Ana içeriğe geç
Sözlük

yaratı ile cümle

yaratı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
İki: ikisi de çok aşırı bir şekilde pazarlanmakta ve bu suni bir talep yaratıyor.Two: both have been marketed heavily, creating unnatural demand.
Onu arama motoruna koyarsınız, ve tehdidi tedavi edecek ilacı yaratırsınız.You put it in your search engine, and you create the drug to treat the threat.
Aklın yaratıcılığı doğuştan başlayan bir süreç değil.So an inventive mind is not an inborn process.
Ordayken bir adamla tanıştım, bu yaratık, dedi kız.[F.2] and flowers and everything. And many times, I fell into this. [F.2]
Ve bu yeni yaklaşım yaratıcı bir şekilde yaptığımız her yeni şey için geçerlidir.And so this approach holds for anything new that we do creatively.
Yaratıcı beyinleri hayatta tutmanın daha iyi olduğunu düşünüyorum.I think it's better if we encourage our great creative minds to live.
Yunanlılar, yaratıcılığı sağlayan bu refakatçi kutsal ruhlara "demon" diyorlardı.The Greeks famously called these divine attendant spirits of creativity "daemons."
Batı'da insanlar yaratıcılığa gerçekten çok uzun bir süre böyle baktılar.(Laughter) And this is how people thought about creativity in the West for a really long time.
Bu anlattığını duyunca, "hayret" dedim, benim yaratıcı sürecim de aynen böyle işliyor.So when I heard that I was like -- that's uncanny, that's exactly what my creative process is like.
Gerçekte yaratıcı sürecimle bunun alakası yok - ben boru değilim!That's not at all what my creative process is -- I'm not the pipeline!
Bu, yaratıcı bir hayatta kabullenilmesi en zor şeylerden biri.This is one of the most painful reconciliations to make in a creative life.
Her sağlam temel, sonraki seviyede fark yaratır.Every foundation makes the difference in the next level.
"Ş" diye düşündüğümüz sesi yaratıyor.This is the letter SHeen, and it makes the sound we think of as SH -- "sh."
Dördüncü bileşense pişmanlığın psikologların deyimiyle saplantı yaratıcı olmasıdır.The fourth component here is that regret is what psychologists call perseverative.
Çünkü benim için, çok verimli bir hissi var ve yaratıcı bir araç.Because for me, it feels like a fertile, creative medium.
Yine, görüntü kendini tekrar yaratıyor.Again, the image recreates itself.
Yaratıcı, meydan okuyucu, motive ve mütevazi olacaksınız.You'll be challenged, inspired, motivated and humbled.
Sonrasında kendi ailemi, ilk öğretmenlerimi gördüm. yaratıcı ve çok özel bir düşünür olan babamı,And then I saw my own parents, my first teachers. My father, very inventive, spatial thinker.
Kulaklar duymak için yaratılmamıştır, fakat dinlemek için yaratılmıştır.Ears are made not for hearing, but for listening.
İkinci olarak, birkaç ses çıkarmak için iletişim halinde olun. Sesi yaratın.Secondly, get in touch with making some sound -- create sound.
Bu alanda gerçek bir ferahlık ve zerafet duygusu yaratılmış.So there is a real sense of elegance and openness to this space.
Dinozorlar eğlenceli yaratıklardır, bilirsiniz.Dinosaurs are kind of funny, you know. (Laughter)
Ne yaygara yapıyorlar. Kaybetmeye mahkum yaratıklar...They're making such a fuss.
Biliyor musun? Siz birbiriniz için yaratılmışsınız.You know, you two are made for each other.
Kardeş, sen tamamen şanstan yaratılmış birisin.Dude, you've got nothing but luck.
Yaratıcı bir şekilde, bu başarıyı iletmekte başarısız olduk.Creatively, we've failed to communicate this success so far.
O anda burada olmak, birbirini kabul etmek ve yaratıcılığın yükselmesine izin vermek ile alakalı.It's about being here in the moment, accepting one another and allowing creativity to flow.
Ama şurayı 0'a bölmeye çalışsak, bu, problem yaratırdı. -But what would create a problem is if we attempted to divide by 0 here.
İnsanlar birçok mucizenin yaratılmasına katkıda bulundu.So, the people here have participated in the creation of many miracles.
Gerçekten yaratıcı bir insan ise aslında yanlışlardan öğrenmeyi sever.Someone who's creative actually loves to learn from mistakes.
