Ana içeriğe geç
Sözlük

yasak ile cümle

yasak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Emirlikte sendikalar, siyasi partiler yasaklı bulunmaktadır.I sindacati commerciali e le organizzazioni politiche sono proibiti.
Rızai yetişkinler arasında ensest yasaklanmamıştır.L'incesto tra adulti consenzienti non è invece proibito.
Ölümden sonra dövmenin herhangi bir şekilde kaldırılması da katiyetle yasaktır.Rimuovere un tatuaggio dopo il decesso è assolutamente proibito.
Şu anda bu yasak askıya alınmıştır.Oggi tale divieto è stato tolto.
Nikolay Bukharin'in Yesenin'i eleştirisi, önemli şekilde yasaklamaya katkıda bulundu.A ciò contribuì in modo significativo la critica di Nikolaj Bucharin.
1 Ocak - Amerika Birleşik Devletleri'nde televizyonda sigara reklamları yasaklandı.1º gennaio La pubblicità delle sigarette viene bandita dalle televisioni statunitensi.
Diğer iki responsa ise geleneksel yasakları içinde barındırdı.Altre due hanno invece interamente mantenuto i divieti tradizionali.
Ayrı ırklardan insanların evlenmesi yasaktı.Le rappresentazioni di relazioni fra persone di razze diverse erano proibite.
Fakat bu yasaklar pek sıkı değildir.In ogni caso non si tratta di regole troppo rigide.
Tütün ve kahveyi yasakladı.Preparò il caffè e fumò una sigaretta.
Burada sigara içmek yasaktır!Vietato fumare.
Index Librorum Prohibitorum adlı yasaklanmış kitaplar listesi 1965 yılına dek geçerliliğini korumuştur.Non fu rimosso dall'Index librorum prohibitorum fino al 1900.
1965 serbestleşmesi, kınanarak, yasaklı kitap ve yazarlar dizini yeniden belirlendi.La liberalizzazione del 1965 venne condannata e fu ripristinato l'Indice dei libri e degli autori proibiti.
Dük Verona'da düelloları yasak etmiştir.La seconda eliminava il verdetto del Duca di Verona.
Washington'da köle ticareti yasaklanacak.Il commercio con l'Inghilterra è vietato.
Bu yasakların asıl sebeplerinden biridir.È una delle invocazioni basilari.
Kürtajı yasaklayan 218 nolu kanuna karşı hareketlerin de içinde bulunmuştur.Votò a favore della revoca del divieto di aborto, contenuto nel paragrafo 218 del Codice penale.
Çünkü bugünlerde ithalat yasaklanmıştı.In tali giorni è vietato digiunare.
Yaşanan olaylardan sonra Erebuni'de gösteri yürüyüşlerine yasak getirildi.Da allora ogni manifestazione ad Algeri è stata proibita.
Adada otomobiller yasaktır.L'uso di veicoli a motore sull'isola è proibito.
Katar'da eşcinsellik yasaktır.In Nicaragua viene legalizzato il divorzio.
Parka köpek sokmak yasaktır.La licenza per detenere un cane è obbligatoria.
Parktan herhangi bir şey alıp dışarı götürmek yasaktır.È fatto divieto di possedere e di acquistare terreni fuori dalla riserva.
Tuşlanmış veya pes etmiş güreşçi iki dakika maçtan yasaklanmaktadır.Il giocatore placcato o trattenuto deve passare o lasciare il pallone entro 2 secondi.
Kullanılan Creative Commons lisansına göre eserin ticari kullanımı yasak olabileceği gibi tersi de mümkündür.Ad esempio, una licenza Creative Commons, può impedire l'utilizzo di un'opera a fini commerciali.
Avustralya'nın yerli yılanlarının yurtdışına çıkarılması da yasaktır. ^ Notechis.Inoltre è illegale esportare un serpente nativo australiano.
1939'dan sonra Farsça'da ve Fars-Arap alfabesi ile yazılan maddeler Tacikistan'da yasaklanıldı.Dopo il 1939, testi pubblicati in persiano nell'alfabeto perso-arabico furono banditi dal Paese.
Ayaklanma tam anlamıyla bastırıldıktan sonra Yahudilerin adada yaşaması yasaklandı.In seguito fu proibito ad ogni ebreo di mettere piede sull'isola.
Bu aynı zamanda yasak olup, bir insanın önünde melekten insana dönüşüm yapmıştır.Anche lei era umana prima di essere reincarnata in un Demone.
Sovyetler Birliği devrinde milliyetçilik simgesi olan bu bayrak yasaklanmış idi.Durante il dominio sovietico questa bandiera venne vietata in quanto simbolo di nazionalismo.
Tüm diğer siyasi partiler yasaklanmıştı.Ogni attività religiosa fu proibita.
Essenilerde yemin etme ve hayvanları kurban etme yasaktı.Il giuramento però viene pronunciato sulla bandiera olimpica e non più sulle interiora di animali sacrificati.
Mesela Area 69(Area 51 den baz alınmıştır), Yasak Bölge (Restricted Area) veya hayalet kasabalar.Zona Proibita - Area 69: parodia della famosa Area 51.
Köpeklerin kuyruk ve kulaklarının kesimi günümüzde aralarında Türkiye'nin de olduğu pek çok ülkede yasaktır.Una tassa sui cani è o è stata presente in molti dei Paesi occidentali.
Motorlu taşıtların yasak olduğu (resmi araçlar hariç) adada ulaşım bisiklet ve faytonlarla sağlanır.Non è permessa la circolazione di veicoli (né a motore né biciclette) sull'isola.
Yasaklamalara rağmen İstanbul'daki kahvehanelerin sayısı artmaya devam etmiştir.Nonostante il divieto, il caffè continuò ad essere bevuto in Svezia.
Siklamat 1969'da yasaklandıktan sonra üründen çıkarıldı.Per la loro fragilità, furono banditi nel 1969.
391 ve 392 yıllarında bir seri ferman vererek pagan dinin kökten yasakladı.Tra il 391 e il 392 il Paganesimo venne di fatto proibito in tutto l'Impero.
Yasak Orman, öğrencilere kesinlikle yasaktır.Foresta Proibita, foresta pullulante di pericolosi Animali fantastici quindi vietata agli studenti.
20. madde de; şiddet propagandalarını yasaklar.X: Proibita la distribuzione.
Tişörtleri yasaklayarak anayasayı nasıl öğretebilirsiniz?" yorumunu yaptı.Come puoi insegnare la Costituzione se metti al bando le magliette?"
Yalnız erkekler tapabilir, kadınların tapması yasaktır.Per l'uomo è d'obbligo alzarsi, mentre non lo è per le donne.
19. yüzyıldan itibaren Osmanlı Devleti'nde belgesiz dişhekimliğinin yapılması yasaklanmıştır.Fin dalla metà del XIX secolo ai non-musulmani era vietato accedere all'area sacra.
Goli otok, çok uzun süre Yugoslavya'da konuşulması yasak konulardan birisiydi.I libri di Gilas furono a lungo vietati in Jugoslavia.
Yasaklar 1904 yılında kaldırıldı.Il bando fu abolito nel 1904.
Bir evlatlığın hanımıyla evlenmek, geleneğe göre babaya yasaktı.La partecipazione della madre nell'atto di dare una figlia in matrimonio non era usualmente praticata.
BMGK 6 Ağustos'ta aldığı 661 no'lu kararla uluslararası düzeyde Irak'la ticareti yasakladı.Il 6 agosto, la risoluzione 661 approvò delle sanzioni economiche contro l'Iraq.
İlerde Yasak Şehir olacaktı.Entrata alla Città proibita.
Kongre, Ocak 1937'de geçirdiği bir yasayla İspanya ile yapılan silah ticaretini yasakladı.Nel gennaio 1937, il Congresso approvò una risoluzione comune che vietava il commercio di armi con la Spagna.
Bunun 365'i yasaklardan müteşekkildir.365 del codice penale.
Sanatçı sonraları, West'in yasaklanacak bir kapak istediğini söyledi.L'artista successivamente disse che Kanye voleva una copertina che sarebbe stata bandita.
Enerjinin korunumu ve doğrusal momentum sadece bir fotonun oluşturulmasını yasaklar.Inoltre la conservazione dell'energia e dell'impulso impedisce la creazione di un singolo fotone.
İki kez Gestapo tarafından tutuklandı ve 1943 yılında yazı yazması yasaklandı.Venne catturata dagli agenti della Gestapo nel 1942 e trucidata nel carcere di Berlino nell'agosto del 1944.
Kıbrıs'ın nüfusu büyük oranda azaldı ve Yahudilerin orada yaşaması yasaklandı.Cipro era gravemente spopolata e i Giudei erano stati banditi dal vivere lì.
Soğuk Savaş boyunca Lihtenştayn vatandaşlarının Çekoslovakya'ya girmeleri yasaktı.Durante la Guerra fredda ai cittadini del Liechtenstein fu proibito di entrare nella Cecoslovacchia.
Liste, beş sandalye kazandı fakat 1930 yılında yasaklandı.Difese il titolo per cinque volte prima di essere sconfitto nel 2000.
Yasak Şehir sitesi, Moğol Yuan imparatorluğu zamanında imparatorluk şehrinin parçası idi.Il sito dove sorge oggi la Città Proibita era parte della città imperiale già durante la Dinastia Yuan.
Bazı ülkeler bu uygulamayı tamamen yasaklamıştır.La città, infatti, generalmente proibita tale pratica.
1314 – İngiltere kralı II. Edward Londra'da futbolu yasakladı.Il 13 aprile 1314 il Re Edoardo II proibisce la pratica del gioco a Londra e nei luoghi pubblici.
Peçe ise tamamen yasaklanmıştı.Formalmente l'espatrio non era vietato in maniera assoluta.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod