Ana içeriğe geç
Sözlük

yasak ile cümle

yasak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
1835 – İngiltere'de Karayolları Kanunu'na göre kamu sokaklarında futbol oynanması yasaklandı.1835 : Highway Act en Grande-Bretagne qui interdit la pratique du folk football dans les rues.
Bu nedenle yasak çok katı bir şekilde uygulandı.A-t-il, au contraire, été appliqué avec rigueur ?
Tüm diğer siyasi partiler yasaklanmıştı.Tous les partis politiques sont interdits.
Zaman içinde her türlü ticareti yasaklanmıştır.Toute circulation y est alors définitivement interdite.
Antlaşma, Kimyasal Silahları Yasaklama Örgütü (OPCW) tarafından yönetilir.Organisation pour l'interdiction des armes chimiques (OPCW).
Kongre, Ocak 1937'de geçirdiği bir yasayla İspanya ile yapılan silah ticaretini yasakladı.En janvier 1937, le Congrès adopta une résolution commune interdisant le commerce des armes avec l'Espagne.
Katar'da eşcinsellik yasaktır.L’homosexualité est interdite dans le judaïsme.
Kürtajı yasaklayan 218 nolu kanuna karşı hareketlerin de içinde bulunmuştur.Elle a aussi donné une interprétation controversée de l'article 40.3, qui interdit l'avortement.
Adada otomobiller yasaktır.Dans cette île, les voitures ne sont pas autorisées.
Gereksiz konuşma: Övünmek, gıybet, yalan söylemek vs. yasaklanmıştır.Frivolité: la vantardise, le mensonge, la calomnie ne sont pas autorisés.
Ancak yeni İmparator Macrinus onu yasaklamadı ve parasını elinde tutmasına izin verdi.Le nouvel usurpateur Macrin ne l'exile pas et l'autorise à conserver sa fortune.
WHO, bu tür yasaklamaların uygulamaya girdiği yerlerde tütün kullanımının %16 azaldığını belirlemiştir.Elle a estimé que ce genre d'interdiction a réduit la consommation de 16 % là où il a été institué.
Zira suret yazmak şeriatımızda memnudur (yasaklanmıştır)”.Les forfaitures qui nous appartiennent en propre y seront inscrites ».
Nükleer Silahların Yasaklanması Antlaşması ^Traité sur l'interdiction des essais nucléaires.
Moğol Emiri Nevruz, İslam'ı zorunlu kıldı ve her türlü diğer dini yasakladı.Nowruz rend l’Islam obligatoire, interdit toutes les autres religions.
Tora'daki On Emir cinayeti yasaklar.De la façon la plus évidente, les Dix Commandements dans la Torah interdisent le meurtre.
Onun döneminde Afganistan'da kadınların çalışması yasaklandı, kız çocuklarının eğitim görmesi engellendi.Durant son enfance, l'éducation des femmes était interdite et elle ne put étudier.
Sivillerin esirlere esirlere yardım etmesi yasaklandı.Il était interdit aux gardiens de parler aux prisonniers.
Özel mülkiyet yasak olup, her şey ortaktır.Toute propriété privée est interdite, et la consommation est rationnée.
Güvenlik şeridini acil durumlar hariç kullanmak yasaktır.L'écornage est interdit sauf dérogation.
İçki yasaklandı.L'alcool y est interdit.
Satıcılar arasında rekâbet kesinlikle yasaktı.L'entraide entre équipiers était cependant formellement interdite.
Pestisit DDT'ye gelince, Carson aslında hiçbir zaman tamamen yasak olmasını istemedi.Carson n'a jamais appelé à interdire complètement le DDT.
Şu anda bu yasak askıya alınmıştır.Cette exonération est actuellement suspendue.
17 yıl siyasi yasaklı kaldı.Il y a eu 17 législatures.
Bunu engellemek için, 1924 yılında senato eroinin satışını, ithalatını ve üretimini tamamen yasakladı.L'héroïne est totalement interdite de fabrication, vente et importation en 1924.
Kısa bir süre sonra bu dergi yasaklanır.La revue est aussitôt interdite.
Eskiden dinler veya etnik gruplar arası evlilikler yasak olabiliyordu.Les mariages entre ethnies proches ou voisines étaient proscrits.
Libya hükûmeti haberleri tamamen kesintiye uğrattı ve yabancı gazeteciler yasaklanıp ülkeden çıkarıldı.La presse et les médias ont été muselés et les journalistes étrangers interdits.
1795 - Fransa'da kadınların toplantılara katılması yasaklandı.1795 - France : les femmes sont exclues de la vie politique.
Parka köpek sokmak yasaktır.Interdiction d'introduire des chiens.
Yurt dışına çıkışını da yasaklatır.Il lui est interdit de s'installer à l'étranger.
Verilen mücadele sonucunda 14 yaş altındaki çocukların çalışması yasaklandı.Le code du travail interdit le travail des enfants de moins de 14 ans.
Yasaklamalara rağmen İstanbul'daki kahvehanelerin sayısı artmaya devam etmiştir.À l'inverse, en Corée du Sud, le nombre de cybercafés est en constante progression.
Her türlü savaş, yağma ve katliam yasaktır.Dans ce monde, tout meurtre, guerre et vol est interdit.
Fakat, haşhaş üretiminin yasaklanmasıyla bu üretim yapılmamaktadır.Ce secteur n'est toutefois pas interdit à la construction.
Çünkü o zamanlar, Doğu Almanya'da bu tür grupların olması yasaktı.L'article suivant prévoyait que tout mouvement de troupe était interdit à l'Allemagne dans cette zone.
Yalnızca düşünür olarak değil yasakoyucu ve devlet adamı olarak da rol oynadığı sanılmaktadır.Je délibère non comme juge mais comme législateur.
"'Certified Copy'e İran'dan yasak!".Les « papistes » sont privés du droit de vote en Irlande.
Tarih öğretmeni ile yasak aşk yaşamıştır.Il entretiendra avec l'institutrice une relation interdite.
Siklamat 1969'da yasaklandıktan sonra üründen çıkarıldı.Le mouvement fut dissous en 1969 après avoir périclité.
Filmi, 1983 yılından sonra izlemek yasaklanmıştır.Le film, terminé en 1983, est interdit de visa pendant deux ans.
Ama bu yasaklandı.Ce qui est interdit.
İslamiyet köleliği yasaklamamıştır.Interdiction de l'esclavage.
1 Tişri - Yasak meyvenin yenmesiyle ilk günah işlendi.Date inconnue : L'Impardonnable Péché Nouvelle.
Kökeni, Pekin'deki Yasak Şehir'de 1925'te kurulan Saray Müzesi'ne dayanır.Une partie se retrouvant au musée du Palais dans la Cité interdite à Pékin.
Tuşlanmış veya pes etmiş güreşçi iki dakika maçtan yasaklanmaktadır.Le joueur sanctionné est suspendu pendant deux minutes.
Hell's Gate yasaklanır.La chambre de Charlie est interdit à tout accès.
Aralık 1913'te siyasi faaliyetlerinden dolayı tekrar tutuklandı ve 2 yıl St.Petersburg'a gelmesi yasaklandı.Il est de nouveau arrêté pour son activité politique en 1925 et reste deux ans en détention.
Louis bunun yanında Fransa içinde kölelik kurumunu yasaklamıştır.La France refuse cependant son extradition au Liban.
İkinci kısa süreli kaçakçılık patlaması ABD’deki yasaklanma dönemi yılları boyunca vuku buldu.Un deuxième essor aura lieu avec la contrebande, pendant la prohibition aux États-Unis.
Beldeye kışın araç girmesi yasaktır.Le quai est déneigé en hiver.
İlk yasaklamalar 1889'da başlar.Les expropriations débutent en 1889.
Masalda işlenen tema, yasaklanmış bir şeyi yapmanın cezasıdır.On a l'obligation morale de faire ce qui est interdit.
Bazı ülkelerde, kanun gereği dine hakaret yasaklanmıştır.Dans certains pays, la loi interdit l’intérêt.
Leh dilinin, tarihinin ve Katolikliğin araştırılması, öğretilmesi yasaklandı.L'étude et l'enseignement du polonais, ainsi que l'histoire du catholicisme, sont eux aussi interdits.
Birçok ülkede ticari amaçla avlanması yasaklanmıştır.La chasse à la tortue à des fins commerciales y est interdite.
Avustralya'nın yerli yılanlarının yurtdışına çıkarılması da yasaktır. ^ Notechis.Il est également interdit d'exporter un serpent originaire d'Australie.
Her türlü böcek, sürüngen ve kemirgenin yenilmesi yasaktır.Tout contact avec la peau et les muqueuses doit être évité.
Bir şirket tarafından iki üyenin seçilmesi yasaktı.Deux femmes doivent obligatoirement être élues par province.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod