yaratmak ile cümle

yaratmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Planlardan bir tanesi bu bölgede yeni bir semt yaratmaktır.There are plans to create other similar links in the area.
Anlamı "doğum vermek", "yapmak", veya "yaratmak"."What is 'Build, Build, Build'?".
Ama aynı zamanda nikotinin kendisi de gerginlik yaratmaktadır.Nicotine itself can also irritate the mucosa.
"«Hedefimiz geleceğin Vefa'sını yaratmak»"."Creation Aim for the future".
Entalpinin foton gazı yaratmak için gerekli enerji miktarı olduğu görülmüştür.It is seen that the enthalpy is the amount of energy needed to create the photon gas.
Bu nedenle bu iki teorinin kombinlenmesinde , zaman karmaşası sıkıntı yaratmaktadır.These attempts to combine both theories still causes confusion today.
Yaratmak, öğretmek anlamları vardır.The arts provide meaning to learning.
(3) yaratılmış olan ve kendileri yaratmaktan yoksun bulunan."Who owns Snapchat and when was it created?".
Yaymak, yaratmak anlamlarına gelir."Creating Money, Creating Meaning.
Bu faktörler, bölgede topçunun ve araçları hareketliliği açısından engel yaratmaktadır.This terrain hindered the mobility of artillery and vehicles.
Dolayısıyla duanın kullanımı önemli bir teolojik nokta yaratmaktadır.The novel has a significant religious thematic focus.
Yani bağlantılandırmak ve etkileşimli resim seçkisi yaratmak anlamı zenginleştiriyor.So the act of engaging and creating interactive imagery enriches meaning.
- İyi bir izlenim yaratmak için.Sounds better.
İşte bu reformlar bunu yaratmak için var.That's what these reforms are designed to do.
Yaratmak istediğimiz ekosistemin bir parçasıdır.It's part of an ecosystem that we want to build.
Neden tam da bu nesneler Hani bir dünya yaratmak?Why do precisely these objects which we behold make a world?
Ben öğretmek için konuşmauyorum; Ben yaratmak için konuşurum.I don't speak to teach something; I speak to create something.
Benim istediğim, mükemmel deneyimler yaratmak.It's just about, I want to create some great experiences.
Gözle görünür değişimler yaratmak istiyoruz.We want to try and make sure that it's tangible.
Aslında, insani yardıma değer veren bu gün için farkındalık yaratmaktan oldukça etkilenmiştim.Well, I was definitely attracted to raising awareness of this day of recognition.
Pekala hızlı, kolay, beş dakikalık görünüm yaratmak istiyoruz.Okay so we want to create a look that's fast, easy, five minutes.
Sadece biraz şekilli gözkapakları yaratmak için.Just creates a little shape to the lid.
Sonunda farklı bir bilim yaratmak zorunda kaldım.I eventually had to create a whole new kind of science.
Klasik cevap, bir kurum yaratmak:The classic answer is to form an institution, right?
Üçüncü olarak, kurum yaratmak, kendiliğinden dışlayıcıdır.Third, forming an institution is inherently exclusionary.
Amacımız MTTS' nin gerçekten üretebileceği son teknoloji ürünü yaratmak.Our goal is to make a state-of-the-art product that our partner MTTS can actually manufacture.
Kendi geleceğimi yaratmak zorunda olduğumu fark ettim.I actually grew up a little bit in that moment and realized that I needed to create my own future.
Amaç hikayeler yaratmak.But the result is always to have stories.
"John, gerçekten bir fark yaratmak ister misin?""John, do you really want to make a difference?"
"Evet, bir fark yaratmak istedim.""Yeah, I want to make a difference."
Bir tane yaratmak yeterli değildir.It's not enough to create one.
Fakat ben eşsiz bir aydınlatma deneyimi yaratmak istiyordum, yeni bir aydınlatma deneyimi.But I really was looking for creating a unique experience of light, a new experience of light.
Abelardo 7 karakterden oluşan birkaç farklı ekran ismi yaratmak istiyor.Abelardo wants to create several different 7-character screen names.
Bu kadar çok işkence yaratmak benim için de iyi birşey değildi."Creating so much torture was not something that was good for me, too."
Ve beraberce yaratmak istediğimiz şey için eyleme geçmeliyiz.And to take action on what we want to create together.
Mahalli birimlerde, şevkle çalışacak olan ve fark yaratmak isteyen kişilerin bulunması.Finding those people in the community who have the passion and who want to make a difference.
Harika bir şey yaratmak için kimsenin iznine muhtaç değilsiniz.You don't need anybody's permission to create something great.
Ama yaratmaktan ve paylaşmaktan da hoşlanıyoruz.But it turns out we also like to create, and we like to share.
Yani, bunu kendimiz yaratmak zorundaydık.So we had to create it.
Fiziki kanalda atılacak ilk adım farkındalık yaratmaktır.This first step in a physical channel is generating awareness.
Araştırma, keşif öğrenme ortamı yaratmak asıl eğitimdir.Creating an environment of learning, of inquiry, of exploration is what is true education.
Ve sonra kendi sesinizle onu yeniden yaratmak için elinizden geleni yaparsınız.And then you'd do your best to recreate that with your own voice.
Yüksek gelirli işler yaratmak için yeni yatırımlar.New investments to create high-paying jobs.
Işte yaratmak istediğimiz yeni dünya bu.That's the new world that we want to create.
"Yaşayan canlılar yaratmak bu kadar kolaysa, neden kendimizden birkaç tane yaratmayalım?""If it's that easy to create living organisms, why not create a few yourself?"
Açık Kaynak Ekolojisi gelecek ekonomiyi yaratmak için bir adım: açık kaynak ekonomisi.Open Source Ecology is really about creating the next economy: the open source economy.
Yani bir şansımız var, dünyanın o köşesinde yeni bir gelecek yaratmak için.So we have a chance to create a new future in that part of the world.
Bir şeyi yaratmak, daha önce varolmamış bir şeyi yapmak demektir.To create is to make something that has never existed before.
Bir jonglör olarak yapmak istediğim şey bir anı temsil edici birşeyler yaratmaktı.Well, as a juggler, what I wanted to do was create something that was representational of a moment.
Benim bakış açımdan bu mantar dükkanların yaptığı birşey aciliyet ve tükenebilirlik yaratmak.From my perspective, one of the things pop-up stores do is create perishability and urgency.
Bir bakıma yaptığımız şey yeni bir sarf malzemesi yaratmak.In a sense what we've done is we've created a new consumable.
Bu şeyi kurcalayıp, yapısını tekrar yaratmak.Getting involved with that, and remaking the structure again.
Ben, tekrar iyi işler yaratmak için ne yapmak gerektiğini biliyorum.I know what it takes to create good jobs again.
Ancak yalnızca iş yaratmak da değil, iyi maaşlı işler yaratmak.But not just jobs, good paying jobs.
Ve bu, iş yaratmak demek.And that\'92s creating jobs.
Benim yapmak istediğim, hem güçlü bir ekonomi yaratmak, diğer bir yandan da enerji üretmek.What I want to do is to create an economy that is strong, and at the same time produce energy.
Benim önceliğim iş fırsatı yaratmak.My priority is jobs.
Eğer burada iş firsatı yaratmak istiyorsak, rekabetçi olmalıyız.We have to be competitive if we\'92re going to create more jobs here.\
Bu da, ülkenin dört bir yanında, on binlerce iş fırsatı yaratmak üzere.That\'92s creating tens of thousands of jobs all across the country.
Bunu test etmenin en iyi yolu bir model yaratmak.The best way to test this is to actually create a model.
İlgili Sayfalar