Barack iki milyon iş yaratmak istiyor.오바마 대통령은 2백5십 만개의 일자리를 만들려고 합니다.
Barack iki milyon iş yaratmak istiyor.Barack chce stworzyć 2,5 miliona miejsc pracy.
Barack iki milyon iş yaratmak istiyor.Barack két és fél millió állást akar teremteni.
Barack iki milyon iş yaratmak istiyor.Barack muốn tạo ra hai phẩy năm triệu việc làm.
Barack iki milyon iş yaratmak istiyor.Barack quiere crear dos y medio millones de trabajos.
Barack iki milyon iş yaratmak istiyor.Barack veut créer deux millions et demi d'emplois.
Barack iki milyon iş yaratmak istiyor.Barack vill skapa 2,5 miljoner jobb.
Barack iki milyon iş yaratmak istiyor.Barack vrea să creeze două milioane jumate de locuri de muncă.
Barack iki milyon iş yaratmak istiyor.Barack vuole creare due milioni e mezzo di lavori.
Barack iki milyon iş yaratmak istiyor.Barack will zweieinhalb Millionen Jobs schaffen.
Barack iki milyon iş yaratmak istiyor.Barack wil twee en een half miljoen jobs creëren.
Barack iki milyon iş yaratmak istiyor.Ο Μπαράκ θέλει να δημιουργήσει 2,5 εκατομμύρια δουλειές.
Barack iki milyon iş yaratmak istiyor.Барак иска да създаде два и половина милиона работни места.
Barack iki milyon iş yaratmak istiyor.Барак (Обама) хочет создать два с половиной миллиона новых рабочих мест.
Barack iki milyon iş yaratmak istiyor.(הנשיא) ברק רוצה ליצור שני מיליון וחצי משרות.
Barack iki milyon iş yaratmak istiyor.باراك يريد إنشاء مليونين ونصف مليون وظيفة.
Barack iki milyon iş yaratmak istiyor.巨大なインフラ業界では
Başka bir deyişle, banka hesaplarına sayı yazdığınızda ne bankaların yaratmak değil kredi paradır.Más szavakkal, amit a bankok létrehoznak, amikor számokat írnak a számládra az pénz és nem hitel.
Başka bir deyişle, banka hesaplarına sayı yazdığınızda ne bankaların yaratmak değil kredi paradır.Por outras palavras o que os bancos criam quando põem números nas contas bancárias, é dinheiro e não crédito.
Başka bir deyişle, banka hesaplarına sayı yazdığınızda ne bankaların yaratmak değil kredi paradır.Toisin sanoen se, mitä pankit luovat, kun ne kirjoittavat numeroita pankkitileille, on rahaa, ei luottoa.
Başka bir deyişle, şefkat beşinci aşama liderler yaratmanın anahtarı.바꿔 말하면, 동정심은 레벨5의 리더들을 만드는 방법입니다.
Başka bir deyişle, şefkat beşinci aşama liderler yaratmanın anahtarı.Cu alte cuvinte, compasiunea e calea prin care se formează un lider de nivelul 5.
Başka bir deyişle, şefkat beşinci aşama liderler yaratmanın anahtarı.Dengan kata lain, belas kasih adalah jalan untuk menumbuhkan pemimpin tingkat lima.
Başka bir deyişle, şefkat beşinci aşama liderler yaratmanın anahtarı.En d'autres termes, la compassion est le moyen de faire croître le niveau 5 leaders.
Başka bir deyişle, şefkat beşinci aşama liderler yaratmanın anahtarı.En otras palabras: la compasión es la manera de crear líderes de nivel 5.
Başka bir deyişle, şefkat beşinci aşama liderler yaratmanın anahtarı.Hay nói cách khác, lòng từ bi là cách để nuôi dưỡng nhà lãnh đạo cấp độ 5.
Başka bir deyişle, şefkat beşinci aşama liderler yaratmanın anahtarı.In altre parole, la compassione è la strada per raggiungere il livello 5 dei leader.
Başka bir deyişle, şefkat beşinci aşama liderler yaratmanın anahtarı.Innymi słowy, współczucie jest sposobem stania się "liderem piątego stopnia"
Başka bir deyişle, şefkat beşinci aşama liderler yaratmanın anahtarı.Jinými slovy, soucit je způsob, jak pěstovat vůdce na páté úrovni.
Başka bir deyişle, şefkat beşinci aşama liderler yaratmanın anahtarı.Más szavakkal az együttérzés által válhatunk ötödik szintű vezetővé.
Başka bir deyişle, şefkat beşinci aşama liderler yaratmanın anahtarı.Met andere woorden: mededogen is de weg om leiders van niveau 5 te kweken.
Başka bir deyişle, şefkat beşinci aşama liderler yaratmanın anahtarı.Mit anderen Worten ist Mitgefühl der beste Weg "Level 5 Führungspersonen" zu schaffen.
Başka bir deyişle, şefkat beşinci aşama liderler yaratmanın anahtarı.Por outras palavras, a compaixão é a forma de produzir líderes de nível 5.
Başka bir deyişle, şefkat beşinci aşama liderler yaratmanın anahtarı.Με άλλες λέξεις, η συμπόνια είναι ο τρόπος για να δημιουργήσεις ηγέτες πέμπτου επιπέδου.
Başka bir deyişle, şefkat beşinci aşama liderler yaratmanın anahtarı.Другими словами, сопереживание способствует культивированию лидеров пятого уровня.
Başka bir deyişle, şefkat beşinci aşama liderler yaratmanın anahtarı.Іншими словами, співчуття - це шлях до виховання лідерів 5-го рівня.
Başka bir deyişle, şefkat beşinci aşama liderler yaratmanın anahtarı.С други думи, състраданието е начин за отглеждане на пето ниво лидери.
Başka bir deyişle, şefkat beşinci aşama liderler yaratmanın anahtarı.במילים אחרות, חמלה היא הדרך לגדל מנהיגים ברמה 5.
Başka bir deyişle, şefkat beşinci aşama liderler yaratmanın anahtarı.بعبارة أخرى، التعاطف والتراحم هي الطريق للنمو نحو قادة المستوى الخامس
Başka bir deyişle, şefkat beşinci aşama liderler yaratmanın anahtarı.思いやりはレベル5のリーダーを育てるための方法です そしてこれは最初の説得力のあるビジネス利益です
Başkan. Bu ünvanı onlar yaratmadılar.대통령이라.. 그들이 만든 칭호는 아니고 이미 존재하던 명칭이었죠.
Başkan. Bu ünvanı onlar yaratmadılar.Như chủ tịch ban hội thẩm của một phiên tòa.
Başkan. Bu ünvanı onlar yaratmadılar.Nie wymyślili tego sami.
Başkan. Bu ünvanı onlar yaratmadılar.Они не выдумали это звание сами.
Başkan. Bu ünvanı onlar yaratmadılar.נשיא. הם לא המציאו את התואר. הוא היה קיים לפני כן,
Başkan. Bu ünvanı onlar yaratmadılar.الرئيس. إنهم لم يخترعوا هذا اللقب. أعني أنه وجِدَ من قبل،
Başkan. Bu ünvanı onlar yaratmadılar.誰か小会議を取りまとめる人を指しました
Batı'daki insanlar bölgede olanlara inanıyor, bağlantı kurmak ve fark yaratmak istiyorlarsa ne yapmalılar?연결되거나 변화를 일으키기를 원한다면 그리고 이 곳에서 일어나는 일에 대해 믿음을 가지고 있다면, 그들은 무엇을 해야하는 것일까요?
Batı'daki insanlar bölgede olanlara inanıyor, bağlantı kurmak ve fark yaratmak istiyorlarsa ne yapmalılar?כאן במערב, צריכים לעשות כדי להתחבר או לגרום שינוי והם מאמינים במה שקורה שם?
Batı'daki insanlar bölgede olanlara inanıyor, bağlantı kurmak ve fark yaratmak istiyorlarsa ne yapmalılar?وھنا في الغرب- أن يفعلوا كي يتواصلوا ويتفاعلوا اذا هم مئمنون بما يجري؟
Batı'daki insanlar bölgede olanlara inanıyor, bağlantı kurmak ve fark yaratmak istiyorlarsa ne yapmalılar?変化をもたらしたいと考えているなら 西洋諸国の人々は何ができるでしょう? W:人々は非常に大きな関心を
Bazı insanlar bankalar para oluşturmak değil, sadece kredi yaratmak duyabilir.¿CREAN DINERO O ES SÓLO CRÉDITO?
Bazı insanlar bankalar para oluşturmak değil, sadece kredi yaratmak duyabilir.Du kanske hör en del människor säga att "banker skapar inte pengar - de skapar bara krediter".
Bazı insanlar bankalar para oluşturmak değil, sadece kredi yaratmak duyabilir.Esetleg hallhattad, hogy néhányan úgy gondolják, a bankok nem pénzt teremtenek, hanem csak hitelt.
Bazı insanlar bankalar para oluşturmak değil, sadece kredi yaratmak duyabilir.Possivelmente ouviu dizer que os bancos não criam dinheiro mas simplesmente crédito.
Bazı insanlar bankalar para oluşturmak değil, sadece kredi yaratmak duyabilir.Saatat kuulla joidenkin ihmisten sanovan, että pankit eivät luo rahaa, ne luovat vain luottoa.
Bazı insanlar bankalar para oluşturmak değil, sadece kredi yaratmak duyabilir.U hoort soms zeggen dat banken geen geld creëren, maar alleen krediet.
Bazı insanlar bankalar para oluşturmak değil, sadece kredi yaratmak duyabilir.Μπορεί να ακούσεις μερικοί άνθρωποι λένε ότι οι τράπεζες δεν δημιουργούν χρήμα, απλά δημιουργούν πιστωτικό.
Becerikli, yüce gönüllü erkekler kurban yaratmazlar kurbanları iyileştirirler mi?Befolyásos, nagylelkű emberek nem keltenek áldozatokat; hanem gondozzák őket?
Becerikli, yüce gönüllü erkekler kurban yaratmazlar kurbanları iyileştirirler mi?CA: 피해자를 만들지 않는, 유능하고 너그러운 남자라구요? 사람들이 피해자를 돌본다구요?