogen het park niet in.
1536'daki Danimarka Reformuyla ülkeye Katolik ve Yahudilerin girmesi yasaklandı.Na de Reformatie van 1536 werd het katholicisme in Denemarken verboden.
Fakat Hitler, geri çekilmeyi yasaklamıştı.Hitler gaf echter geen toestemming om zich terug te trekken.
Köpeklerin kuyruk ve kulaklarının kesimi günümüzde aralarında Türkiye'nin de olduğu pek çok ülkede yasaktır.Het couperen van oren en staart is in veel Europese landen intussen verboden.
İslamiyet köleliği yasaklamamıştır.Het daaropvolgende artikel verbood slavernij.
Yoğun yaya kalabalığı yüzünden bisiklete binmek yasaklanmıştır.Voor fietsen met spijkerbanden geldt geen verbod.
Antlaşma, Kimyasal Silahları Yasaklama Örgütü (OPCW) tarafından yönetilir.C: De Organisatie voor het Verbod op Chemische Wapens (OPCW) bevindt zich in Den Haag.
Uçuşa yasak bölge, üzerinde herhangi bir hava taşıtının uçmasının yasak olduğu bölge.Een no-flyzone is een gebied waar een vliegverbod heerst.
Film, Avustralya'da 20 yıl yasaklanmıştır.De film is in 20 dagen opgenomen in België.
1948) Barış - Organisation for the Prohibition of Chemical Weapons (Kimyasal silahların yasaklanması örgütü).7 - Bekrachtiging van het Protocol van Genève: het verbod op chemische wapens.
Film neredeyse bütün İslam ülkeleri tarafından yasaklanmıştır.De film werd verboden in verscheidene islamitische landen.
Landser: Best of..., 2001, CD. - Ekim 2005'ten bu yana Almanya'da yasak.Zijn cd Besser jetzt als nie verscheen in Duitsland in oktober 2009.
Film, İran'da yasaklanmıştır.In Duitsland werd de film verboden..
Suya çöp ve pislik dökmek yasaktır.Het is er verboden te vissen en te waterskiën.
Sivillerin esirlere esirlere yardım etmesi yasaklandı.De landsknechten werd verboden gevangenen te maken.
Her iki kitap da yasaklandı.Beide boeken zijn ook verfilmd.
2006 - İskoçya'da kamusal alanlarda sigara içmek yasaklandı.West-Australië: Sinds juli 2006 is roken verboden in alle gesloten publieke ruimten.
1989) Uluslararası Köle Ticaretinin Yasaklanmasını Anma GünüInternationale dag voor de uitroeiing van armoede
Kitap 1935’te Viyana'da yayınlandı ve kısa bir süre sonra Nazi yönetimi tarafından yasaklandı.Het boek werd gepubliceerd in 1935 en kwam kort daarna op de zwarte lijst van de nazi’s te staan.
1590 yılında boğa güreşleri yasaklanınca, bu tip yarışmalara başlandı.Toen het stierenvechten in 1590 verboden werd, ging men over op het racen op ezels en later ossen.
Ayrıca boğazlar ile ilgili görüşmelerde bulunması kesin olarak yasaklandı.De begrafenis van het gedoden werd bovendien expliciet verboden.
Hristiyanlık inancında dövme yasaklanmıştı.Het in het openbaar belijden van het christelijk geloof werd verboden.
1963 yılında Londra Mahkemesi Goldsmith'lerin tam karşılığı olmayan kâğıt vermesini yasaklamıştır.In 1936 legaliseerde de mandaatregering bijvoorbeeld alle jisjoev die geen geldige papieren bezaten.
Liste, beş sandalye kazandı fakat 1930 yılında yasaklandı.De club speelde in de jaren 30 vijf seizoenen in de nationale reeksen, maar verdween in 1954.
Ama bu yasaklandı.Dit was en is verboden.