Avrupa Birliği de Kırım ile her türlü ticareti yasaklamıştır.L'Unione europea vietò anche l'importazione di tutti i beni dalla Crimea nei suoi Stati membri.
1922’de İngiliz mandası olan Filistin’de dini inanışlara dayanan ayrımcılık yasaklandı.Restarono valide le normative penali del 1922 contro le "superstizioni religiose" diffuse in pubblico.
2009'dan beri, hicab, devlet okullarında, üniversitelerde veya hükümet binalarında yasaklandı.Nyýazow lo ha reso obbligatorio in tutte le scuole, negli uffici pubblici.
Bunun anlamı 18 yaşından küçük kimselerin salona alınmasının yasak olduğuydu.Ella dichiara che i bambini al di sotto i 16 anni non possono entrare nel parco.
1979 - İstanbul'da 1 Mayıs kutlamaları yasaklandı ve sokağa çıkma yasağı kondu.Ma lo fecero, nell'ottobre del 1979, in un modo che era loro vietato, ossia scioperando.
Ayrıca Pokémon animesinin bazı bölümleri çeşitli sebeplerle yasaklanmıştır.La serie animata dei Pokémon è incorsa più volte in censure, per i motivi più vari.
Satıcılar arasında rekâbet kesinlikle yasaktı.Venne vietato ai ricevitori di sgambettare i difensori.
Kırımoğlu'nun ülkeye girişinin yasaklandığı ilan edildi.Viene ribadita la proibizione dell'Anschluss al Reich.
5. Kural: Şahsi kavgalarda yer almak yasaktır.Livello 5 - Luogo di detenzione degli ostaggi.
Yasak ne ayol!Aiutami Hope!
Sağlık bakanlığı sırasında restoran ve publar dahil çalışma alanlarında sigara içmeyi yasaklamıştır.Tuttavia, il PS sostiene il divieto di fumo nei ristoranti e nei bar.
Fakat Peder Morgan iki gencin görüşmelerini yasakladı.Morgan acconsente adesso al matrimonio dei due giovani.
Ayrıca kısa bir süre Marilyn Monroe ile yasak ilişki yaşamıştır.Conobbe e frequentò per un breve periodo Marilyn Monroe.
Film, İran'da yasaklanmıştır.A tutt'oggi il film è proibito in Siria.
Cesedimi incelemek yasaktır.La crittografia è vietata.
İslam dini evlilikten önce cinsel ilişkiye girmeyi yasaklar.I credenti si aspettano di astenersi dai rapporti sessuali al di fuori del matrimonio.
Hristiyanlık inancında dövme yasaklanmıştı.Ai cristiani venne riconosciuta la libertà di culto.
Federal Havacılık Kurulu tarafından uçuşları yasaklanmıştır.Ora ho anche una licenza della Federal Aviation Administration.
Bu yoldan yürmek yasaktır.Езда по этому пути запрещена.
Bu istasyonda sigara içmek yasaktır.На этом вокзале запрещено курение.
KGB yetkilileri ilione'nin geçit töreni sırasında perdeleri açmayı yasakladı.Кагебешники запретили Илоне открывать шторы во время парада.
Tanrı'nın kuralları, kan yemeyi yasaklamıştır çünkü canlılara yaşam veren kandır.Закон Божий запрещает употреблять кровь, так как кровь - это душа.
Bu esnada Japon ordusu Beijing'deki Yasak Şehri ele geçirmişti.Тем временем японская армия захватила Запретный город в Пекине.
1965 - İngiliz televizyonunda sigara reklamları yasaklandı.1965 — В Великобритании запрещена реклама сигарет на телевидении.
1966'dan 1971'e kadar Yasak Şehre açılan bütün kapılar, onu daha çok yıkımdan korumak için kapandı.С 1966 по 1971 годы все ворота в Запретный город были запечатаны, дабы спасти его от дальнейшего разрушения.
Geleneksel olarak Yasak Şehir iki parçaya ayrılmıştır.Запретный город традиционно разделяется на две части.
ABD silahlı kuvvetleri savaş hukukunca yasaklanan silahlar kullanmıştır.Использовали ли Соединенные Штаты оружие, запрещенное законами войны?
Optik numaralar ve filtreler kesinlikle yasaktır.Оптические эффекты и фильтры запрещены.
Cesedimi incelemek yasaktır.Вскрытие тела проводить запретили.
Sardana Franco diktatörlüğü döneminde yasaklanmıştı.В годы диктатуры Франко сардана была официально запрещена.
İçki yasaklandı.Спиртные напитки запрещены.
Alfonso VII, "yakın zamanda dönenlerin" Toledo'da devlet bürolarında çalışmasını yasakladı.Так, Альфонсо VII запретил «недавно обращённым» вести дела в Толедо.
Bhutan'da bu süre içinde televizyon yasaklanmıştı ve Bhutan dünyada televizyonu yasaklayan tek ülkeydi.На протяжении длительного времени Бутан оставался единственной страной в мире, где было запрещено телевидение.
Bu yasaklamalara rağmen Yahudiler Zagreb ve Varaždin'e yerleşti.Несмотря на эти ограничения, евреи поселились в Загребе и Вараждине.
Pakistan'ın hijab'ı yasaklayan veya yürürlüğe koyan kanunları yoktur.В России нет закона, запрещающего либо ограничивающего бейсджампинг.
Tüm diğer siyasi partiler yasaklanmıştı.Все политические партии были запрещены.
Şu anda bu yasak askıya alınmıştır.В настоящий момент этот запрет снят.
1977 - Birleşmiş Milletler, Güney Afrika Cumhuriyeti'ne silah satışını yasakladı.1977 — ООН категорически запрещает поставки вооружений в Южную Африку.
Nehirde balık avcılığı tamamen yasaklanmıştır.Рыбалка в реке запрещена.
Müslümanların gayrimüslimlerin cenáze törenine katılması yasaklanmadı.Мусульманам запрещено молиться за неверующего.
Madde 5 Yasa sadece topluma zarar verebilecek eylemleri yasaklar.В её статье 5 говорилось, что закон имеет право запрещать лишь действия, вредные для общества.
4 Nisan - Ronald Reagan kimyasal silahlarda uluslararası bir yasaklamaya gidilmesi için çağrıda bulundu.4 апреля — президент США Рональд Рейган призвал к международному запрещению химического оружия.
Tütün ve kahveyi yasakladı.Запрещался табак и алкоголь.
Kamu yararına aykırı olan gazeteler yasaklanmalıdır.Газеты, приносящие вред интересам общества, должны быть запрещены.
Böylece Boğazlar bölgesine Türk askerlerinin girişi yasaklandı.Так, например, был запрещён вход туркам в область.
Katar'da eşcinsellik yasaktır.Гомосексуальность в Катаре запрещена законом.
1992 yılının Aralık ayında eserleri yasaklandı.В декабре 1992 года его работы были запрещены .
Yasak 12 Eylül'de sona erdi.Финал прошёл 12 сентября.
1795 - Fransa'da kadınların toplantılara katılması yasaklandı.В 1795 году женщинам Франции запретили появляться в общественных местах и на политических собраниях.
Adada araba ve bisiklet ile ulaşım yasaktır.На острове запрещено движение автомобилей и велосипедов.
MTV videoyu çok müstehcen kabul etti ve yayınlanmasına yasak getirdi.MTV сочло клип непристойным и запретило к показу.
Her iki kitap da yasaklandı.Лов обоих видов полностью запрещен.
Adada otomobiller yasaktır.На острове запрещено вождение автомобилей.
İkinci kısa süreli kaçakçılık patlaması ABD’deki yasaklanma dönemi yılları boyunca vuku buldu.Второй кратковременный период оживления контрабанды наблюдался в годы введения сухого закона в США.
İmparatorun ikametgâhı olan Yasak Şehir de bu yıldızın yeryüzündeki yansımasıydı.Запретный город, как резиденция земного императора, являлся земным эквивалентом этой сферы.
Yasak meyvenin yerine buğday geçer.Вместо нутовой муки берут пшеничную.
Şu an Ulusal Faşist Parti'nin yeniden kurulması İtalya Anayasası'nda yasaktır.Итальянская конституция запрещает воссоздание фашистской партии.
Lois'in Peter'ın dansa gitmesini yasaklamasına rağmen Peter kaçar ve dansa gider.Лоис запрещает Питеру идти на танцы, но тот тайком сбегает.
Polonya Krallığı'nın resmi ofislerinde de Lehçe konuşulması yasaklandı.Кроме того, использование польского языка в общественных беседах было запрещено.
Konuşmak kesinlikle yasaktır.Но говорить об этом практически запрещено.