Ana içeriğe geç
Sözlük

yasak ile cümle

yasak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Sendikalaşma ve grev yasaktı.Les manifestations sans autorisation et les grèves sont interdites.
Başka partiler yasaklanmıştır.Tous les autres partis sont prohibés.
Avlanması ve satılması yasaktır.La chasse et la pêche sont interdites.
Ayrıca onların soyundan gelen hiçbir kişinin Fransa’da iktidara gelmesi yasaklanır.Il n'y a toutefois presque aucune chance que l'encombrante hôte soit contrainte de quitter la France.
20. madde de; şiddet propagandalarını yasaklar.L'article no 14 prohibe la discrimination.
Kapalı alanlarda sigara içmenin yasaklanmasının öncüsü oldu.Il est interdit de fumer dans les lieux publics.
1807 - Birleşik Krallık Parlamentosu, köle ticaretini yasakladı.En 1807, les Britanniques interdisent le commerce des esclaves.
Bu arazilerde avcılık tümüyle yasaktır.La chasse y est formellement interdite.
Vatandaşların bu ülkeye seyahat etmesi yasaktır.Ce visa interdit de travailler dans le pays visité.
Burada sigara içmek yasaktır!Il est interdit de fumer dans le bâtiment.
Brezilya'da Brezilya fındığı ağacını kesmek yasaktır.Forêt pluviale et cerrado au Brésil.
Şabat’ta yapılması yasak olan otuz dokuz faaliyet Şabat Kitapçığında (Talmud) sıralanmıştır.Ce traité compte 24 chapitres qui détaillent les 39 types de travaux interdits pendant la Shabbat.
İtaat, prensip olarak emir veyâ yasaklara uymaktır.En accord avec le règlement, il veille au maintien de l'ordre.
Dünyada Airsoft'un yasak olduğu ülkeler mevcuttur.Airsoft est pratiqué à travers tout le pays.
Öyle ki o dönemde yasaklanmaları söz konusu olmuştur.Après cette date, cela leur fut interdit.
Optik numaralar ve filtreler kesinlikle yasaktır.Tout traitement optique ou filtre est interdit.
Tütün ve kahveyi yasakladı.Il interdit également l’alcool, le café et le tabac.
İstanbul. s. 17. ^ "Erdoğan artık yasaklı".Planche 43A, Bégonia dit : « Non !
Emirlikte sendikalar, siyasi partiler yasaklı bulunmaktadır.La loi martiale est proclamée et les partis politiques interdits.
Albümden "Happiness In Slavery" şarkısının klibi işkence ve vahşet dolasıyıla yasaklanır.L'album contient une reprise de la chanson Evil Has No Boundaries de Slayer.
Budizmde evlilikten önce cinsel ilişki yaşamak yasak değildir.Les relations sexuelles avant le mariage étaient interdites.
Belki de en önemlisi bebek oyuncaklarında pek çok türünün kullanılması 1999 yılından itibaren yasaklanmıştır.Depuis 1999, il est obligatoire de l'utiliser dans certains pesticides.
Yasak Bölge, Paul Walker'ın (ö.Huelgas Ensemble, dir. Paul Van Nevel.
Ve bu yasakların delinmesi yani sivil itaatsizlik halindeki cezalar ise oldukça serttir.Le coût des procédures pour ce délit en termes d'argent public est exorbitant.
Ancak yasak uygulaması bazen pek katı olmazdı.Le gué n'était pas souvent praticable.
Her 'iyi' bilimsel kuram bir yasaklamadır.L'expression « extrême droite » n'est pas un concept scientifique.
Bhutan'da bu süre içinde televizyon yasaklanmıştı ve Bhutan dünyada televizyonu yasaklayan tek ülkeydi.Le Bhoutan devient ainsi l'un des derniers pays à avoir accès à la télévision.
Venedik Avrupa'nın en geniş araba girişinin yasak olduğu alana sahiptir.La Pologne est le pays d'Europe où circulent le plus de voitures GPL.
1 Mayıs - Ankara'da grev ve lokavt yasaklandı, 22 dernek kapatıldı.Le 22 mai, la grève devient illimitée et les services publics sont fermés.
