Amaç hikayeler yaratmak.Nhưng kết quả chung nhất vẫn là tạo nên những câu chuyện.
Amaç hikayeler yaratmak.Siempre el resultado son las historias.
Amaç hikayeler yaratmak.Αλλά το αποτέλεσμα είναι πάντα η δημιουργία ιστοριών.
Amaç hikayeler yaratmak.Але в результаті обов'язково повинна вийти історія.
Amaç hikayeler yaratmak.Но в результате обязательно должна получиться история.
Amaç hikayeler yaratmak.Но целта е винаги да има истории.
Amaç hikayeler yaratmak.אך התוצאה חייבת להיות סיפור.
Amaç hikayeler yaratmak.والنتيجة دائمًا هي القصص
Amaç hikayeler yaratmak.物語にはたくさんの可能性があります
Amacımız MTTS' nin gerçekten üretebileceği son teknoloji ürünü yaratmak.Celem było stworzenie gotowego produktu, który MTTS mogłoby wyprodukować.
Amacımız MTTS' nin gerçekten üretebileceği son teknoloji ürünü yaratmak.Il nostro obiettivo è fare un prodotto all'avanguardia che il nostro partner MTTS possa veramente fabbricare.
Amacımız MTTS' nin gerçekten üretebileceği son teknoloji ürünü yaratmak.우리의 목표는 우리의 협력자인 MTTS 가 실제로 제작할 수 있는 최고의 제품을 디자인하는 것이었습니다.
Amacımız MTTS' nin gerçekten üretebileceği son teknoloji ürünü yaratmak.Mục tiêu chính là tạo ra một sản phẩm tân tiến nhất mà dối tác MTTS có thể thực sự mang vào sản xuất.
Amacımız MTTS' nin gerçekten üretebileceği son teknoloji ürünü yaratmak.Naším cílem byl nejmodernější produkt, který náš partner MTTS dokáže vyrobit.
Amacımız MTTS' nin gerçekten üretebileceği son teknoloji ürünü yaratmak.Nuestro objetivo es hacer que un producto innovador que nuestros asociadas, MTTS, puedan fabricar de verdad.
Amacımız MTTS' nin gerçekten üretebileceği son teknoloji ürünü yaratmak.O nosso objetivo é criar um produto de última geração que o nosso parceiro MTTS possa mesmo fabricar.
Amacımız MTTS' nin gerçekten üretebileceği son teknoloji ürünü yaratmak.Scopul nostru e să creăm un produs de ultimă generaţie pe care partenerul nostru MTTS să-l poată produce.
Amacımız MTTS' nin gerçekten üretebileceği son teknoloji ürünü yaratmak.Unser Ziel ist ein hochmodernes Produkt, das unser Partner MTTS tatsächlich herstellen kann.
Amacımız MTTS' nin gerçekten üretebileceği son teknoloji ürünü yaratmak.Vores mål er at skabe et state-of-the-art produkt som vores partner MTTS faktisk kan fremstille.
Amacımız MTTS' nin gerçekten üretebileceği son teknoloji ürünü yaratmak.We wilden een perfect product dat onze partner MTTS kon produceren.
Amacımız MTTS' nin gerçekten üretebileceği son teknoloji ürünü yaratmak.Целта ни беше да направим уникален продукт, който партньорът ни може да произведе.
Amacımız MTTS' nin gerçekten üretebileceği son teknoloji ürünü yaratmak.Целью было создание ультрасовременного продукта, который наш партнёр MTTS смог бы производить.
Amacımız MTTS' nin gerçekten üretebileceği son teknoloji ürünü yaratmak.המטרה שלנו היא ליצור משהו שהוא המילה האחרונה בתחום שהשותפים שלנו ב MTTS יכולים לייצר.
Amacımız MTTS' nin gerçekten üretebileceği son teknoloji ürünü yaratmak.هدفنا هو منتج من أحدث الطرازات بحيث يستطيع شريكنا ام تي تي اس فعليا أن يصنعه.
Amacımız MTTS' nin gerçekten üretebileceği son teknoloji ürünü yaratmak.最先端の製品を生み出すことでした 彼らの働き方や使える資源を学び
Amacımız sadece konuşmak değil. Gözle görünür değişimler yaratmak istiyoruz.E não queremos apenas falar a respeito, queremos ter certeza de que é tangível.
Amacımız sadece konuşmak değil. Gözle görünür değişimler yaratmak istiyoruz.Mais au-delà des discours, nous voulons obtenir des résultats tangibles.
Amaçları tıpkı dediğin gibi dönüştürme çemberi yaratmak.- for at skabe transmutationscirklen.
Amaçları tıpkı dediğin gibi dönüştürme çemberi yaratmak.-för att skapa transmutationscirkeln.
Amaçları tıpkı dediğin gibi dönüştürme çemberi yaratmak.-voidakseen luoda syntetigrammin, aivan kuin sanoit.
Ama diller arasında seyahat etmek bana kendini yeniden yaratma şansı veriyor.Aber das Pendeln zwischen Sprachen ermöglicht es mir, mich selbst neu zu erfinden.
Ama diller arasında seyahat etmek bana kendini yeniden yaratma şansı veriyor.Ale podróż pomiędzy językami daje mi szansę odtwarzania siebie.
Ama diller arasında seyahat etmek bana kendini yeniden yaratma şansı veriyor.Ale přechod mezi jazyky mi dává možnost znovu se obrodit.
Ama diller arasında seyahat etmek bana kendini yeniden yaratma şansı veriyor.Dar permutarea între limbi îmi oferă şansa de a mă recrea.
Ama diller arasında seyahat etmek bana kendini yeniden yaratma şansı veriyor.De a nyelvek közötti ingázás, módot ad, hogy újrateremtsem magam.
Ama diller arasında seyahat etmek bana kendini yeniden yaratma şansı veriyor.두 언어 사이를 오고감은 제 자신을 새롭게 재창조할 수 있는 기회였죠.
Ama diller arasında seyahat etmek bana kendini yeniden yaratma şansı veriyor.Ma il pendolare tra linguaggi mi dà la possibilità di ricreare me stessa.
Ama diller arasında seyahat etmek bana kendini yeniden yaratma şansı veriyor.Mais de passer d'une langue à l'autre me donne la chance de me recréer.
Ama diller arasında seyahat etmek bana kendini yeniden yaratma şansı veriyor.Mas a viagem incessante entre as línguas dá-me a oportunidade de me recriar a mim própria.
Ama diller arasında seyahat etmek bana kendini yeniden yaratma şansı veriyor.Pendelen tussen talen geeft mij de kans mezelf te herscheppen.
Ama diller arasında seyahat etmek bana kendini yeniden yaratma şansı veriyor.Pero el conmutar entre los idiomas me da la oportunidad de recrearme a mí misma.
Ama diller arasında seyahat etmek bana kendini yeniden yaratma şansı veriyor.Το ταξίδι μεταξύ των γλωσσών μού δίνει την ευκαιρία να αναδημιουργώ τον εαυτό μου.
Ama diller arasında seyahat etmek bana kendini yeniden yaratma şansı veriyor.Но переключение между языками дает мне возможность взбодриться.
Ama diller arasında seyahat etmek bana kendini yeniden yaratma şansı veriyor.Но пътуването между езиците ми дава шанс да пресъздам себе си.
Ama diller arasında seyahat etmek bana kendini yeniden yaratma şansı veriyor.אך ההחלפה בין השפות העניקה לי את האפשרות ליצור עצמי מחדש.
Ama diller arasında seyahat etmek bana kendini yeniden yaratma şansı veriyor.إلا أن التنقل بين اللغات يمنحنى الفرصة لإعادة خلق ذاتي.
Ama diller arasında seyahat etmek bana kendini yeniden yaratma şansı veriyor.私はトルコ語で執筆するのが大好きです 私にはロマンチックで感情に訴える言語だからです
Ama en güzeli kendi bir kelebeği yaratmasıydı.Aber dass er einen Schmetterling hervorbrachte, war am schönsten.
Ama en güzeli kendi bir kelebeği yaratmasıydı.Ale jeho stvorenie motýľa bolo najkrajšie.
Ama en güzeli kendi bir kelebeği yaratmasıydı.Dar făcea să apară și un fluture, care era cea mai frumoasă parte.
Ama en güzeli kendi bir kelebeği yaratmasıydı.Jednak jego numerem popisowym było tworzenie pięknego motyla.
Ama en güzeli kendi bir kelebeği yaratmasıydı.그렇지만 그의 작품 중 가장 아름다운건 나비를 만들어 낸 것이죠.
Ama en güzeli kendi bir kelebeği yaratmasıydı.Maar de vlinder die hij tevoorschijn toverde, dat was het mooiste.
Ama en güzeli kendi bir kelebeği yaratmasıydı.Ma era l'apparizione di una farfalla, il suo gioco di prestigio più bello.
Ama en güzeli kendi bir kelebeği yaratmasıydı.Mais c'était sa création de papillon qui était la plus belle.
Ama en güzeli kendi bir kelebeği yaratmasıydı.Mas a sua proeza mais bela era fazer aparecer uma borboleta.
Ama en güzeli kendi bir kelebeği yaratmasıydı.Pero lo más hermoso era su producción de mariposas.
Ama en güzeli kendi bir kelebeği yaratmasıydı.Но неговия трик за появяване на пеперуда беше най-красивия.
Ama en güzeli kendi bir kelebeği yaratmasıydı.Но самым красивым в трюке было создание бабочки.
Ama en güzeli kendi bir kelebeği yaratmasıydı.אבל זו היתה ההפקה שלו, של פרפר שהיתה היפיפייה ביותר.