Ana içeriğe geç
Sözlük

yaratma ile cümle

yaratma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Ancak, kendisi de, yaratma gücüne sahiptir.Mesmo no deserto, ela foi amparada pelo Criador (Deus de Abrãao).
İş, "insan doğası"nın gerçekleşmesi yerine sadece daha fazla zenginlik yaratmak içindir.O trabalho é usado apenas para criar mais riqueza, em vez de alcançar o cumprimento da natureza humana.
Yalıtılmışlık hissi yaratmak için bunun önemli olduğunu düşündük."Nos parecia importante criar um sentimento de isolamento. "
Heku, yaratıcı tanrının dünyayı ve tanrıları yaratmak için kullandığı temel güçtür.Heka era um poder fundamental que o deus criador costumava usar para formar o mundo e os próprios deuses.
Whedon bu fikri yıkıp kahraman olan birisini yaratmak istedi.Whedon queria "subverter essa ideia e criar alguém que seja um herói."
Bir sistem yaratmak için gerekli olan enerjidir.É a energia que um sistema possui.
Ekip, "foto-gerçekçi" bir oyun yaratmak için grafiklere ve görsel kaliteye daha fazla önem verdi.A equipa deu mais ênfase nos gráficos e na qualidade visual para criar um jogo "foto-realista".
Çeşitli uygulamada soy gazlar, inert atmosfer ortamı yaratmak amacıyla kullanılır.Em muitas aplicações, os gases nobres são usados para prover uma atmosfera inerte.
Bu da, sırda yüzey sertliği ve dayanıklılığı yaratmaktadır.Porque isso só iria criar resistência e tensão.
Ama Avrupa'da büyük bir etki yaratmadı.No Brasil não obteve grande repercussão.
Enki, Sümer mitolojisinde su, zeka ve yaratmanın tanrısıdır.Enki era o deus da inteligência, água e criação.
Bu sırada da şarkıları kompoze etmeye ve kendi şarkılarını yaratmaya başlamıştı.Começou então a compor suas próprias canções.
Barajların inşa edilmesi de hayalet kasaba yaratmaktadır.Sem água, o site se transformará uma cidade fantasma.
Bu durum da huzursuzluk yaratmaktaydı.O trabalho também provocou hostilidade.
Bu daha çok vurgulama, filmde duygusal bir gerçek yaratma hakkındaydı," demiştir.Foi muito mais sobre Ênfase, criando uma verdade emocional para o filme", disse Cameron.
Tamamı erkek olsaydı hiçbir anlamı olmazdı, bu yüzden onlar için daha gerçekçi bir ortam yaratmak istedim.Um ser que não carecesse de nada não desejaria nada, seria um ser perfeito, um deus.
"«Hedefimiz geleceğin Vefa'sını yaratmak»".Você deve viver e enfrentar o futuro”.
Aleister Crowley’in tanımıyla “irade doğrultusunda değişiklik yaratma sanatı ve bilimi”dir.Para Aleister Crowley, é "a arte de provocar mudanças a partir da vontade".
Süperbüs, çok hızlı otobüsler yaratmayı içeren proje.Trata-se de um sistema de transporte rápido com ônibus.
Jim yeni bir kedi karikatür karakteri yaratmak istedi.Ele queria criar um personagem misterioso.
Bir Dil Yaratmak.Um momento na construção da linguagem.
Komün sınıfsız bir toplum yaratma amacındadır.Iniciativas grassroots levaram à formação de redes de comunidades sem fio.
Filmin telif hakları Fox'a ait olmasından dolayı filmin müziklerini bölümde kullanmak sorun yaratmadı.Como a FOX possui os direitos do filme, não houve problemas em utilizar a trilha sonora.
Temel görevi aktif bir barış işlevi yaratmaktı.De belangrijkste taak was het creëren van een actieve vredesfunctie.
Nisan 2012'de Ni, "sorun yaratmak" ve "dolandırıcılık" nedeniyle iki buçuk yıl hapse mahkûm edildi.In april 2012 werd Ni veroordeeld tot tweeënhalf jaar gevangenisstraf wegens ‘ordeverstoring’ en 'fraude'.
Komün sınıfsız bir toplum yaratma amacındadır.De gemeenschap streeft ernaar om eenheid te creëren tussen mensen.
Ama, onu ararlarken yeni bir Shade yaratmak için güçlerini birleştirmiş üç büyücü bulurlar.Gelovigen mochten zijn vermoedelijke verblijfplaats met drie stenen treffen.
Fuller her ne kadar Spice Girls'ü yaratmamış olsa da, onların zirveye çıkmasına yardımcı oldu.Fuller was niet de bedenker van de Spice Girls, maar hij zorgde wel voor hun succes.
Karanlık ve ürkütücü bir hava yaratmayı amaçlar.Hij probeerde hiermee een duistere en angstaanjagende sfeer te creëren.
Böylece çok farklı hisler yaratmaktadır.Het zijn dus wezenlijk verschillende sensaties.
(4)yaratılmamış ve artık kendisi de yaratmayan.Omdat God in het heden schept, kan hij noch ooit met het scheppen opgehouden zijn, noch niet geschapen hebben.
Creatio ex nihilo "yoktan var etmek/yaratmak" anlamına gelen Latince deyiş.Creatio ex nihilo is Latijn voor schepping uit het niets.
İki Konferans: Yaratma Eylemi Nedir?Organisatieadvies: wat is dat?
Öyle muhteşem şeyler yaratmamıştır.Hij verricht echter geen wonderen.
Kendilerini iyi olarak görmeleri değerler yaratmalarını sağlar.Chr.) geeft de rechtvaardigen uitzicht op een hiernamaals.
Ancak bu sorun yaratmaz.Dat is geen probleem.
Bu da, sırda yüzey sertliği ve dayanıklılığı yaratmaktadır.Dit geeft hem tevens bovenmenselijke kracht en uithoudingsvermogen.
Ama Avrupa'da büyük bir etki yaratmadı.Maar veel actie is er niet geweest in Europa.
Amaç bir askerî yönetim yaratmaktı.Dit legde de basis voor een militaire regering.
Sağda gece ışığında, tanrı ay'ı yaratmakta.Op de eerste dag van de schepping riep God het licht tevoorschijn.
(2) Yaratılan ve yaratma gücüne sahip olan.Het besluit tot schepping van de gekozenen en verworpenen.
Onun ayrılması medyada diğerleri kadar skandal yaratmadı.Als Tweede Kamerlid was Van Diggelen niet zo opvallend.
"Batı Midlands" ismi bazen anlam karışıklığı yaratmaktadır.De naam van het station schept soms verwarring.
Allah, eşyayı bir şeyden yaratmadı.Bowiem nie człowiek wynalazł umiejętności, lecz bóg.
Birleşmenin amacı, Tirol'ü Avusturya'da ve yurtdışında temsil edecek güçlü bir kulüp yaratmaktı.Celem fuzji było utworzenie potężnego klubu, który reprezentowałby Tyrol w Austrii i za granicą.
Bunu da Allah'ın kişiye bahşettiği bir yaratma kudretiyle gerçekleştirir.Wynikają one z szacunku dla Boga i tego, co stworzył.
Dupin'e göre gazeteler, gerçeği bulmaya çalışmak yerine bir sansasyon yaratmayı tercih etmektedir.Dupin podkreśla, że gazety kreują raczej sensację, niż dociekają prawdy.
Kavram Fanı Fikir Yaratma Aracı: Fikirler kavramları taşır.To intelekt tworzy pojęcia – pojęcia rzeczy.
Komün sınıfsız bir toplum yaratma amacındadır.Ma na celu integrację wewnętrzną społeczności.
Bir Dil Yaratmak.Tworzy się język.
Oysa insan, içinde bulunduğu her anda, varoluşunu yeniden yaratmak, özünü belirlemek durumundadır.Trwale pozostaje ono w człowieku, póki jest on istotą rozumną.
İstihsal madde değil fayda yaratmaktadır.Czy cierpienie jest twórcze?
Kendilerini iyi olarak görmeleri değerler yaratmalarını sağlar.Podkreślona jest również sprawiedliwość Allaha: Kto uczynił dobro na wagę pyłku zobaczy to.
Tamamı erkek olsaydı hiçbir anlamı olmazdı, bu yüzden onlar için daha gerçekçi bir ortam yaratmak istedim.Nie chciał się wiązać z nikim, gdyż najważniejsze było dla niego bycie oryginalnym geniuszem.
Bu sırada da şarkıları kompoze etmeye ve kendi şarkılarını yaratmaya başlamıştı.Od tego czasu pisała i komponowała swoje piosenki.
Kendi kendime bir gerilla yaratmadım çünkü adı, sanı ve kostümü var.Nie są anonimowi – odnotowano ich imiona, pochodzenie lub profesję.
Tüm enerjisini etkili bir denizaltı filosu yaratmaya harcadı.Zajmował się energicznie tworzeniem silnej floty.
Ateş edilmesi Kraliçenin sağlığında veya hamileliği üzerinde bir etki yaratmadı.Skottdramat påverkade inte drottningens hälsa eller graviditet.
Bu fikrin ilgi yaratmak için yeterince alışılmadık olduğunu biliyordum ...Jag visste att idén var tillräckligt ovanlig för att väcka intresse...
Bunlardan biri tamamen yeniden bir insan yaratmayı içerir.Från dem kommer ett nytt människosläkte.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
yaratma ile cümle - Sayfa 16 - yaratma kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App