Ana içeriğe geç
Sözlük

yaratma ile cümle

yaratma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
12
ORT. KELİME
Buna kendi deyimimizle bir Eyfel Kulesi anı yaratmak fırsatı olarak bakıyorum.我正喺度搵緊一個機會 締造另一個「巴黎鐵塔時刻」
Bu nedenle, geçen hafta daha güçlü ve daha büyük bir 350.org yaratmak için arkadaşlarımızla 1Sky'a katıldık.Det är därför vi i förra veckan gick ihop med våra vänner på 1Sky för att bygga denna större, starkare 350.org
Bu nedenle insanları yaklaşıp bir şeyle etkileşimde bulunmaya zorlayacak yeni bir eser yaratmak istedim.Astfel, am dorit să creez o nouă piesă care forțează oamenii să se apropie și să interacționeze.
Bu nedenle insanları yaklaşıp bir şeyle etkileşimde bulunmaya zorlayacak yeni bir eser yaratmak istedim.Então, quis criar algo novo que forçasse as pessoas a vir e interagir.
Bu nedenle insanları yaklaşıp bir şeyle etkileşimde bulunmaya zorlayacak yeni bir eser yaratmak istedim.Ik wilde een nieuw werk maken waardoor mensen wel moésten interageren.
Bu nedenle insanları yaklaşıp bir şeyle etkileşimde bulunmaya zorlayacak yeni bir eser yaratmak istedim.그래서 저는 관객과의 상호작용을 더 강조한 새 작품을 만들기로 했습니다.
Bu nedenle insanları yaklaşıp bir şeyle etkileşimde bulunmaya zorlayacak yeni bir eser yaratmak istedim.Мне захотелось создать такую скульптуру, с которой людям хотелось бы общаться.
Bu nedenle insanları yaklaşıp bir şeyle etkileşimde bulunmaya zorlayacak yeni bir eser yaratmak istedim.Я хотів створити нову роботу, яка, власне, спонукала людей приходити і взаємодіяти з чимось.
Bu nedenle insanları yaklaşıp bir şeyle etkileşimde bulunmaya zorlayacak yeni bir eser yaratmak istedim.אז רציתי ליצור משהו חדש שיכריח אנשים לבוא באינטראקציה איתו,
Bu nedenle insanları yaklaşıp bir şeyle etkileşimde bulunmaya zorlayacak yeni bir eser yaratmak istedim.لذا أردت أن أخلق قطعة جديدة تستطيع بالفعل أن تجبر الناس على التفاعل مع شيء ما،
Bu nedenle insanları yaklaşıp bir şeyle etkileşimde bulunmaya zorlayacak yeni bir eser yaratmak istedim.新しい作品を作り出したかったのです そこから実際にできあがったのは
Bu nesnenin çalışma prensibi ekosistem yaratmaktır ki adına aquponics denir.Astfel, principiul acestui obiect este să creeze un ecosistem numit aquaponic.
Bu nesnenin çalışma prensibi ekosistem yaratmaktır ki adına aquponics denir.Das Prinzip des Objekts ist es also, ein Ökosystem namens Aquaponik zu schaffen.
Bu nesnenin çalışma prensibi ekosistem yaratmaktır ki adına aquponics denir.Donc le principe de cet objet est de créer un écosystème appelé aquaphonie.
Bu nesnenin çalışma prensibi ekosistem yaratmaktır ki adına aquponics denir.El sentido de este proyecto es crear un ecosistema llamado acuapónico.
Bu nesnenin çalışma prensibi ekosistem yaratmaktır ki adına aquponics denir.이 제품의 기본 원칙은 아쿠아포닉이라 불리는 수중 생태계를 만들자는 거죠.
Bu nesnenin çalışma prensibi ekosistem yaratmaktır ki adına aquponics denir.Podstawą tego przedmiotu jest stworzenie ekosystemu zwanego "aquaponics."
Bu nesnenin çalışma prensibi ekosistem yaratmaktır ki adına aquponics denir.Quindi, il principio di questo oggetto è di creare un ecosistema chiamato Aquaponics.
Bu nesnenin çalışma prensibi ekosistem yaratmaktır ki adına aquponics denir.Η αρχή λοιπόν αυτού του αντικειμένου είναι να δημιουργήσει ένα οικοσύστημα που ονομάζεται aquaponics.
Bu nesnenin çalışma prensibi ekosistem yaratmaktır ki adına aquponics denir.В основе этого объекта лежит экосистема, называемая аквапоника.
Bu nesnenin çalışma prensibi ekosistem yaratmaktır ki adına aquponics denir.Принципът на този обект е да се създаде екосистема, наречена аквапоника.
Bu nesnenin çalışma prensibi ekosistem yaratmaktır ki adına aquponics denir.אז הרעיון של החפץ הזה הוא ליצור מערכת אקולוגית שנקראת אקוופוניקה (בעלי חיים וצמחים בסביבה מימית).
Bu nesnenin çalışma prensibi ekosistem yaratmaktır ki adına aquponics denir.إذن جوهر هذا الشئ هو أن نبتدع نظام بيئي نسميه النظام الغذائي المائي
Bu nesnenin çalışma prensibi ekosistem yaratmaktır ki adına aquponics denir.組み合わせたエコシステムで アクアポニックスと呼ばれます アクアポニックスでは魚のタンクの汚水が
Bunların etkilerden biri, paradoksal olarak, seçimin özgürleştirmekten çok bir felç durumu yaratması.Az egyik, paradox módon, az, hogy lebénít minket, semmint felszabadít.
Bunların etkilerden biri, paradoksal olarak, seçimin özgürleştirmekten çok bir felç durumu yaratması.Den ena är, paradoxalt nog, att den leder till förlamning istället för befrielse.
Bunların etkilerden biri, paradoksal olarak, seçimin özgürleştirmekten çok bir felç durumu yaratması.Een heel tegenstrijdig effect is dat het eerder verlammend werkt dan bevrijdend.
Bunların etkilerden biri, paradoksal olarak, seçimin özgürleştirmekten çok bir felç durumu yaratması.Ein Effekt, paradoxer Weise, ist, dass er lähmt statt zu befreien.
Bunların etkilerden biri, paradoksal olarak, seçimin özgürleştirmekten çok bir felç durumu yaratması.En siddeeffekt, paradoksalt nok, er at det forårsager handlingslammelse, frem for frihed.
Bunların etkilerden biri, paradoksal olarak, seçimin özgürleştirmekten çok bir felç durumu yaratması.En učinek je, paradoksalno, proizvajanje paralize, namesto osvobajanja.
Bunların etkilerden biri, paradoksal olarak, seçimin özgürleştirmekten çok bir felç durumu yaratması.Il primo, paradossalmente, è che produce paralisi invece che liberazione.
Bunların etkilerden biri, paradoksal olarak, seçimin özgürleştirmekten çok bir felç durumu yaratması.Jeden dôsledok je, paradoxne, že vytvára paralýzu, namiesto oslobodenia.
Bunların etkilerden biri, paradoksal olarak, seçimin özgürleştirmekten çok bir felç durumu yaratması.Jeden efekt, paradoxně, je, že způsobuje paralýzu, nikoli osvobození.
Bunların etkilerden biri, paradoksal olarak, seçimin özgürleştirmekten çok bir felç durumu yaratması.첫번째 영향은 역설적으로 선택은 자유보다는 마비를 야기합니다.
Bunların etkilerden biri, paradoksal olarak, seçimin özgürleştirmekten çok bir felç durumu yaratması.Một hiệu ứng, nghịch lý thay, là nó tạo ra sự tê liệt, hơn là giải phóng.
Bunların etkilerden biri, paradoksal olarak, seçimin özgürleştirmekten çok bir felç durumu yaratması.Pierwszy efekt, paradoksalnie, to wywołanie paraliżu, zamiast wyzwolenia.
Bunların etkilerden biri, paradoksal olarak, seçimin özgürleştirmekten çok bir felç durumu yaratması.Satu efek, secara paradoks, bahwa ia menciptakan kelumpuhan daripada kebebasan.
Bunların etkilerden biri, paradoksal olarak, seçimin özgürleştirmekten çok bir felç durumu yaratması.Um efeito, paradoxalmente, é produzir paralisia, em vez de libertação.
Bunların etkilerden biri, paradoksal olarak, seçimin özgürleştirmekten çok bir felç durumu yaratması.Un efecto, paradójicamente, es que produce parálisis más que liberación.
Bunların etkilerden biri, paradoksal olarak, seçimin özgürleştirmekten çok bir felç durumu yaratması.Un effet, paradoxalement, c'est la paralysie, plutot que la libération.
Bunların etkilerden biri, paradoksal olarak, seçimin özgürleştirmekten çok bir felç durumu yaratması.Unul dintre efecte, în mod paradoxal, este că produce paralizie, mai degrabă decât eliberare.
Bunların etkilerden biri, paradoksal olarak, seçimin özgürleştirmekten çok bir felç durumu yaratması.Yksi seuraus, paradoksaalisesti, on, että se aiheuttaa lamaantumista pikemminkin kuin vapautumista.
Bunların etkilerden biri, paradoksal olarak, seçimin özgürleştirmekten çok bir felç durumu yaratması.Η μια επίπτωση, κατά παράδοξο τρόπο, είναι ότι επιφέρει παραλυσία μάλλον παρά απελευθέρωση.
Bunların etkilerden biri, paradoksal olarak, seçimin özgürleştirmekten çok bir felç durumu yaratması.Во-первых, как это ни парадоксально он скорее парализует чем освобождает.
Bunların etkilerden biri, paradoksal olarak, seçimin özgürleştirmekten çok bir felç durumu yaratması.Единият ефект, парадоксално е, че непрекъснатият избор предизвиква парализа, вместо освобождение.
Bunların etkilerden biri, paradoksal olarak, seçimin özgürleştirmekten çok bir felç durumu yaratması.По-перше, як це не парадоксально, він швидше паралізує, ніж робить людину більш вільною.
Bunların etkilerden biri, paradoksal olarak, seçimin özgürleştirmekten çok bir felç durumu yaratması.תוצאה אחת, באופן פרדוקסלי, היא שהחופש יוצר שיתוק במקום שחרור.
Bunların etkilerden biri, paradoksal olarak, seçimin özgürleştirmekten çok bir felç durumu yaratması.أحد الآثار، ومن المفارقة، أنه يؤدي إلى العجز، بدلاً من التحرر.
Bunların etkilerden biri, paradoksal olarak, seçimin özgürleştirmekten çok bir felç durumu yaratması.これが開放感ではなく 無力感を生むということです あまりにも多くの選択肢を前にすると
Bunu başarabiliriz. Biz eğitimcileriz. Bir fark yaratmak için dünyaya geldik.Urodziliśmy się by zaprowadzić zmiany.
Bunu bir değişim yaratmak isteyen fakat sesini duyuracak... ..başka yolu olmayan genç bir adam için yapıyorum.그리고, 사회를 변화시키기 위해 무엇인가를 하고 싶어하지만 글을 쓸 줄 몰라 자신의 목소리를 낼 수 없는 어떤 청년을 위해
Bunu bir değişim yaratmak isteyen fakat sesini duyuracak... ..başka yolu olmayan genç bir adam için yapıyorum.Vagy mert nincs Internet, Facabook, MySpace, YouTube, hogy megoszthassák a gondolataikat.
Bunu bir değişim yaratmak isteyen fakat sesini duyuracak... ..başka yolu olmayan genç bir adam için yapıyorum.ואני עושה זאת למען בחור צעיר אחד שרוצה לחולל שינוי ואין לו דרך להשמיע את קולו
Bunu bir değişim yaratmak isteyen fakat sesini duyuracak... ..başka yolu olmayan genç bir adam için yapıyorum.وأفعل هذا بسبب شاب أراد صنع التغيير ولم تتح له الفرصة لإظهار صوته
Bunu bir değişim yaratmak isteyen fakat sesini duyuracak... ..başka yolu olmayan genç bir adam için yapıyorum.社会を変えようという意見を伝えられない 若者の声を 僕は代弁しているんだ
Bunun anlamı, çevresel kirlilik yaratmaksızın... ...herşeyi en yüksek potansiyelinde işletmek demektir.Aceasta înseamnă ca totul să funcţioneze la cel mai înalt potenţial fără neglijarea mediului.
Bunun anlamı, çevresel kirlilik yaratmaksızın... ...herşeyi en yüksek potansiyelinde işletmek demektir.Das bedeutet, alles nach bester Möglichkeit zu betreiben, ohne Vernachlässigung der Umwelt.
Bunun anlamı, çevresel kirlilik yaratmaksızın... ...herşeyi en yüksek potansiyelinde işletmek demektir.Dat betekent alles uitvoeren op het hoogste potentieel zonder verwaarlozing van het milieu.
Bunun anlamı, çevresel kirlilik yaratmaksızın... ...herşeyi en yüksek potansiyelinde işletmek demektir.Det innebär att allting körs efter sin högsta förmåga utan miljöförsummelse.
Bunun anlamı, çevresel kirlilik yaratmaksızın... ...herşeyi en yüksek potansiyelinde işletmek demektir.Ez azt jelenti, hogy mindent a legnagyobb hatékonysággal működtetünk, és nem hanyagoljuk el a környezetet sem.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod