Yasaklama emrini ihlal ediyorsun.You're in violation of the restraining order.
Tom yasaklama emrini ihlal etti.Tom violated the restraining order.
Dilencilik kanunen yasaktır.Begging is prohibited by law.
Okulda sigara içmek yasaktır.It's forbidden to smoke at school.
Sigara kullanmak yasaktır.It is forbidden to smoke.
O yasaktır.It isn't permitted.
Asansörde sigara içmek yasaktır.Smoking prohibited inside elevator.
Cinsiyet temelli ayrımcılık yasaklanmıştır.Discrimination on the basis of gender is prohibited.
Yasak meyve en iyi tada sahiptir.Forbidden fruit tastes best.
Yasak meyve her zaman en tatlısıdır.Forbidden fruit is always the sweetest.
Bunu yapmanı yasaklıyorum.I forbid you to do this.
Sanırım bunu yapmam yasak.I think I'm not allowed to do that.
Tom'un dışarı gitmesi yasak.Tom is forbidden to go out.
Şu andan itibaren ağlamak yasaklanmıştır.From this moment on it is forbidden to cry.
Bu yasaklanmalı.That should be prohibited.
Avustralya'da otostop yasak mı?Is hitchhiking prohibited in Australia?
Burada silah yasaktır.Weapons are forbidden here.
Yerel yönetim alkollü içkilerin üretimini yasakladı.The local government outlawed the production of alcoholic beverages.
Okulun kıyafet kodu saçınızı doğal olmayan bir rengi boyamanızı yasaklıyor.The school's dress code prohibits dyeing your hair a non-natural color.
Korunan alanlarda avcılık yasaktır.In protected areas hunting is prohibited.
Selfie çubukları, birçok müze ve galeride yasaklandı.Selfie sticks are banned in many museums and galleries.
Avlanmak ulusal parklarda yasaktır.Hunting is forbidden in national parks.
Ne olduğu hakkında herhangi biriyle konuşmanı yasaklıyorum.I forbid you to speak with anyone about what just happened.
Tom'la konuşmanı yasaklıyorum.I forbid you to talk to Tom.
Orada, onlar onun yasak olduğunu söylemez. Aslında, onlar onun zorunlu olduğunu söyler.Over there, they don't say that it's prohibited. In fact, they say that it's mandatory.
Onlar bunun orada yasak olduğunu söylemezler. Aslında onun zorunlu olduğunu söylerler.They don't say that it's prohibited there. In fact, they say that it's mandatory.
Bu yasak.That isn't allowed.
Bu alanda fotoğraf çekmek yasaktır.Photography of this area is prohibited.
Köpekler yasaktır.Dogs are forbidden.
Plastik bakkal torbaları yasaklandı.Plastic grocery bags have been banned.
Bu kesinlikle yasak.This is strictly forbidden.
Teknik olarak konuşursak, ölüm, İspanyol kasabası Lanjarón'da yasaklanmıştır.Technically speaking, death is prohibited in the Spanish town of Lanjarón.
Yaşadığım apartmanda hayvan beslemek yasak.Pets aren't allowed in the apartment building where I live.
Ev hayvanları burada yasak.Pets aren't allowed here.
Konuşmam yasak.I'm not allowed to talk.
Ailem Tom'u tekrar görmemi yasakladı.My parents forbid me from seeing Tom again.
Burada nefes almak yasak.Breathing is forbidden here.
Avrupa birliği plastik torbaları yasaklamayı düşünüyor.The European Union is considering banning plastic bags.
Eski vasiyetname kabuklu yemeyi yasaklar.The Old Testament forbids eating shellfish.
Bunu yasaklıyorum.I forbid that.
Google seni yasakladı mı?Did Google ban you?
Bu alan halka yasak bölge.This area is off limits to the public.
Fiziksel ceza İsveç'te yasaktır.Corporal punishment is forbidden in Sweden.
Ben birçok kez yasaklandım.I have been banned many times.
Hükümet ahlaksızlık gerekçesiyle kitabı yasaklamaya kararı verdi.The government decided to ban the book on grounds of indecency.
Bu ürünün tekrar satışı yasaktır.Resale of this item is prohibited.
Esrar satın almak ve tüketmek birçok ülkede kanunen yasaklanmıştır.Buying and consuming cannabis is prohibited by law in many countries.
Resim odasından yasaklandım.I've been banned from the art room.
Saat ondan sonra bu plazada park yapmak yasaktır.Parking in this plaza after ten o’clock is prohibited.
Bazı okullar Cadılar Bayramı için ürpertici palyaço kostümleri giyen öğrenciler yasakladı.Some schools have banned students from wearing creepy clown costumes for Halloween.
Bu göl özel. Burada balık avlamak yasaktır.This lake is private. Fishing here is forbidden.
Yasak meyve en tatlıdır.Forbidden fruit is sweetest.
Burada açıkça izin verilmeyen her şey yasaktır.Here everything is forbidden that isn't expressly permitted.
Boston'da silahların yasaklandığını düşünüyordum.I thought guns were banned in Boston.
Boston'da silahların yasaklandığını düşündüm.I thought guns were banned in Boston.
Tom hiç yasaklanmış madde kullandı mı?Did Tom use any banned substances?
Tom yasaklanmış maddeleri alıyor muydu?Did Tom take banned substances?
Traktörlerin yasaklanması gerekir.Tractors should be banned.
Sanırırm Tom yasaklandı.I think Tom got banned.
Babam evcil kedi sahibi olmamı yasakladı.My father forbade me from having a pet cat.