Ana içeriğe geç
Sözlük

yaratma ile cümle

yaratma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Bizlerin, tasarımcıların, dış kılıfı yaratmasını istiyorlardı,Ils attendaient de nous, les designers, qu'on crée des habillages,
Bizlerin, tasarımcıların, dış kılıfı yaratmasını istiyorlardı,디자이너에게 와서는
Bizlerin, tasarımcıların, dış kılıfı yaratmasını istiyorlardı, kutunun dışına biraz güzel birşey koymak adına.Chtěli po nás, designérech, abychom vytvořili obal, udělali tomu nějaký hezký vnějšek.
Bizlerin, tasarımcıların, dış kılıfı yaratmasını istiyorlardı, kutunun dışına biraz güzel birşey koymak adına.きれいな見た目を求めていたのです
Bizlerin, tasarımcıların, dış kılıfı yaratmasını istiyorlardı,Loro si aspettavano che noi, i designer, creassimo i rivestimenti,
Bizlerin, tasarımcıların, dış kılıfı yaratmasını istiyorlardı,Potrzebowali nas, projektantów, do stworzenia powłoki,
Bizlerin, tasarımcıların, dış kılıfı yaratmasını istiyorlardı,Sie brauchten uns, die Designer, nur, um die Außenhaut zu entwerfen,
Bizlerin, tasarımcıların, dış kılıfı yaratmasını istiyorlardı,Ze hoopten dat wij, de vormgevers, de omhulsels konden maken,
Bizlerin, tasarımcıların, dış kılıfı yaratmasını istiyorlardı,Αυτό που ήθελαν από εμάς, τους σχεδιαστές, ήταν να δημιουργήσουμε το περίβλημα,
Bizlerin, tasarımcıların, dış kılıfı yaratmasını istiyorlardı,В действителност търсеха нас, дизайнерите, за да създадем обвивките,
Bizlerin, tasarımcıların, dış kılıfı yaratmasını istiyorlardı,Вони хотіли, щоб ми, дизайнери, створювали оболонку,
Bizlerin, tasarımcıların, dış kılıfı yaratmasını istiyorlardı,Им нужны были мы, дизайнеры, чтобы создать оболочку,
Bizlerin, tasarımcıların, dış kılıfı yaratmasını istiyorlardı,הם רצו רק שאנו, המעצבים, ניצור את המעטפת,
Bizlerin, tasarımcıların, dış kılıfı yaratmasını istiyorlardı,في الواقع الناس في حاجة لنا كمصممين . لنحدث التغيير،
Bizler yapmamız gereken şeyi biliyoruz ve ilk yapmamız gereken şey bir hareket yaratmak.Ahora sabemos lo que tenemos que hacer y lo primero que tenemos que hacer es construir un movimiento.
Bizler yapmamız gereken şeyi biliyoruz ve ilk yapmamız gereken şey bir hareket yaratmak.Teď už víme, co musíme udělat, a první věc, kterou musíme udělat, je vytvořit hnutí.
Bizler yapmamız gereken şeyi biliyoruz ve ilk yapmamız gereken şey bir hareket yaratmak.Vi vet nu vad vi behöver göra och det första vi behöver göra är att bygga en rörelse.
Bizler yapmamız gereken şeyi biliyoruz ve ilk yapmamız gereken şey bir hareket yaratmak.Wir wissen jetzt, was wir tun müssen und als erstes müssen wir eine Bewegung aufbauen.
Bizler yapmamız gereken şeyi biliyoruz ve ilk yapmamız gereken şey bir hareket yaratmak.نحن نعرف ما يجب فعله, وأوّل خطوة هي تجهيز حملة.
"biz" ve "onlar" kavramlarını yaratması:"우리"와 "그들"을 나누고
"biz" ve "onlar" kavramlarını yaratması:là nó tạo ra "chúng ta" và "họ"
"biz" ve "onlar" kavramlarını yaratması:הוא שזה יוצר "אנחנו" ו "הם",
"biz" ve "onlar" kavramlarını yaratması:أن هذا ينشئ "نحن" و "هم،"
"biz" ve "onlar" kavramlarını yaratması:"善" と "悪" の様な二極化を
Bolivya'nın güçlü simsarları başka bir şok yaratmak üzereydi.3 anos depois, em 2003... ...as elites bolivianas iriam sofrer outra surpresa.
Bolivya'nın güçlü simsarları başka bir şok yaratmak üzereydi.Bolívia irányítói újabb sokkot kaptak.
Bolivya'nın güçlü simsarları başka bir şok yaratmak üzereydi.Boliwijska grupa trzymająca władzę miała przeżyć kolejny wstrząs
Bolivya'nın güçlü simsarları başka bir şok yaratmak üzereydi.I potenti della Bolivia stavano per avere un altro shock.
Bolivya'nın güçlü simsarları başka bir şok yaratmak üzereydi.los corredores de bolsa más poderosos de Bolivia recibirían un nuevo golpe.
Bolivya'nın güçlü simsarları başka bir şok yaratmak üzereydi.O tri roky neskôr v roku 2003 čakal ľudí stojacich v čele Bolívie ďalší šok.
Bolivya'nın güçlü simsarları başka bir şok yaratmak üzereydi.Penguasa Bolivia akan dikejutkan lagi
Bolivya'nın güçlü simsarları başka bir şok yaratmak üzereydi.האנשים החזקים בבוליביה .עמדו בפני מכה נוספת
Bolivya'nın güçlü simsarları başka bir şok yaratmak üzereydi.ゴンサロ・サンチェス・デ・ロサダです
Briggs'de bir kan gölü yaratmak.Rista en vapensköld i blod här i Briggs.
Briggs'de bir kan gölü yaratmak.Udskære et våbenskjold i blod her i Briggs.
Briggs'de bir kan gölü yaratmak.Προκάλεσε λουτρό αίματος εδώ στο Μπριγκς.
Briggs'de bir kan gölü yaratmak.Высечь кровавый герб здесь, в Бриггсе.
Bu atölyelerden aldığımız geri bildirimlere göre, biz yeşil alan yaratmanınובהתבסס על התוצאה של סדנאות אלה, שבנו ואישרנו שאחד הדברים שבראש סדר העדיפויות שלנו היה מרחב ירוק
Bu, Avrupa'da geçerliliği olan bir tanım tabii, burada aynı etkiyi yaratmayabiliyor.Ca marche très bien en Europe, mais ça ne fonctionne pas vraiment ici.
Bu, Avrupa'da geçerliliği olan bir tanım tabii, burada aynı etkiyi yaratmayabiliyor.Comparaţia asta merge foarte bine în Europa, dar nu prea funcţionează aici.
Bu, Avrupa'da geçerliliği olan bir tanım tabii, burada aynı etkiyi yaratmayabiliyor.Das funktioniert sehr gut in Europa, aber es funktioniert hier drüben nicht wirklich.
Bu, Avrupa'da geçerliliği olan bir tanım tabii, burada aynı etkiyi yaratmayabiliyor.Dat werkt prima in Europa, maar hier niet zo.
Bu, Avrupa'da geçerliliği olan bir tanım tabii, burada aynı etkiyi yaratmayabiliyor.Det virker meget godt i Europa, men det virker ikke rigtigt herovre.
Bu, Avrupa'da geçerliliği olan bir tanım tabii, burada aynı etkiyi yaratmayabiliyor.Điều đó rất có hiệu quả ở châu Âu nhưng không thực sự ở đây.
Bu, Avrupa'da geçerliliği olan bir tanım tabii, burada aynı etkiyi yaratmayabiliyor.Esto tiene sentido en Europa, pero no realmente acá en Estados Unidos.
Bu, Avrupa'da geçerliliği olan bir tanım tabii, burada aynı etkiyi yaratmayabiliyor.Ez Európában jól hangzik, itt annyira nem.
Bu, Avrupa'da geçerliliği olan bir tanım tabii, burada aynı etkiyi yaratmayabiliyor.Ini berjalan lancar di Eropa, tapi tidak terlalu jalan di sini.
Bu, Avrupa'da geçerliliği olan bir tanım tabii, burada aynı etkiyi yaratmayabiliyor.Isso funcionou bem na Europa, mas não funcionou muito bem por cá.
Bu, Avrupa'da geçerliliği olan bir tanım tabii, burada aynı etkiyi yaratmayabiliyor.유럽에서는 통하는데 여기선 안통하네요. ^_^;
Bu, Avrupa'da geçerliliği olan bir tanım tabii, burada aynı etkiyi yaratmayabiliyor.Questa funziona bene in Europa, ma non molto quaggiù.
Bu, Avrupa'da geçerliliği olan bir tanım tabii, burada aynı etkiyi yaratmayabiliyor.Ten żart dobrze działa w Europie, ale tutaj raczej nikt go nie chwyta.
Bu, Avrupa'da geçerliliği olan bir tanım tabii, burada aynı etkiyi yaratmayabiliyor.To sedí skvěle v Evropě, ale tady to nikdo moc nepochopí.
Bu, Avrupa'da geçerliliği olan bir tanım tabii, burada aynı etkiyi yaratmayabiliyor.Това действа много добре в Европа, но всъщност не действа тук.
Bu, Avrupa'da geçerliliği olan bir tanım tabii, burada aynı etkiyi yaratmayabiliyor.Що для Європи звучить сильно. Не як тут.
Bu, Avrupa'da geçerliliği olan bir tanım tabii, burada aynı etkiyi yaratmayabiliyor.Это отлично звучит в Европе, но здесь не очень понимают.
Bu, Avrupa'da geçerliliği olan bir tanım tabii, burada aynı etkiyi yaratmayabiliyor.זה כינוי שעובד מצויין באירופה, אבל לא כל-כך כאן בארה"ב.
Bu, Avrupa'da geçerliliği olan bir tanım tabii, burada aynı etkiyi yaratmayabiliyor.وكان صدى الاسم جيدا في اوروبا , إلا أنه لم يلقى هذا الإستحسان هنا .
Bu, Avrupa'da geçerliliği olan bir tanım tabii, burada aynı etkiyi yaratmayabiliyor.さて 経済学者たちは 優先順位のリストを作り上げました
Bu, aynı zamanda ruhu yaratmak ve beslemekle ilgili birşey.Chodzi też o refleksję nad duchem twórczym i jego pielęgnowaniem.
Bu, aynı zamanda ruhu yaratmak ve beslemekle ilgili birşey.Đó cũng là về việc nghĩ về tinh thần sáng tạo và nuôi dưỡng nó.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod