Ana içeriğe geç
Sözlük

yaratma ile cümle

yaratma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Apple ise kendi konektörünü yaratmayı hedefledi.A céget az Apple felvásárolta, saját csiptervező részleg kialakítása céljából.
Bu şekilde kitlesel ayaklanma düzenlemeye yönelik sağlıklı bir sistem yaratmak mümkün olacaktır.Így arra is képesek lesznek, hogy egy valódi lázadást robbantsanak ki.
Toplumsal bağlam her yaratmada değişkendir.Minden egyes folklóralkotás változatokban él.
Gerald yaşam formunu yaratmayı başarır, Shadow the Hedgehog'u.Shadow the Hedgehogban pedig Shadowt segíti.
EPR Kuantum Mekaniği gerçek uygulama aralığını sorgulamak için bir paradoks yaratmaya çalıştı.EPR-paradoksin tarkoitus oli kyseenalaistaa kvanttimekaniikka.
L.A.'de bir katliam yaratmak isterler.Terroristit aikovat tehdä terrori-iskun Los Angelesiin.
İlk önce konuşma büyük bir heyecan yaratmadı.Puheella ei aluksi ollut paljonkaan vaikutusta.
Seyirciye eğitim alanında devrim yaratmak için yazılımını nasıl kullanmayı planladığını anlattı.Hän kertoi yleisölle siitä miten hän suunnitteli käyttää ohjelmistoaan mullistamaan koulutusalan.
Bu projeler sayesinde güçlü, müreffeh ve eşitlikçi bir Çin yaratmayı hedefledi.Molemmat työskentelivät kovasti haaveilemansa tasa-arvoisemman ja paremman Kiinan puolesta.
Stan Lee yeni karakterler yaratmaya devam etti.Lisäksi Schmidt loi uusia mallistoja.
Yeni ulusu yaratmak görevi de vatanı kurtaracak olan aydınlara düşmektedir.Myös pimeyttä tuottava laite tuhotaan, joten Maan ihmiset pelastuvat tuholta.
Ancak, hayat fizikçiler için her gün böyle problemler yaratmaktadır.Εκτός από αυτές τις μάχες, όμως, έχει να αντιμετωπίσει και καθημερινά προβλήματα ως έφηβος.
Yaratma kudreti olağanüstüdür.Η μεταμόρφωση είναι εξαιρετική.
Böylece çok farklı hisler yaratmaktadır.Μπορεί να παρουσιάσει πολλά διαφορετικά συναισθήματα.
Denemeler, istasyonda uyumu yaratmak için yapılmıştı.II βρίσκονταν στην φάση των δοκιμών για να καταστεί επιχειρησιακό.
19.Yüzyıldan itibaren aktör ve yazarların karakter yaratmak sanatlarına karakterizasyon ismi verildi.Από τον 4ο αιώνα σώζονται λίγες πληροφορίες για συγγραφείς και τίτλους έργων.
Bu daha çok vurgulama, filmde duygusal bir gerçek yaratma hakkındaydı," demiştir.Ήταν περισσότερο για έμφαση, δημιουργώντας μια συναισθηματική αλήθεια για την ταινία», δήλωσε ο Κάμερον.
Çeşitli uygulamada soy gazlar, inert atmosfer ortamı yaratmak amacıyla kullanılır.I mange sammenhænge bruges ædelgasserne til at skabe en inert atmosfære.
Dahası, Tanrı yaratma gücünü insana aktarmış da değildir.Men Gud tillader ikke mennesket dette.
Aslında bu şaşkınlık yaratmamalı, çünkü kimse ona karşı çıkmamıştır.Det lod sig gøre, fordi ingen rigtig bød ham modstand.
Filmin başarısı Warner Bros.'u Batman: The Animated Series'i yaratmaya sevk etti.The New Batman Adventures (på engelska)Batman: The Animated Series.
Konu ilinti yaratmalıdır.Skapt til gode gjerninger.
İşletmenin üretim kapasitesinin verimli biçimde kullanılmasını sağlayacak talebi yaratmak.Vil det være mulig å utvikle ideen slik at produktet kan produseres lønnsomt?
Bir Dil Yaratmak.Viljen til språk.
Holm, televizyon ve sinemada etki yaratmadan önce Royal Shakespeare Company'nin yerleşik bir oyuncusuydu.Holm opptrådte flere ganger ved Royal Shakespeare Company før han begynte med TV og film.
Rakiplerin fiziksel varlığı, yerel ağ etkinliklerinin daha sosyal bir ortam yaratmasını da sağlar.Naturforholdene er med på å danne et gunstig lokalt klima.
Bu bölümde, oyuncuya kendi oyun senaryosunu yaratma imkanı vermiştir.Denne nye kontrakten ga ham også tillatelse til å lage sin egen serie.
Temel görevi aktif bir barış işlevi yaratmaktı.Styrken fikk et fredsopprettende mandat.
Enlightenment, basit, hızlı, sade ve kullanışlı bir masaüstü ortamı yaratmak için başlatılan bir projedir.Formålet med distribusjonen var å tilby et stabilt, enkelt, open source operativsystem.
Afrika Birliği 2025 yılına kadar "bütünleşmiş" bir Afrika yaratmayı hedeflemektedir.Planen er å innføre en felles afrikansk valuta i 2023.
Kral Sejong'un en büyük katkısı 1443'te Kore alfebesini (Hangeul) yaratmasıdır.Hangul ble introdusert av Kong Sejong den store i 1443, som skriftspråk for koreansk.
Bu da yeni darboğazlar yaratmaktadır."Answers About God, the Creator (Jawaban mengenai Allah, Sang Pencipta) III.
1848 – Cambridge Üniversitesi'ndeki bir kurul, genel futbol kurallarını yaratma girişiminde bulundu.1848 – Komite di Universitas Cambridge mencoba membuat aturan global untuk sepak bola.
(4)yaratılmamış ve artık kendisi de yaratmayan.Dosa bukanlah ciptaan Allah dan tidak bersifat kekal.
İlk grupta, Tanrının cenneti ve dünyayı yaratması sahnelenmiştir.1:1 – Pada mulanya Allah menciptakan langit dan bumi.
Kral Sejong'un en büyük katkısı 1443'te Kore alfebesini (Hangeul) yaratmasıdır.Kontribusinya yang paling diingat dari Raja Sejong adalah penciptaan Hangeul, alfabet Korea, pada tahun 1443.
Tüm boyutları ele geçirmeye ve kendine ait yeni bir evren yaratmaya çalışmıştır.Tujuan mereka adalah untuk menguasai seluruh alam semesta ini, dan menciptakan alam semesta yang baru.
Bu soru bir paradoks yaratmaktadır.Hal ini tentunya akan menimbulkan masalah kompatibilitas.
Afrika Birliği 2025 yılına kadar "bütünleşmiş" bir Afrika yaratmayı hedeflemektedir.Pada 2013, Dewan Negara menyepakati rencana bernama "Made in China 2025."
Kendilerini iyi olarak görmeleri değerler yaratmalarını sağlar.Dengan demikian, di mata orang permisivistis yang baik dan yang buruk itu sama saja.
Sanat;insanin, güzeli arama, bulma veya yaratma sürecini anlatan bir etkinliktir.Ilah bisa berupa manusia, barang, kesenangan atau hal-hal yang mendatangkan kesenangan maupun ketenangan, dll.
Bölgedeki yoğun sabah sisi, taarruz eden taraf açısından olumlu bir koşul yaratmaktaydı.Pada era modern, posisi juga berperan dalam penyerangan yang tumpang tindih dengan posisi sisi di depannya.
Ama Avrupa'da büyük bir etki yaratmadı.Ia memiliki pengaruh besar dalam kedokteran Eropa.
Karanlık ve ürkütücü bir hava yaratmayı amaçlar.Nó tạo ra một bầu không khí quái dị và đáng sợ.
Bu fikrin ilgi yaratmak için yeterince alışılmadık olduğunu biliyordum ...Tôi biết ý tưởng này là đủ thú vị lôi cuốn để tạo ra lãi suất...
Şiiri yaratma, yavaşça ara.Nhặt củi đi, đừng có mà chậm chạp đấy !
Value (Değer): En önemli bileşen ise değer yaratması.Đầu tiên - khó nhất - là thu thập một tinh thể tốt.
İki Konferans: Yaratma Eylemi Nedir?В двух томах (Tuyển tập tác phẩm.
Eğitim aynı zamanda Yeni Sovyet insanı'nı yaratma konusunda önemli oldu.Chính hội Trí Tri đã đóng góp vào sự hình thành của Hội Truyền bá Quốc ngữ.
Yaratma kudreti olağanüstüdür.Tôi nghĩ rằng tôn giáo là một điều tuyệt vời.
Yaptıkları ancak Rablerine karşı dua etme konumunda kalarak, neticeyi Allah'ın yaratmasını istemeleridir.城主のための祈祷は怠慢なく行うように指示されていた事が伺われる。
Ancak, kendisi de, yaratma gücüne sahiptir.クヌム - 創造神の一柱。
Onun öngörülerinin aksine, kristalleri yaratmak kolay bir iş değildi.彼の最初の期待とは逆に,雪の結晶を作ることは簡単な作業ではなかった。
Kendilerini iyi olarak görmeleri değerler yaratmalarını sağlar.面倒見のいい性格で主人公らの世話を焼いてくれる。
(4)yaratılmamış ve artık kendisi de yaratmayan.この創造(現象界の出現)はいずこより生じ、いずこより〔来たれる〕。
Yediği şeytan meyvesi kendisine deprem yaratma gücü vermiştir.頭を左右に揺らすことで相手を眠らせる能力を持つ(悪魔の実によるものかは不明)。
Aleksandr'ın ülküsü; dili, dini, yönetim biçimi bir olan bir ülke yaratmaktı.アレクサンドルの基本方針は単一国家、単一言語、単一宗教による国家の形成だった。
Konu ilinti yaratmalıdır.財を築く。
Bu da yeni darboğazlar yaratmaktadır."設立者は宮下玄覇。
Ubuntu'ya yüklenen paketler Debian'ın kararlılık seviyesi için bir deneme ortamı yaratmaktadır.Ubuntuによる変更点は、Debianのソースパッケージに対するパッチとしてアーカイブする仕様になっている⁠。
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod