Ana içeriğe geç
Sözlük

yaratma ile cümle

yaratma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Bu da, yaşama sebep ve vesile olan şartları yaratmaktır.Crear las condiciones que favorcen la vida.
Bu da, yaşama sebep ve vesile olan şartları yaratmaktır.Czyli jak tworzyć warunki sprzyjające życiu.
Bu da, yaşama sebep ve vesile olan şartları yaratmaktır.Het gaat om het scheppen van voorwaarden die bevorderlijk zijn voor leven.
Bu da, yaşama sebep ve vesile olan şartları yaratmaktır.Hvilket er et skabe betingelser der er befordrende for liv.
Bu da, yaşama sebep ve vesile olan şartları yaratmaktır.생명에 도움이 되는 환경을 조성하는 방식 말입니다.
Bu da, yaşama sebep ve vesile olan şartları yaratmaktır.Milyen feltételek létrehozásával kell segíteni az életet?
Bu da, yaşama sebep ve vesile olan şartları yaratmaktır.Ou seja, criar condições conducentes à vida.
Bu da, yaşama sebep ve vesile olan şartları yaratmaktır.Ovvero creare condizioni favorevoli alla vita.
Bu da, yaşama sebep ve vesile olan şartları yaratmaktır.Yaitu menciptakan kondisi yang kondusif untuk hidup.
Bu da, yaşama sebep ve vesile olan şartları yaratmaktır.Που είναι η δημιουργία συνθηκών ευνοϊκών για τη ζωή.
Bu da, yaşama sebep ve vesile olan şartları yaratmaktır.Което е да създава условия, благоприятни за живот.
Bu da, yaşama sebep ve vesile olan şartları yaratmaktır.Что означает создать условия, благоприятные для жизни.
Bu da, yaşama sebep ve vesile olan şartları yaratmaktır.שזה ליצור תנאים תורמים לחיים.
Bu da, yaşama sebep ve vesile olan şartları yaratmaktır.وهو خلق الظروف المواتية للحياة.
Bu da, yaşama sebep ve vesile olan şartları yaratmaktır.そして今それをなすために、我々の世紀の
Bu diğer kişinin hareketinin bir çeşit sanal gerçeklik simülasyonunu yaratmak gibi.C'est presque comme s'il réalisait une simulation de la réalité virtuelle de l'action d'une autre personne.
Bu diğer kişinin hareketinin bir çeşit sanal gerçeklik simülasyonunu yaratmak gibi.Come se realizzassero una simulazione virtuale dell'azione dell'altra persona.
Bu diğer kişinin hareketinin bir çeşit sanal gerçeklik simülasyonunu yaratmak gibi.Det är nästan som att den utför en virtual reality simulering av det som den andra person gör.
Bu diğer kişinin hareketinin bir çeşit sanal gerçeklik simülasyonunu yaratmak gibi.É quase como se estivesse a executar uma simulação de realidade virtual da acção da outra pessoa.
Bu diğer kişinin hareketinin bir çeşit sanal gerçeklik simülasyonunu yaratmak gibi.Es casi como si estuviera realizando una simulación de realidad virtual de la acción de la otra persona.
Bu diğer kişinin hareketinin bir çeşit sanal gerçeklik simülasyonunu yaratmak gibi.Es ist fast, als ob es eine Simulation in virtueller Realität der Aktion der anderen Person durchführte.
Bu diğer kişinin hareketinin bir çeşit sanal gerçeklik simülasyonunu yaratmak gibi.Este ca si cum ar realiza o simulare intr-o realitate virtuala a actiunilor celeilalte persoane.
Bu diğer kişinin hareketinin bir çeşit sanal gerçeklik simülasyonunu yaratmak gibi.Het is haast alsof het een simulatie doet in een virtuele realiteit van de handeling van de andere persoon.
Bu diğer kişinin hareketinin bir çeşit sanal gerçeklik simülasyonunu yaratmak gibi.Ini seperti menampilkan simulasi (virtual reality) kenyataan semu dari aktivitas seseorang.
Bu diğer kişinin hareketinin bir çeşit sanal gerçeklik simülasyonunu yaratmak gibi.Je to skoro jakoby dělal simulaci virtuální reality činnosti někoho jiného.
Bu diğer kişinin hareketinin bir çeşit sanal gerçeklik simülasyonunu yaratmak gibi.그것은 다른 사람들의 행동을 가상현실과 같이 시뮬레이션하고 있다고 생각될 수 있습니다.
Bu diğer kişinin hareketinin bir çeşit sanal gerçeklik simülasyonunu yaratmak gibi.Kot da bi izvajal virtualno simulacijo dejanj drugega človeka.
Bu diğer kişinin hareketinin bir çeşit sanal gerçeklik simülasyonunu yaratmak gibi.Majdnem olyan, mintha virtuális valóság utánzatát képezné a másik ember cselekvésének.
Bu diğer kişinin hareketinin bir çeşit sanal gerçeklik simülasyonunu yaratmak gibi.Như là cái nơ-ron ấy đang thực hiện mô phỏng hiện thực ảo của hành động của người kia.
Bu diğer kişinin hareketinin bir çeşit sanal gerçeklik simülasyonunu yaratmak gibi.To prawie jak symulacja wirtualna działań drugiej osoby.
Bu diğer kişinin hareketinin bir çeşit sanal gerçeklik simülasyonunu yaratmak gibi.Είναι σχεδόν σαν να αναπαριστά μια προσομοίωση εικονικής πραγματικότητας της δράσης ενός άλλου ανθρώπου.
Bu diğer kişinin hareketinin bir çeşit sanal gerçeklik simülasyonunu yaratmak gibi.Почти все едно изпълнява симулация на виртуална реалност на действието на другото лице.
Bu diğer kişinin hareketinin bir çeşit sanal gerçeklik simülasyonunu yaratmak gibi.Це начебто він виконує симуляцію віртуальної реальності дій іншої людини.
Bu diğer kişinin hareketinin bir çeşit sanal gerçeklik simülasyonunu yaratmak gibi.Это почти как если бы он делал симуляцию виртуальной реальности действий другого лица.
Bu diğer kişinin hareketinin bir çeşit sanal gerçeklik simülasyonunu yaratmak gibi.זה כמעט כמו שהוא מבצע סימולציה של מציאות מדומה של הפעולה של האדם האחר.
Bu diğer kişinin hareketinin bir çeşit sanal gerçeklik simülasyonunu yaratmak gibi.انها كما لو أنها تؤدي محاكاة عملية لواقع تصرف الشخص الآخر
Bu diğer kişinin hareketinin bir çeşit sanal gerçeklik simülasyonunu yaratmak gibi.やっているようなものです ミラーニューロンの重要性は何でしょう
Bu durumun olağanüstü birşeyler başarmak için tarihsel bir olanak olduğu hissini yaratmaya çalışıyor.Azt az érzést próbálja megteremteni, hogy ez egy történelmi lehetőség valami igazán rendkívülit megtenni.
Bu durumun olağanüstü birşeyler başarmak için tarihsel bir olanak olduğu hissini yaratmaya çalışıyor.Cerca di creare l'idea che questa è un'opportunità storica di fare qualcosa di realmente straordinario.
Bu durumun olağanüstü birşeyler başarmak için tarihsel bir olanak olduğu hissini yaratmaya çalışıyor.Creează sentimentul că asta e o șansă istorică de-a face ceva cu adevărat extraordinar.
Bu durumun olağanüstü birşeyler başarmak için tarihsel bir olanak olduğu hissini yaratmaya çalışıyor.Het probeert een gevoel te creëren dat dit een historische mogelijkheid is om iets buitengewoons te doen.
Bu durumun olağanüstü birşeyler başarmak için tarihsel bir olanak olduğu hissini yaratmaya çalışıyor.정말 중요한 일을 해야한다는 역사적 사명이라는 감각을 만들려 노력하고 있습니다.
Bu durumun olağanüstü birşeyler başarmak için tarihsel bir olanak olduğu hissini yaratmaya çalışıyor.Nó cố gắng để tạo ra 1 cảm giác đây là 1 cơ hội lịch sử để làm điều gì đó thật sự lớn lao.
Bu durumun olağanüstü birşeyler başarmak için tarihsel bir olanak olduğu hissini yaratmaya çalışıyor.Se intenta crear un sentido de que esta es una oportunidad histórica de hacer algo realmente extraordinario.
Bu durumun olağanüstü birşeyler başarmak için tarihsel bir olanak olduğu hissini yaratmaya çalışıyor.Опитва се да създаде усет, че това е историческа възможност да се направи нещо наистина изключително.
Bu durumun olağanüstü birşeyler başarmak için tarihsel bir olanak olduğu hissini yaratmaya çalışıyor.שזו הזדמנות היסטורית לעשות משהו ממש יוצא דופן.
Bu durumun olağanüstü birşeyler başarmak için tarihsel bir olanak olduğu hissini yaratmaya çalışıyor.أن هذه فرصة تاريخية لتقوم بشيئ رائع حقا.
Bu durumun olağanüstü birşeyler başarmak için tarihsel bir olanak olduğu hissini yaratmaya çalışıyor.歴史に残る機会だという意識を生み出すのです これは本当に喜びの多い活動です
Bu farklı kamu araçları küçük, güzel oluşumlar yaratmak için, birlikte çalışıyormuş gibi gözüküyor이 모든 공공의 서비스들이 아주 멋진 조합을 만들어 내는듯했습니다.
Bu farklı kamu araçları küçük, güzel oluşumlar yaratmak için, birlikte çalışıyormuş gibi gözüküyorlavorino insieme per creare qualche graziosa piccola composizione.
Bu farklı kamu araçları küçük, güzel oluşumlar yaratmak için, birlikte çalışıyormuş gibi gözüküyorlucrează împreună ca să creeze niște mici compoziții drăguțe.
Bu farklı kamu araçları küçük, güzel oluşumlar yaratmak için, birlikte çalışıyormuş gibi gözüküyorזה נראה כאילו השירותים הציבוריים השונים האלו עובדים ביחד כדי ליצור קומפוזיציות קטנות ונחמדות.
Bu farklı kamu araçları küçük, güzel oluşumlar yaratmak için, birlikte çalışıyormuş gibi gözüküyorتبدو وكأنها تعمل مع بعضها لتشكل تركيبات جميلة
Bu farklı kamu araçları küçük, güzel oluşumlar yaratmak için, birlikte çalışıyormuş gibi gözüküyor作り上げているようですね なぜかイタリアのものは よく見えますよ
Bu geleceği yaratmak zorundayız ve bunu yapmaya hemen başlamalıyız.Also müssen wir diese Zukunft schaffen und das müssen wir jetzt tun.
Bu geleceği yaratmak zorundayız ve bunu yapmaya hemen başlamalıyız.Deci trebuie să creăm acest viitor şi trebuie să începem acum.
Bu geleceği yaratmak zorundayız ve bunu yapmaya hemen başlamalıyız.Entonces, necesitamos crear este futuro, y tenemos que empezar ahora.
Bu geleceği yaratmak zorundayız ve bunu yapmaya hemen başlamalıyız.Jadi kita harus menciptakan masa depan ini, dan kita harus mulai melakukannya sekarang.
Bu geleceği yaratmak zorundayız ve bunu yapmaya hemen başlamalıyız.우리는 이러한 미래를 만들어가야 하고, 지금 시작해야 합니다.
Bu geleceği yaratmak zorundayız ve bunu yapmaya hemen başlamalıyız.Musimy wykreować taką właśnie przyszłość i musimy zacząć robić to teraz.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod