yaratmak ile cümle
yaratmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Kariyerinin kötüye gidişinin ardından Hepburn, kendi geri dönüş aracını yaratmak üzere harekete geçti.بعد هذا التراجع في مشوارها الفني، شرعت هيبورن في خلق طريقها للعودة.
Heku, yaratıcı tanrının dünyayı ve tanrıları yaratmak için kullandığı temel güçtür.كانت حقو هي القوة الرئيسة التي استخدمها الإله الخالق لخلق العالم، بل والآلهة نفسها.
Oysa insan, içinde bulunduğu her anda, varoluşunu yeniden yaratmak, özünü belirlemek durumundadır.لأن العبادة هي الغاية من خلق الإنسان لقوله تعالى: ﴿وَمَا خَلَقْتُ الْجِنَّ وَالْإِنسَ إِلَّا لِيَعْبُدُونِ﴾.
Gemiler ayrıca doğal yaşamı rahatsız eden gürültü kirliliği de yaratmaktadır.والتصادم مع السفن والضوضاء الناتجة عن أنشطة بشرية تهدد أيضا بشكل ملحوظ الانتعاش.
Bu durum da huzursuzluk yaratmaktaydı.لكن هذا أدى إلى الشعور بالقلق.
Sağda gece ışığında, tanrı ay'ı yaratmakta.في بداية الخلق كانت الشمس تظهر في الليل و القمر يظهر في النهار.
Nisan 2012'de Ni, "sorun yaratmak" ve "dolandırıcılık" nedeniyle iki buçuk yıl hapse mahkûm edildi.Em abril de 2012, Ni foi condenada a dois anos e meio de prisão por "causar problemas" e "fraudes".
Kocası Dong Jiqin, benzer şekilde "sorun yaratmak" suçlamasıyla iki yıl hapse çarptırıldı.Seu marido, Dong Jiqin, foi igualmente condenado a dois anos para "criar problemas."
İş, "insan doğası"nın gerçekleşmesi yerine sadece daha fazla zenginlik yaratmak içindir.O trabalho é usado apenas para criar mais riqueza, em vez de alcançar o cumprimento da natureza humana.
Yalıtılmışlık hissi yaratmak için bunun önemli olduğunu düşündük."Nos parecia importante criar um sentimento de isolamento. "
Heku, yaratıcı tanrının dünyayı ve tanrıları yaratmak için kullandığı temel güçtür.Heka era um poder fundamental que o deus criador costumava usar para formar o mundo e os próprios deuses.
Whedon bu fikri yıkıp kahraman olan birisini yaratmak istedi.Whedon queria "subverter essa ideia e criar alguém que seja um herói."
Bir sistem yaratmak için gerekli olan enerjidir.É a energia que um sistema possui.
Ekip, "foto-gerçekçi" bir oyun yaratmak için grafiklere ve görsel kaliteye daha fazla önem verdi.A equipa deu mais ênfase nos gráficos e na qualidade visual para criar um jogo "foto-realista".
Çeşitli uygulamada soy gazlar, inert atmosfer ortamı yaratmak amacıyla kullanılır.Em muitas aplicações, os gases nobres são usados para prover uma atmosfera inerte.
Bu da, sırda yüzey sertliği ve dayanıklılığı yaratmaktadır.Porque isso só iria criar resistência e tensão.
Barajların inşa edilmesi de hayalet kasaba yaratmaktadır.Sem água, o site se transformará uma cidade fantasma.
Bu durum da huzursuzluk yaratmaktaydı.O trabalho também provocou hostilidade.
Tamamı erkek olsaydı hiçbir anlamı olmazdı, bu yüzden onlar için daha gerçekçi bir ortam yaratmak istedim.Um ser que não carecesse de nada não desejaria nada, seria um ser perfeito, um deus.
"«Hedefimiz geleceğin Vefa'sını yaratmak»".Você deve viver e enfrentar o futuro”.
Jim yeni bir kedi karikatür karakteri yaratmak istedi.Ele queria criar um personagem misterioso.
Bir Dil Yaratmak.Um momento na construção da linguagem.
Temel görevi aktif bir barış işlevi yaratmaktı.De belangrijkste taak was het creëren van een actieve vredesfunctie.
Nisan 2012'de Ni, "sorun yaratmak" ve "dolandırıcılık" nedeniyle iki buçuk yıl hapse mahkûm edildi.In april 2012 werd Ni veroordeeld tot tweeënhalf jaar gevangenisstraf wegens ‘ordeverstoring’ en 'fraude'.
Ama, onu ararlarken yeni bir Shade yaratmak için güçlerini birleştirmiş üç büyücü bulurlar.Gelovigen mochten zijn vermoedelijke verblijfplaats met drie stenen treffen.
Böylece çok farklı hisler yaratmaktadır.Het zijn dus wezenlijk verschillende sensaties.
Creatio ex nihilo "yoktan var etmek/yaratmak" anlamına gelen Latince deyiş.Creatio ex nihilo is Latijn voor schepping uit het niets.
Bu da, sırda yüzey sertliği ve dayanıklılığı yaratmaktadır.Dit geeft hem tevens bovenmenselijke kracht en uithoudingsvermogen.
Amaç bir askerî yönetim yaratmaktı.Dit legde de basis voor een militaire regering.
Sağda gece ışığında, tanrı ay'ı yaratmakta.Op de eerste dag van de schepping riep God het licht tevoorschijn.
"Batı Midlands" ismi bazen anlam karışıklığı yaratmaktadır.De naam van het station schept soms verwarring.
Birleşmenin amacı, Tirol'ü Avusturya'da ve yurtdışında temsil edecek güçlü bir kulüp yaratmaktı.Celem fuzji było utworzenie potężnego klubu, który reprezentowałby Tyrol w Austrii i za granicą.
Bir Dil Yaratmak.Tworzy się język.
Oysa insan, içinde bulunduğu her anda, varoluşunu yeniden yaratmak, özünü belirlemek durumundadır.Trwale pozostaje ono w człowieku, póki jest on istotą rozumną.
İstihsal madde değil fayda yaratmaktadır.Czy cierpienie jest twórcze?
Tamamı erkek olsaydı hiçbir anlamı olmazdı, bu yüzden onlar için daha gerçekçi bir ortam yaratmak istedim.Nie chciał się wiązać z nikim, gdyż najważniejsze było dla niego bycie oryginalnym geniuszem.
Bu fikrin ilgi yaratmak için yeterince alışılmadık olduğunu biliyordum ...Jag visste att idén var tillräckligt ovanlig för att väcka intresse...
Yaşayanların kanı yeni bir tohum yaratmak için iyi bir gübredir.Kvinnans blod krävs för att skapa en ny varelse.
Decepticonlar bu objeyi kendilerine ordu yaratmak için kullanmak istemektedir.Cortex hoppas kunna använda dessa djur till att bilda en armé.
Büyücüleri alt edecek kadar çok sayıda kurt adam yaratmak istiyor.Den har ett fåtal magier för att framkalla magiska trupper.
Plansız kentleşme, özellikle yoksul kesim üzerinde büyük bir evsizlik riski yaratmaktadır.Att få fattigdomen att minska är en utmaning, i synnerhet på landsbygden.
Koyun sürülerine mera alanı yaratmak için pampa geyikleri yerleşimciler tarafından bolca vurulmışlardır.Pampashjortar jagades i stort antal för att skapa plats åt européernas får.
Bazı modeller insan vücudundan daha büyük benzerlik etkisi yaratmak için sıcak su ile doldurulabilir.Деякі моделі можуть наповнюватися теплою водою, для створення більшого ефекту подоби людського тіла.
Bir şeyler yapmak istiyor, bir şeyler yaratmak istiyordum." (syf. 44).Вони зробили/створили саме те, що хотіли зробити/створити».
Temel görevi aktif bir barış işlevi yaratmaktı.Операція була чисто миротворчою місією.
Solda, tanrı Dünya'yı yaratmakta.За Сократом, світ — творіння божества.
Buradaki ormanlar zengin, büyüleyici ve güzel manzaralar yaratmakla ünlüdür.Ліси тут відомі своїми багатими і красивими пейзажами.
Sağda gece ışığında, tanrı ay'ı yaratmakta.У перший день із шести днів творіння Бог створює світло.
L.A.'de bir katliam yaratmak isterler.V Los Angeles vypuknou rasové nepokoje.
Anlamı "doğum vermek", "yapmak", veya "yaratmak".Křestní jméno znamená „tvořit, zhotovovat, vyrábět“.
Yaratmak ve ışık anlamını içerir.Dobře věděl, co je zvuk a světlo.
Yeni hareket stilleri yaratmak için diğer dans hareketleriyle birleştirilebilir.Průběh tance je možno zpestřit dalšími prvky.
Sonraki basamak ilk ışık denilen negatifi veya ara negatifi yaratmaktır.Je to první dochovaná světlu odolná fotografie – přímý pozitiv.
L.A.'de bir katliam yaratmak isterler.A susținut mai apoi o audiție în Los Angeles.
Yaratmak, öğretmek anlamları vardır.Rolul lui este de a comunica învățături.
Bu durum büyük bir sıkıntı yaratmaktadır.Ez hatalmas nehézségeket okozott.
Bir şeyler yapmak istiyor, bir şeyler yaratmak istiyordum." (syf. 44).Szeretett volna egy kis rendet teremteni” (Anna).
Bu durum da huzursuzluk yaratmaktaydı.Ez határtalanul megnyugtatott bennünket.
Bu şekilde kitlesel ayaklanma düzenlemeye yönelik sağlıklı bir sistem yaratmak mümkün olacaktır.Így arra is képesek lesznek, hogy egy valódi lázadást robbantsanak ki.
L.A.'de bir katliam yaratmak isterler.Terroristit aikovat tehdä terrori-iskun Los Angelesiin.