Gelenekselci lider ise her zaman doğru olmayı ister, halbuki yaratıcı lider doğru olmayı umar.A traditional leader is always wanting to be right, whereas a creative leader hopes to be right.
Yaratıcı olun, kural yok, istediğiniz şekli yapabilirsiniz.Be creative. there are no rules, so you make the rules.
Her yeni şey iki yeni soru ve iki yeni fırsat yaratıyor.Every new thing creates two new questions and two new opportunities.
Ve arkalarında saklanan 500'den fazla bu küçük yaratıktan var.And we had over 500 of these little pygmies hiding behind them.
Ve insanlar ya da gerçek yaratıklar gibi duyabiliyorlar.And they hear like humans do, or real creatures do.
Her yaratığın kendi huyu, ruhu, değişken ruh halleri, kişilikleri ve dahası var.So each pygmy has its own behavior, psyche, mood swings, personalities and so on.
Ancak biliyorsunuz ki, günümüzde de okyanuslarda canavarlar yaratıyoruz, köpek balıkları var.But you know, we make monsters today, still in the ocean, there's sharks,
Sadece biraz yaraticilik ve biraz bilgi ister.It just takes a little creativity and a little bit of knowledge.
Ve biz bu riskleri azaltmak için farklı yollar düşünürken çok yaratıcı olabiliriz.We can be very creative about thinking of different ways to reduce these risks.
Bir zamanlar devasa kristal bir nehrin tabanında bir köy dolusu yaratık yaşıyordu.Jesus Once there lived a village of creatures along the bottom of a great cyristal river.
Her bir yaratık, kendi uzuvları ile dipteki kayalara ve taşlara tutunmuştu.Each creature, in its own legs, hang tightly to the twigs and rocks of the bottom.
Ama bir tane yaratık bağırdı: ' Yapışıp durmaktan yoruldum.But one creature said out loud: 'I am tired of clinging.
Diğer yaratıklar kahkahalar attılar ve 'Salak!' dediler.The other creatures laughed out loud and said: 'Fool!'
Bizim gibi bir yaratık ama uçuyor.'A creature like our selves, yet he flies.
İlk yararı gayet yararlı iş dünyası liderleri yaratırlar.The first benefit of compassion is that it creates highly effective business leaders.
Şefkatin motivasyon olarak bileşeni daha iyiye ulaşmak için hırs yaratıyor.The motivational component of compassion creates ambition for greater good.
Bu insanların birbirlerine özendıkları ve saygı duydukları canlı ve enerjik bir toplum yaratır.It creates a vibrant, energetic community where people admire and respect each other.
Bu karşılıklı ilham işbirliğini, girişimciliği ve yaratıcılığı teşvif ediyor.So this mutual inspiration promotes collaboration, initiative and creativity.
Bu onlara satış yapmayı öğretir; yaratıcılığı öğretir; akıllıca düşünmeyi öğretir.It teaches them to sell; it teaches them creativity; it teaches them to think on their feet.
[Fark yaratın.][Make a difference.]
Okulu tekrar yaratın ki toplumun ihtiyaçlarına cevap verebilsin.Re-do the school, make it serve the community needs.
Çünkü en sevdiğim yaratıklardan biri olan "batı batağanı" hakkında konuşacağım.Because I get to talk about one of my favorite critters, which is the Western Grebe.
Açık kaynağın bilgi ve yaratıcılığı yönetmek için olan araçlar ile başarılı olduğunu biliyorduk.We know that open source has succeeded with tools for managing knowledge and creativity.
Olasılıklar yaratır ve ve işbirliğine açıktır.It opens possibility, and it's cooperative.
Aslında buradaki varoluş biçimidir ve bu yaratıcı olan her şey için geçerlidir.It's actually a way of being, which is here, and this is true for anything that is creative.
Yaratıcılıkta gördüm ışığı.In creativity I saw light.
Sürekli gerilim ve çatışma yaratıyoruz.We're constantly creating tensions and conflicts.
Yaratıcılığa bayılıyoruz.We love creativity.
Yenilik, yaratıcılık, gelişme sadece zihnimizdeki fikirlerden gelmez.Innovation, creativity, development comes not from the ideas in our mind alone.
Eğer sadece "lütfen alkışlayın" dersem. Ve gök gürültüsünün sesini yaratın.If I can just say, "Please clap and create the sound of thunder."
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod