Ana içeriğe geç
Sözlük

yaratma ile cümle

yaratma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Bu, aynı zamanda ruhu yaratmak ve beslemekle ilgili birşey.Es ist auch das Denken über den kreativen Geist und ihn nähren.
Bu, aynı zamanda ruhu yaratmak ve beslemekle ilgili birşey.Es también pensar en el espíritu creativo y en cómo alimentarlo.
Bu, aynı zamanda ruhu yaratmak ve beslemekle ilgili birşey.É também acerca de refletir sobre o espírito criativo e de o alimentar.
Bu, aynı zamanda ruhu yaratmak ve beslemekle ilgili birşey.Het is ook denken over de creatieve geest, en die voeden.
Bu, aynı zamanda ruhu yaratmak ve beslemekle ilgili birşey.Il s'agit aussi de prendre en compte l'esprit créatif et de le nourrir.
Bu, aynı zamanda ruhu yaratmak ve beslemekle ilgili birşey.이것은 또한 창의적인 정신을 만들어내고 그것을 키워가는 것에 대한 생각입니다.
Bu, aynı zamanda ruhu yaratmak ve beslemekle ilgili birşey.Mă refer şi la cum percepem impulsul creator şi cum îl cultivăm.
Bu, aynı zamanda ruhu yaratmak ve beslemekle ilgili birşey.Si tratta inoltre di pensare allo spirito creativo e a svilupparlo.
Bu, aynı zamanda ruhu yaratmak ve beslemekle ilgili birşey.Είναι, επίσης, σχετικά με το δημιουργικό πνεύμα και τη γαλούχησή του.
Bu, aynı zamanda ruhu yaratmak ve beslemekle ilgili birşey.Става дума също и за това, да се мисли за творческия дух и неговото подхранване.
Bu, aynı zamanda ruhu yaratmak ve beslemekle ilgili birşey.Эта выставка также о творческом духе и его воспитании.
Bu, aynı zamanda ruhu yaratmak ve beslemekle ilgili birşey.זה גם מחשבה על הרוח היצירתית וטיפוחה.
Bu, aynı zamanda ruhu yaratmak ve beslemekle ilgili birşey.كما أنه التفكير حول الروح الخلاقة ورعايتها .
Bu, aynı zamanda ruhu yaratmak ve beslemekle ilgili birşey.創造性について考え 米国の都市において
Bu bence epey iyi bir hedef. İşte Steve Jobs, evrende bir fark yaratmak istiyor, değil mi?Buono come scopo.Qui abbiamo Steve Jobs,Voglio fare ding nell'universo, ok?
Bu bence epey iyi bir hedef. İşte Steve Jobs, evrende bir fark yaratmak istiyor, değil mi?Voici Steve Jobs, je veux laisser ma marque dans l'univers, d'accord?
Bu bence epey iyi bir hedef. İşte Steve Jobs, evrende bir fark yaratmak istiyor, değil mi?ジョブズが成長を続けた原動力の一つです。
Bu bir şey yaratmanın bir yolu mu?Có phải đó là một mô hình sáng tạo?
Bu bir şey yaratmanın bir yolu mu?Czy to jakiś model kreatywności?
Bu bir şey yaratmanın bir yolu mu?¿Es eso un tipo de modelo de creatividad?
Bu bir şey yaratmanın bir yolu mu?Est-ce une sorte de modèle pour la créativité?
Bu bir şey yaratmanın bir yolu mu?Is dat een soort model voor creativiteit?
Bu bir şey yaratmanın bir yolu mu?Ist das sowas wie ein Modell für Kreativität?
Bu bir şey yaratmanın bir yolu mu?Je pro kreativitu směrodatná?
Bu bir şey yaratmanın bir yolu mu?그게 창조에 맞는 모델인가?
Bu bir şey yaratmanın bir yolu mu?Lehet, hogy ez egyfajta alkotómodell?
Bu bir şey yaratmanın bir yolu mu?Questo può essere un modello creativo?
Bu bir şey yaratmanın bir yolu mu?Să fie locaţia un model pentru creativitate?
Bu bir şey yaratmanın bir yolu mu?Será isso um modelo para a criatividade?
Bu bir şey yaratmanın bir yolu mu?Είναι αυτό ένα μοντέλο δημιουργίας;
Bu bir şey yaratmanın bir yolu mu?Не такова ли модель творчества?
Bu bir şey yaratmanın bir yolu mu?Това модел ли е за творчество?
Bu bir şey yaratmanın bir yolu mu?Чи це така собі модель творчості?
Bu bir şey yaratmanın bir yolu mu?האם זהו מעין מודל ליצירתיות?
Bu bir şey yaratmanın bir yolu mu?أهذا يعد قالباً من قوالب الإبداع؟
Bu bir şey yaratmanın bir yolu mu?私達は何かモノを創るとき
Bu bize daha iyi bir hikaye yaratmak için şevk verdi.Acest lucru ne-a ambiţionat mai mult să dovedim că se poate construi o poveste mai bună.
Bu bize daha iyi bir hikaye yaratmak için şevk verdi.Cela nous a donné plus de détermination à prouver qu'on pouvait fabriquer une meilleure histoire.
Bu bize daha iyi bir hikaye yaratmak için şevk verdi.Das machte uns nur entschlossener, zu beweisen, dass wir eine bessere Geschichte schreiben könnten.
Bu bize daha iyi bir hikaye yaratmak için şevk verdi.Dat gaf ons meer motivatie om te bewijzen dat je een beter verhaal kon bouwen.
Bu bize daha iyi bir hikaye yaratmak için şevk verdi.Det gav os bare endnu mere beslutsomhed til at bevise, at man kunne bygge en bedre fortælling.
Bu bize daha iyi bir hikaye yaratmak için şevk verdi.Det gjorde oss bara mer beslutsamma att bevisa att man kan bygga en bättre historia.
Bu bize daha iyi bir hikaye yaratmak için şevk verdi.Eso nos dio más determinación para demostrar que se podía construir una historia mejor.
Bu bize daha iyi bir hikaye yaratmak için şevk verdi.Ez csak még több eltökéltséget adott, hogy bebizonyítsuk, hogy lehet jobb sztorit alakítani.
Bu bize daha iyi bir hikaye yaratmak için şevk verdi.Isso apenas nos deu maior determinação em provar que se podia construir uma história melhor.
Bu bize daha iyi bir hikaye yaratmak için şevk verdi.Itu hanya memberi kami tekad lebih untuk membuktikan bahwa Anda bisa membangun cerita yang lebih baik.
Bu bize daha iyi bir hikaye yaratmak için şevk verdi.Ještě víc nás to utvrdilo v tom, že chceme ukázat, že se dá vystavět lepší příběh.
Bu bize daha iyi bir hikaye yaratmak için şevk verdi.그것은 우리가 더 나은 이야기를 만들수 있다는 것을 증명해야겠다는 더 강한 투지를 갖게만 했습니다.
Bu bize daha iyi bir hikaye yaratmak için şevk verdi.Kvôli tomu sme boli ešte viac rozhodnutí, aby sme dokázali, že sa dá spraviť lepší príbeh.
Bu bize daha iyi bir hikaye yaratmak için şevk verdi.To nas bardziej zdeterminowało do udowodnienia, że można stworzyć lepszą historię.
Bu bize daha iyi bir hikaye yaratmak için şevk verdi.Αυτό μας έκανε ακόμα πιο αποφασισμένους να αποδείξουμε ότι μπορούμε να φτιάξουμε μια καλύτερη ιστορία.
Bu bize daha iyi bir hikaye yaratmak için şevk verdi.Това още повече ни мотивира да докажем, че можем да напишем по-добра история.
Bu bize daha iyi bir hikaye yaratmak için şevk verdi.Это дало нам больше решимости доказать, что мы способны создать лучшую историю.
Bu bize daha iyi bir hikaye yaratmak için şevk verdi.הם רק חיזקו את הנחישות שלנו להוכיח שאפשר לבנות סיפור טוב יותר.
Bu bize daha iyi bir hikaye yaratmak için şevk verdi.أن زادنا ذلك إصرارا على إثبات أنه يمكن أن تبني قصة أفضل.
Bu bize daha iyi bir hikaye yaratmak için şevk verdi.よけいに団結と決心を固めたのでした 1年後に 勝利が訪れました
Bu bizim oraya yerleştirdiğimiz bir şey değildi. O bu dansı kendiliğinden yaratmaya başladı.Het was niet de bedoeling, maar hij begon te dansen.
Bu bizi, muhakeme yeteneği olan bireyler yaratma çabamızdan alıkoyuyor.Acest lucru descurajeaza acel tip de cetățean cu ratiune care mi se pare că vrem să o avem.
Bu bizi, muhakeme yeteneği olan bireyler yaratma çabamızdan alıkoyuyor.Cela décourage le genre de citoyenneté rationnelle qu'il me semble, nous voulons.
Bu bizi, muhakeme yeteneği olan bireyler yaratma çabamızdan alıkoyuyor.Dies entmutigt die Art von mitdenkenden Bürgern die wir, so scheint es mir, haben wollen.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod