Bu, kollektif bir amac yaratmanin yoludur.Así es como se crea un objetivo colectivo.
Bu, kollektif bir amac yaratmanin yoludur.Det är så man skapar ett kollektivt mål.
Bu, kollektif bir amac yaratmanin yoludur.Đó là cách chúng ta thiết lập mục đích chung.
Bu, kollektif bir amac yaratmanin yoludur.É assim que criamos um objetivo comum.
Bu, kollektif bir amac yaratmanin yoludur.E' così che si crea un obiettivo collettivo.
Bu, kollektif bir amac yaratmanin yoludur.Így tudunk egy közös célt teremteni.
Bu, kollektif bir amac yaratmanin yoludur.Itulah cara Anda menciptakan tujuan bersama.
Bu, kollektif bir amac yaratmanin yoludur.이것이 공동 목표를 세우는 방법입니다.
Bu, kollektif bir amac yaratmanin yoludur.Sådan skaber man et kollektivt mål.
Bu, kollektif bir amac yaratmanin yoludur.So können wir ein kollektives Ziel schaffen.
Bu, kollektif bir amac yaratmanin yoludur.Takto se vytváří společný cíl.
Bu, kollektif bir amac yaratmanin yoludur.To je spôsob akým vytvoriť kolektívny cieľ.
Bu, kollektif bir amac yaratmanin yoludur.Voilà comment on crée un objectif commun.
Bu, kollektif bir amac yaratmanin yoludur.W taki sposób tworzy się wspólny cel.
Bu, kollektif bir amac yaratmanin yoludur.Zo creëer je een gezamenlijk doel.
Bu, kollektif bir amac yaratmanin yoludur.Έτσι δημιουργούμε ένα συλλογικό σκοπό.
Bu, kollektif bir amac yaratmanin yoludur.Вот так создаётся общая цель.
Bu, kollektif bir amac yaratmanin yoludur.Така се създава обща цел.
Bu, kollektif bir amac yaratmanin yoludur.ככה אתה יוצר יעד קולקטיבי.
Bu, kollektif bir amac yaratmanin yoludur.ان هذا التصرف له تبعات تراكمية
Bu, kollektif bir amac yaratmanin yoludur.それをメディアに載せて考えるのです
Bu konuşmada bir fark yaratmaz ancak işin teknik yönü böyle değildir.En dat alles is gewoon gespreksstof maar het is technische gezien niet correct.
Bu konuşmada bir fark yaratmaz ancak işin teknik yönü böyle değildir.하지만, 그것은 틀린 말입니다
Bu konuşmada bir fark yaratmaz ancak işin teknik yönü böyle değildir.To se dá říct v běžné konverzaci, ale technicky to není správně.
Bu konuşmada bir fark yaratmaz ancak işin teknik yönü böyle değildir.זה בסדר בשיחת חולין אך זה אינו מדוייק טכנית.
Bu konuşmada bir fark yaratmaz ancak işin teknik yönü böyle değildir.وهذا صحيح عند الحديث بشكل عام ولكنه غير صحيح فيزيائياً
Bu liderlik bir fark yaratmaya yarıyor.Asta face diferenţa.
Bu liderlik bir fark yaratmaya yarıyor.Ça fait une différence.
Bu liderlik bir fark yaratmaya yarıyor.Det spelar roll.
Bu liderlik bir fark yaratmaya yarıyor.Điều đó làm nên khác biệt.
Bu liderlik bir fark yaratmaya yarıyor.Esto marca la diferencia.
Bu liderlik bir fark yaratmaya yarıyor.Het maakt verschil.
Bu liderlik bir fark yaratmaya yarıyor. İnsanlara liderlik etmek için onların iznine ihtiyacınız yok.Não é preciso autorização das pessoas para as liderar.
Bu liderlik bir fark yaratmaya yarıyor.Itu membuat perbedaan.
Bu liderlik bir fark yaratmaya yarıyor.Sie macht den Unterschied.
Bu liderlik bir fark yaratmaya yarıyor.Sokat számít.
Bu liderlik bir fark yaratmaya yarıyor.To je to, čo robí rozdiel.
Bu liderlik bir fark yaratmaya yarıyor.Това има значение.
Bu liderlik bir fark yaratmaya yarıyor.Це щось змінює.
Bu liderlik bir fark yaratmaya yarıyor.Это действительно меняет дело.
Buna kendi deyimimizle bir Eyfel Kulesi anı yaratmak fırsatı olarak bakıyorum.Caut ocazia de a crea un moment de tipul Turn Eiffel.
Buna kendi deyimimizle bir Eyfel Kulesi anı yaratmak fırsatı olarak bakıyorum.Cerco questa opportunità per creare un effetto Torre Eiffel, come lo chiamiamo.
Buna kendi deyimimizle bir Eyfel Kulesi anı yaratmak fırsatı olarak bakıyorum.Estou à procura desta oportunidade para criar um "momento Torre Eiffel", como lhe chamamos.
Buna kendi deyimimizle bir Eyfel Kulesi anı yaratmak fırsatı olarak bakıyorum.Estoy buscando la oportunidad de crear un momento de Torre Eiffel, como lo llamamos.
Buna kendi deyimimizle bir Eyfel Kulesi anı yaratmak fırsatı olarak bakıyorum.Hledám možnost vytvořit moment Eiffelovy věže, jak to nazýváme.
Buna kendi deyimimizle bir Eyfel Kulesi anı yaratmak fırsatı olarak bakıyorum.Ich suche eine Gelegenheit, für das, was wir Eiffelturm-Effekt nennen.
Buna kendi deyimimizle bir Eyfel Kulesi anı yaratmak fırsatı olarak bakıyorum.Ik zoek naar onze kans op een zogenaamd 'Eiffeltorenmoment'.
Buna kendi deyimimizle bir Eyfel Kulesi anı yaratmak fırsatı olarak bakıyorum.Jag söker efter möjligheten att skapa ett Eiffeltornsögonblick, som vi kallar det.
Buna kendi deyimimizle bir Eyfel Kulesi anı yaratmak fırsatı olarak bakıyorum.Je cherche l'occasion de créer un effet Tour Eiffel, comme nous l'appelons.
Buna kendi deyimimizle bir Eyfel Kulesi anı yaratmak fırsatı olarak bakıyorum.저는 기회를 찾고 있습니다. 즉 "에펠탑 순간"을 창조하기 위해서 입니다.
Buna kendi deyimimizle bir Eyfel Kulesi anı yaratmak fırsatı olarak bakıyorum.Saya mencari kesempatan untuk menciptakan momen Menara Eiffel baru.
Buna kendi deyimimizle bir Eyfel Kulesi anı yaratmak fırsatı olarak bakıyorum.Szukam możliwości stworzenia czegoś, co nazywamy momentem Wieży Eiffela.
Buna kendi deyimimizle bir Eyfel Kulesi anı yaratmak fırsatı olarak bakıyorum.Tôi trông chờ vào cơ hội này để tạo nên khoảnh khắc tháp Eiffel, theo cách mà chúng tôi gọi nó.
Buna kendi deyimimizle bir Eyfel Kulesi anı yaratmak fırsatı olarak bakıyorum.Αναζητώ την ευκαιρία... να αναβιώσω μια στιγμή αντίστοιχη με εκείνη του Πύργου του Άιφελ, έτσι την ονομάζουμε.
Buna kendi deyimimizle bir Eyfel Kulesi anı yaratmak fırsatı olarak bakıyorum.Търся възможност да създадем момента на Айфелова кула, както го наричаме.
Buna kendi deyimimizle bir Eyfel Kulesi anı yaratmak fırsatı olarak bakıyorum.Я з нетерпінням чекаю можливості створити так званий момент Ейфелевої вежі.
Buna kendi deyimimizle bir Eyfel Kulesi anı yaratmak fırsatı olarak bakıyorum.Я ищу возможность создания "поворотного момента Эйфеля", как мы его называем.
Buna kendi deyimimizle bir Eyfel Kulesi anı yaratmak fırsatı olarak bakıyorum.אני מחכה להזדמנות זו כדי ליצור רגע מגדל אייפלי, כך אנחנו קוראים לזה.
Buna kendi deyimimizle bir Eyfel Kulesi anı yaratmak fırsatı olarak bakıyorum.أنا أنظر لهذه الفرصة لخلق لحظة برج ايفل كما نسميها.
Buna kendi deyimimizle bir Eyfel Kulesi anı yaratmak fırsatı olarak bakıyorum.作リ出したいのです 木造建築は世界中で 高層化されています