yardım etmek ile cümle

yardım etmek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
12
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
Yönetim başarısını kanıtlamış ve yardım etmek isteyen birisi varsa ona bir şans verin.If you have somebody that has proven management [success] ... and wants to help, give him a chance.
Brüksel Hırvatistan'daki reformlara yardım etmek için 750 milyon avro ayırdı.Brussels has earmarked 750m euros to assist with reforms in Croatia.
Yardım etmek ve anlayış göstermek için buradayız." dedi.We are here to help show understanding."
Makedon hükümeti şimdi onlara yardım etmek için çalışıyor.The Macedonian government is working now to help them.
Ana amaçlarından birisi topluluğa yardım etmektir.One of the main goals is to provide assistance to the community.
Bireyin yardım etmekte başarılı olacak yetilere sahip olduğuna inanması.Believe they have skills to succeed.
Bireyin yardım etmek için bilinçli bir karara ulaşması.Reach a conscious decision to help.
AB aynı zamanda enerji verimliliğini artırma çabalarında Azerbaycan'a yardım etmektedir.The EU is also assisting Azerbaijan in its efforts to improve energy efficiency.
Vincent oğluna yardım etmek istemez ve Michelle nedenini anlayamaz.Vincent is unwilling to help his son, and Michelle cannot understand why.
Cornelia'yı yenmesine yardım etmek için onunla gitmeyi teklif eder.He offers to go with her to help her beat Cornelia.
Uzaktan savaşı gören Mindaros, yardım etmek için yola çıktı.Mindaros, seeing the battle from afar, set off to help.
Juan, Alvaro'ya yardım etmek için gelir.Gon ambushes Alvaro and they engage in a fist-fight.
Athena da, Iason'a yardım etmek için ejderha dişlerini ekmesini söyler.Like Cadmus, Jason threw a stone among the Spartoi to confuse them.
Arayışlarında kendilerine yardım etmek için "Moritanya'da Baas ve Haratin"i yayınlamaya başladılar.They started publishing The Baʿth and the Haratine in Mauritania to help them in their quest.
Çiftliğe yardım etmek için her yıl birkaç ay okulu kaçırdı.She missed a couple of months of school each year to help on the farm.
Bana yardım etmek için hiç kimse gelmedi.Niemand kam, um mir zu helfen.
Yardım etmek için buradayız.Wir sind hier, um zu helfen.
Neden polise yardım etmek istemiyorsunuz?Warum wollen Sie der Polizei nicht helfen?
Bana yardım ettiniz ve ben de size yardım etmek istiyorum.Sie haben mir geholfen und ich möchte Ihnen auch helfen.
Yardım etmek için mi buradasın?Sind Sie hier um zu helfen?
Size yardım etmek için burada değilim.Ich bin nicht hier, um euch zu helfen.
Tom gerçekten yardım etmek istiyor.Tom will wirklich helfen.
Size yeterince yardım ettim. Eğer bana yardım etmek istiyorsanız yardım edebilirsiniz.Ich habe Ihnen genügend geholfen. Sie können mir helfen, wenn Sie wollen.
Onlara yardım etmek zorundayız.Wir müssen denen helfen.
Yardım etmek için tek yol bu mu?Ist dies die einzige Möglichkeit zu helfen?
Sana yardım etmek için geri geldim.Ich bin zurückgekommen, um dir zu helfen.
Belki yardım etmek istersin.Vielleicht willst du helfen.
Tom yardım etmek istediğin söyledi.Tom sagte, er wolle helfen.
Size yardım etmek istiyorum.Ich will dir helfen.
Ona yardım etmek için zamanım yok.Ich habe keine Zeit, um ihm zu helfen.
Bana yardım etmek istemeyişin beni şaşırtıyor.Es wundert mich, dass du mir nicht helfen willst.
Tom'a yardım etmek istediğimi söyle.Sag Tom, dass ich helfen möchte.
IPSF yönetim kurulunun çalışmalarına yardım etmek ve çalışmalarını denetlemek için alt komitelere sahiptir.IPSF verfügt über Unterkomitees um die Arbeit des Vorstandes zu unterstützen und zu überwachen.
Babası ona yardım etmek için elinden gelen her şeyi yapacağını söyledi.Er meint, dass er alles tue, was er könne, um ihnen zu helfen.
Başkalarına yardım etmekten zevk alır.Diese Menschen bieten anderen gerne Hilfe an.
Bize yardım etmek istemiyorlar.Ihnen jedoch helfe keiner.
David'i, savaş alanına, kardeşlerine yardım etmek için gelen bir çoban olarak aktarır.Zu spät erscheint Karl auf dem Schlachtfeld, um seine Landsleute zu retten.
Yoksul çocuklara yardım etmek için Çin'de 6 okul yaptırmıştır.Für Kinder armer Eltern gab es 20 Freistellen an der Schule.
Amacı, kızının yaptığı gibi Ayten'e yardım etmektir.Damit schlägt er auch die Hilfe seiner Tochter Maxi aus.
O iki kıza sataşıldığını görünce de yardım etmek istemiş.Als sie von zwei anderen angereisten Gästen belästigt wird und sich ihm weinend eröffnet, hilft er ihr.
Bana yardım etmek için hiç kimse gelmedi.Personne n'est venu m'aider.
Ona yardım etmek için kimse gelmedi.Personne n'est venu pour l'aider.
Tom'a yardım etmek istediğini biliyorum.Je sais que tu veux aider Tom.
Sana sadece yardım etmek istiyorum.Je veux juste t'aider.
Size sadece yardım etmek istiyorum.Je veux juste vous aider.
Yardım etmek istemez misin?Ne veux-tu pas donner de l'aide?
Başkalarına yardım etmekten zevk alır.J'apprécie aider les autres.
Roxie, Matt'a çoklu evrende yardım etmektedir.Caro, de son côté, aide Christophe au maximum.
Yoksul çocuklara yardım etmek için Çin'de 6 okul yaptırmıştır.Il existe 70 écoles où une aide est apportée aux enfants sourds.
O iki kıza sataşıldığını görünce de yardım etmek istemiş.Lorsque cette jeune héritière croise les deux pauvres bougres, elle décide de les aider.
Bu amaçla Kuva-yı Milliye’ye yardım etmek gerekir.”Si possible nous souhaiterions que Koizumi le soutienne lui aussi".
İbadetler sırasında piskoposlara ve papazlara yardım etmek.Apostolat au service des prêtres et des paroisses.
Köylüye yardım etmek için çabalar.Le joueur doit aller aider les villageois.
Sovyetlerden binlerce ekonomist ve yüzlerce siyasi danışman Çin'e yardım etmek için gönderildi.Des milliers de conseillers militaires et économiques soviétiques sont envoyés en Europe de l'Est.
Takımıma en kısa sürede yardım etmek istiyorum.J'aide les autres comme je peux.
Ana amaçlarından birisi topluluğa yardım etmektir.Le plus important est pour lui d'aider l'humanité.
Kemal Reis yardım etmek istedi ama geç kalınmıştı.Noodles, file à son secours, mais il est trop tard.
Kısa boyludur ama Yoh'a yardım etmekte ustadır ve her zaman onu destekler.Il est de bon conseil et essaye toujours de trouver les moyens d'aider Yuko, qui est sa descendante.
Bana yardım etmek için hiç kimse gelmedi.Nadie vino a ayudarme.
Bana yardım etmek için kimse gelmedi.Nadie vino a ayudarme.

İlgili Sayfalar