1933'te, Naziler eserlerini yaktılar ve yasakladılar.وفي سنة 1933أحرقت النازيون كتبه, اعتبروها فنا مشوها.
Ama bu yasaklandı.ولم يمنع.
Forros: Köleliğin yasaklanması ile serbest kalan kölelerin soyundan gelen kişilerin oluşturduğu grup.ويرجع ذلك إلى أن الداعين إلى التحرير من العبودية هم من قاموا بتحرير تلك الكتابات.
Vatandaşların bu ülkeye seyahat etmesi yasaktır.يُحرّم على المواطنين دخوله.
Ciddi ve düzeyli bir sohbet, neredeyse yasaklanmış gibiydi.كان صخمًا بسيط الشكل قليل الكلام متلعثم وكان عدوانيًا في الحديث ويكاد يكون بلا لباقة على الإطلاق.
1974 yılında avlanması yasaklanmadan önce 176 balina Sovyet avcılarınca yakalanmıştır.ويبلغ عدد الحيتان الموثقة التي قتلت في مياه الاتحاد السوفيتي 176 حوتاً، وذلك حتى توقُّف الصيد عام 1974.
Sen de kimsin?") yazan tişörtler, birçok okulda yasaklandı.وقد مُنعت التيشرتات المكتوب عليها "أنا أكون بارت سمبسون "، "وانت من تكون " في الكثير من المدارس .
Yasaklandığına dair çıkan haberlerin, daha sonra asılsız olduğu ortaya çıkmıştır.والتي تبين لاحقاً عدم صحتها.
Örneğin ABD'de Four Loko gibi alkollü enerji içeceklerinin satışı 2010 yılından bu yana yasaktır.منذ عام 2010، تم إنتاج أربعة مشروبات تونيك على الأقل في الولايات المتحدة.
ABD silahlı kuvvetleri sivillere uluslararası hukukça yasaklanan insanlık dışı muamelelerde bulunmuştur.شعروا أن الأمريكيين من أصل أفريقي تلقوا معاملة غير عادلة من جانب سلطات تطبيق القانون.
Yahudilerin tıp ve hukuk okuması yasaklandı.تأديب الأطباء الخارجين على قوانينيها وعلى الآداب الطبية.
Irklar arası evlilik ABD'nin 50 eyaletinin 31'inde hala yasaktı.إهمال الطفل في الوقت الراهن غير قانوني في جميع الولايات ال 50 المتحده.
Nükleer Silahların Yasaklanması Antlaşması ^أو معاهدة حظر الانتشار النووي.
2006 - İskoçya'da kamusal alanlarda sigara içmek yasaklandı.اعتبارا من أكتوبر 2010، تم حظر التدخين في الأماكن العامة في البلاد.
Birleşik Amerika eyaletlerinin çoğunda da bu mantarların kullanımı yasaktır.منعت بعض البلديات في الولايات المتحدة استخدام هذه المنتجات.
1990 - Fransa, deli dana hastalığı nedeniyle Birleşik Krallık'tan sığır ve sığır eti ithalini yasakladı.2002 أعلنت فرنسا رفع الحظر عن لحوم الأبقار البريطانية.
Okula kedini getirmen yasaktır.غير مسموح لك أن تحضر قطك إلى المدرسة.
Film, Avustralya'da 20 yıl yasaklanmıştır.O filme foi banido na Austrália por 20 anos.
1998 - 19 Avrupa ülkesi, insan klonlanmasının yasaklanması konusunda anlaştılar.1998 — Dezenove países europeus concordam em proibir a clonagem humana.
Madde 5 Yasa sadece topluma zarar verebilecek eylemleri yasaklar.Art. 5.º A lei proíbe senão as ações nocivas à sociedade.
12 Eylül müdahalesi sonrası ülkedeki tüm siyasi faaliyetler yasaklandı.Seis meses depois, em 21 de setembro, todas as atividades políticas foram proibidas no país.
Polis yürüyüşün yasak olduğunu öne sürdü.A passeata havia sido proibida pela polícia.
Kamu yararına aykırı olan gazeteler yasaklanmalıdır.Os jornais que forem contra o interesse público devem ser proibidos.
Dini gruplar, reklamları yasaklatmak için çabaladı Pepsi ürünlerini boykot etti.Os grupos religiosos tentaram proibir os produtos comerciais e boicotar a Pepsi.
Bu arazilerde avcılık tümüyle yasaktır.Nesta zona é proibida a caça.
Hükümet aşiretliği yasakladı ve merkezi otoriteye bağlılığını vurguladı.O governo proibiu o clanismo e destacou a lealdade às autoridades centrais.
1595'te Portekiz'de, Çinli ve Japon kölelerin satın alınıp satılması yasaklandı.Em 1595, foi aprovada uma lei em Portugal que proibia a venda e a compra de escravos chineses e japoneses.
Toplanması yasaktır.A jogatina é proibida.
Saray müzesi Yasak Şehri korumak ve restorasyonundan sorumludur.Atualmente, o Palácio Museu é responsável pela preservação e restauro da Cidade Proibida.
1966'dan 1971'e kadar Yasak Şehre açılan bütün kapılar, onu daha çok yıkımdan korumak için kapandı.Entre 1966 e 1971, todos os portões da Cidade Proibida foram selados, salvando-a de mais destruições.
Bu nedenle Yasak Şehrin etrafındaki binaların yükseklikleri sınırlanır.As construções em altura ao redor da Cidade Proibida estão restringidas.
Yabancıların banka hisseleri satın almaları veya holdinglerin birçoğunu elde etmeleri yasak değildir.Os estrangeiros não são proibidos de comprarem ações dos bancos ou de tornaram-se seus sócios majoritários.
1808 - Amerika Birleşik Devletleri'ne köle girişi yasaklandı.1808 — Estados Unidos proíbem a importação de escravos.
Tiberius ve Livia Drusilla'nın emriyle oğlunun cenazesine gitmesi yasaklandı.Por ordem de Tibério e Lívia Drusa, Antónia foi proibida de ir ao seu funeral.
Melanezyalıların iki güçten herhangi birinin vatandaşlığına girmesi ise yasaklanmıştı.Melanésios foram impedidos de adquirir a cidadania de qualquer poder.
1929 - İtalya'da faşist hükümet, yabancı sözcüklerin kullanımını yasakladı.1929 — O Fascismo bane todas as palavras estrangeiras da Itália.
Genel olarak Yasak Şehir, üç dikey eksene sahiptir.Geralmente, a Cidade Proibida tem três eixos verticais.
Film, İran'da yasaklanmıştır.Este filme foi proibido no Irã desde então.
Fakat bazı İslam toplumlarında sivil yasaya göre çocuk evlilikleri yasaktır.Nas nações islâmicas, muitos países não permitem o casamento infantil de meninas sob seu código civil de leis.
Altar, Yunan tanrılarla dolduruldu ve Yahudilerin kurban kesmesi yasaklandı.Altares a deuses gregos foram criados e animais proibidos a judeus foram sacrificados neles.
Verilen mücadele sonucunda 14 yaş altındaki çocukların çalışması yasaklandı.As crianças com menos de 14 anos estavam proibidas de trabalhar.
Pat, Peter ve Brian'ın yasak odaya girdiklerini gördüğünde ikiliyi bira fabrikasından atar.Quando Pat encontra Peter e Brian na sala proibida, expulsa-os da cervejaria.
İlerde Yasak Şehir olacaktı.Cidade Proibida.
"'Certified Copy'e İran'dan yasak!".PROMUSICAE «Irlanda Certificações».
Yedi kitabı ise yasaklandı.Publicou sete livros.
Muhammed'in herhangi bir görsel tasviri, çoğu İslam geleneğinde yasak kabul edilmektedir.Representações visuais do profeta são geralmente proibidos no Islão.
Adada araba ve bisiklet ile ulaşım yasaktır.Automóveis ou bicicletas não são permitidas na ilha.
Sert vurmak yasaktır.Força letal é proibida.
Kullanımı birçok ülkede yasaktır. ^Seu uso está proibido em vários países.
Bu kedinin avlanması Moğolistan haricindeki bütün ülkelerde yasaklanmış durumunda.Agora isso é proibido, exceto na Mongólia.
İçki yasaklandı.É dado a bebidas.
Stephenie Meyer kitap kapağındaki elmanın kitabındaki yasak meyveyi tasvir ettiğini belirtti.Stephenie Meyer declarou que a maçã na capa de "Crepúsculo" representa o fruto proibido do livro de Gênesis.
Ayrıca dövüş teknikleri çalışmaları da yasaklanmıştı.Também são ensinadas técnicas especiais de combate.
MTV videoyu çok müstehcen kabul etti ve yayınlanmasına yasak getirdi.O vídeo foi considerado sexualmente explícito pela MTV e foi banido da rede.
Birçok ülkede gösterilmesi bugün bile yasaktır.Atualmente é proibida em muitos países.
Avustralya ve Avrupa'da gıda katkısı olarak kullanımı yasaklandı.Seu uso como aditivo alimentício, no entanto, não foi autorizado na Austrália e na União Europeia.
Macar Komünist Partisi yasaklandı.O Partido Comunista da Armênia foi proibido.
Bu yasak daha sonra onun oğlu Qi hükümdarlığı döneminde kaldırılmıştır.Essa forma de fé prevaleceria durante o reinado de seu filho.
Bu yasak, aynı kuantum durumda bulunan bir proton ve nötron için geçerli değildir.Esta proibição não se aplica a um protão e neutrão que ocupem o mesmo estado quântico.
1933'te, Naziler eserlerini yaktılar ve yasakladılar.Em 1933, os nazis baniram e queimaram os livros de Remarque.