Bu iki değişik statülü halk arasında nikah huküne yasaktı.Les mariages entre les deux populations sont interdits.
Kendi doğum gününde hayvan kesimini yasakladı.La loi interdit l'abandon de son animal domestique.
Konuşmak kesinlikle yasaktır.Il est interdit d'interdire.
Ayrıca gösteriye yöre halkı dışında katılım yasaklanmıştır.En activité, ils sont naturellement interdits à la fréquentation du public.
1865 - ABD Temsilciler Meclisi, köleliği yasaklayan yasayı onayladı.1865 : les États-Unis promulguent le 13e amendement interdisant l'esclavage.
Para basmak yasaklanmıştır.L'argent est banni.
Bu yasakları çiğneyenlere cezai yaptırımlar uygulanır.On inflige un châtiment à celui qui transgresse les lois.
Yahudilerin şehre yılda bir kez dışında girmesini yasakladı.Les Juifs sont interdits de séjour dans la ville.
Gulangyu yalnızca arabaları değil, aynı zamanda bisikletleri de yasaklar.Le Meusien n'a pas seulement besoin de locomotives, mais aussi de wagons.
Sigaranızı söndürün. Burada sigara içmek yasaktır.Apague su cigarro. Está prohibido fumar aquí.
Güvercinleri beslemek yasaktır.Está prohibido alimentar a las palomas.
Bu binanın bir fotoğrafını çekemezsin.Yasak.No puedo sacarle una foto a este edificio. Está prohibido.
Burada balık tutmak yasaktır.Está prohibido pescar aquí.
Asansörün içinde sigara içmek yasaktır.No se permite fumar dentro del ascensor.
Horoz dövüşü birçok ülkede yasaklanmıştır.Las peleas de gallos están prohibidas en muchos países.
Yasanın yasaklamadığını utanç sınırlar.La vergüenza puede limitar lo que la ley no prohíbe.
Burada sigara içmek yasaktır!¡Acá no se fuma!
Kamu kurumlarında ise çalışanlara uygulanan bu yasak hizmet alanlar için geçerli değildi.A los que se encuentran en el mar se les prohibía usarlos.
Hükümet aşiretliği yasakladı ve merkezi otoriteye bağlılığını vurguladı.El gobierno prohibió el clanismo y destacó la lealtad a las autoridades centrales.
Madde 5 Yasa sadece topluma zarar verebilecek eylemleri yasaklar.Artículo 5.- La ley sólo tiene derecho a prohibir los actos perjudiciales para la sociedad.
Bu yasak günümüzde kalkmıştır ancak ucuz yolla yapılan bu tür soju hala yapılmaya devam etmektedir.Aunque la prohibición ha terminado, el soju barato sigue haciéndose de esa manera.
Ayrıca gayrimüslimlerin silah taşıması ve atlara ya da develere binmesi de yasaktı.Se les prohibió llevar armas o cabalgar sobre caballos y camellos.
İlerde Yasak Şehir olacaktı.La ciudad prohibida.
BBC Radio 2 şarkıyı açık içeriğinden dolayı yasakladı.BBC Radio 2 también prohibió la canción por su contenido explícito.
Bassus’un ölümünden sonra Elagabalus, Faustina'ya kocasının yasını tutmayı yasakladı.Después de la muerte de Baso, Heliogábalo prohibió a Faustina que guardara luto por su esposo.
1988 yılında Banks Yarımadası etrafında yaratılan deniz koruma alanında balık ağı ile avlanma yasaklanmıştır.En 1988 se creó una reserva en la Península de Banks, donde se prohíbe la pesca con redes.
Birçok ülkede gösterilmesi bugün bile yasaktır.Al día de hoy, todavía está prohibida en muchos países.
ABD silahlı kuvvetleri savaş hukukunca yasaklanan silahlar kullanmıştır.Las naciones han utilizado la falsificación a modo de arma.
Yahudilerin bu tip ibadetlerde bulunması yasak olup bu tür ibadetlere bulaşanlar cezalandırılır.En la encomienda se prohíbe detener a los judíos y se establecen penas para quienes les hicieran daño.
Ancak Çin tarafından kullanımı yasaklanmıştır.China debería simplemente ser explotada.
Para basmak yasaklanmıştır.El dinero está prohibido.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod