yaratmak ile cümle

yaratmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Oyun katmanı ise etki yaratmakla ilgili.The game layer is all about influence.
Gösteriden çok, bir müzeyi andıran bir alışveriş merkezi ya da bir yüzme havuzu yaratmak.Create a shopping center, a swimming place that is more like a museum than like entertainment.
Daha önce bu boyutta hiç inşa edilmemiş alanlar yaratmak için alınan riskler.Risks to create spaces that have never been cantilevered to that extent.
Bu da, çim alanlar değil, otlak alanlar yaratmak.And that is, make meadows and not lawns.
Hareket eden ve bir illüzyonistinki gibi dönüşen bir ortam yaratmak istedim.I wanted to create environments that moved and morphed like an illusionist.
Evet, uzaklık hissi yaratmak için bir deneme.Dr. Zucker: It's not--but it is an attempt to create a sense of recession
Ve bunları bir fotoğraf gerçekliğinde dijital karakter yaratmak için kullanacağız.And these we're actually going to use to create a photo-real digital character.
Bu toplantılarda benimle beraber oturmanız sizde sadece artan bir tefekkür yaratmaktadır.Sitting with me in these discourses is nothing but creating more and more meditativeness in you.
Birşeyler öğretmek için değil, birşey yaratmak için konuşuyorum.I don't speak to teach something - I speak to create something.
Ve nesneler yaratmak yerine tekrar süreçler yaratmaya başlamalıyız.And we need to start authoring processes again instead of authoring objects.
Onbinlerce olmasa da binlerce istihdam yaratmaktadır.It has created thousands, if not tens of thousands of jobs.
Peki, bu, bu uyum sağlama hali, bir şeyler yaratmak için bir yol mu?Okay, is this a model for creation, this adaptation that we do?
Stüdyoyu yaratmak altı yılımı aldı.It took six years to build the studio.
İşte Steve Jobs, evrende bir fark yaratmak istiyor, değil mi?Here's Steve Jobs, I wanna put a ding in the universe, alright?
Gel bankalar ve bina toplumların içerir sektör yaratmak bu parayı ne kadar iyi,So how come does this money creating sector that includes banks and building societies...well,
"Yaşamak, hata yapmak, düşmek, zafer kazanmak ve yaşamdan yaşam yaratmak.""To live, to err, to fall, to triumph and to recreate life out of life."
Bugün de yaşanabilir bir gelecek yaratmak için aynı sıçramaya ihtiyacımız var.Today we need that same leap in thinking for us to create a viable future.
Fark yaratmak için dünyaya geldik.We're educators. We're born to make a difference.
Hükümetimizin borçlandığı her bir Dolar, iş fırsatı yaratmak için kullanılmamış paradır.Every dollar our government borrows is money that isn't being invested to create jobs.
Bu geleceği yaratmak zorundayız ve bunu yapmaya hemen başlamalıyız.So we need to create this future, and we need to start doing it now. Thank you.
Bir fark yaratmak, pozitif bir şeyler yapmak istiyorum."I'd like to make a difference, to do something that's positive."
Benim tutkularım müzik, teknoloji ve bir şeyler yaratmaktır.My passions are music, technology and making things.
Buna kendi deyimimizle bir Eyfel Kulesi anı yaratmak fırsatı olarak bakıyorum.I'm looking for this opportunity to create an Eiffel Tower moment, we call it.
Başka bir deyişle, banka hesaplarına sayı yazdığınızda ne bankaların yaratmak değil kredi paradır.In other words, what banks create when they type numbers into bank accounts is money not credit.
İlki daha iyiye ulaşmak için tutkulu bir ilgi kültürü yaratmak.The first ingredient is to create a culture of passionate concern for the greater good.
Üçüncü adım, ikinci adımı izliyor, yeni zihinsel alışkanlıklar yaratmak.The third step, following the second step, is to create new mental habits.
[Ve daha iyi bir dünya yaratmaktır.][And making a better world.]
Çocuklar bir şeyler yaratmak istiyorlar.Children want to make things.
Çünkü yaşam için daha fazla fırsatlar yaratmak için bu gezegenin kapasitesini arttırmamız gerekiyor.Because we have to grow the capacity of this planet to create more and more opportunities for life.
Uyum içinde, tüm ekosistemin yaptığı bu: Yaşam için sürekli daha fazla fırsat yaratmak.In ensemble, that's what whole ecosystems do: they create more and more opportunities for life.
"Biz kendi Cumhuriyetimiz'i yaratmak istiyoruz"We want to essentially create our own republic.
Var olan işaretler için yeni bir anlam yaratmak çok zor.So, it's hard to create a new meaning for the existing sign.
Bu hikayenin ana temasi "Bir dinazor yaratmak" yani "Jurrasic Park" ın malum kısmına geçebiliriz.The theme of this story is building a dinosaur, and so we come to that part of "Jurassic Park."
Bir dinazordan yola çıkarak yeni bir dinazor yaratmak mümkün değil.We're not going to be able to make a dinosaur based on a dinosaur.
Fikir, rüzgara bakan sera çiti yaratmak.The idea is we create this long hedge of greenhouses facing the wind.
Bu yeni bir evren yaratmak gibi bir şey olur!Why, it'd be like trying to create a new universe!
Hacmi ışık ve gölge ile değil renkle yaratmak.Creating volume with color instead of a usual way with chiaroscuro...
Bugün küresel görüntü yaratmak için bir milyon ampule ihtiyacımız yok.Today we don't need one million light bulbs to create a spherical display.
En büyük tutkum bir şehir yaratmak.My big passion is Making City.
Ve bir çeşit sos yaratmak zorunda kaldık.And we had to create kind of a sauce.
Ve şimdi baktığımız şey "işaret yakalayıcı"ya karşı gerçek bir "yüzey yakalayıcı" yaratmak.And now what we're looking at is really creating a surface capture as opposed to a marker capture.
Eğer bir şey yaratmak istiyorsanızIf you want to create something, even
Buraya gelip yaratmakla ilgili konusmam istendi.I was asked to come here and speak about creation.
Yaraticilik yaratmakla bir basa cikis seklidir.Creativity is how we cope with creation.
Marcin, hedefinin bir açık kaynak ekonomisi yaratmak olduğunu söylemektedir.Marcin says his goal, is to create the open source economy.
Ben sizlerin de başvurmanızdan memnuniyet duyarım. Bizim işimiz dünyamızı tekrar yaratmak.Our work is about regenerating the world around us
Bunun bize psikolojik olarak yaptığının, bir denklem yaratmak olduğunu sanıyorum.And I think what that does to us psychologically is it creates an equation.
Seninki yaşamak ve bir hayat yaratmak için duyulan lanet bir istek.Yours is a hellish desire to live and to create life.
Ya kendi kültürlerini yaratmak yerine o kararı verselerdi? Dünya nasıl olurdu?What if they made that decision versus to build their own culture?
Bu çelloyla sınırsız olanaklar yaratmak istiyorum.I want to create endless possibilities with this cello.
Sonuç olarak benim amacım beklenmeyen bir şey yaratmak.So ultimately, my goal is to create something unexpected.
Sonunda bu tekniği bir çizim yaratmak için kullandım.And eventually I used this technique to create a piece of artwork.
"Thing in My Life I've Learned So Far" için altı çalışma yaratmakta kullandım."Things in My Life I've Learned So Far."
İğne deliğinde bir hareket yaratmak istedim.I wanted to create movement in the eye of a needle.
Bu sistemi yaratmak oldukça büyük yatırım da gerektirir.Building this system will also require a considerable investment.
Eğer bir mühendisseniz, eşsiz ve değerli bir şey yaratmak zorundasınız.If you're an engineer, you have to create something that's unique and valuable.
İki saatimizi aldı bu simülasyonu yaratmak.It took about altogether just two hours, pretty much, to create the simulation.
Yeni girişimim olan, Marilyn Monrobot ile, teknolojiyi yaratmak için sanatı kullanıyorum.With my new venture, Marilyn Monrobot, I would like to use art to create tech.
Ribuloz bifosfatı yeniden yaratmak için kullanacağımız 10 fosfogliseraldehit, 10 PGAL.10 phosphoglyceraldehydes 10 PGALs we're going to use to recreate the ribulose biphosphate.
Yani, sizin büyü yaratmak için bir bilgisayara ihtiyacınız olmadığını söylemek için burdayım..And so, I'm here to tell you, you don't need a computer to actually have a spell.
İlgili Sayfalar