Siz bunlardan hangisinin yarar bakımından size daha yakın olduğunu bilemezsiniz.انظروا إلى من هو أسفل منكم، فإنه أجدر ألا تزدروا نعمة الله عليكم.
At kullanmaya alışık olan askerler, hızlıca hareket edebilmek için otomobillerden yararlanırlar.فإن الجنود العساكر الذين اعتادوا على استخدام الخيول استفادوا كثيراً من السيارات للقدرة على التحرك سريعاً.
Hepsinin adı ginseng olsa da bu bitkilerin her biri farklı fonksiyonel yararlara sahiptir.مع أن كل النباتات تمتلك اسم "الجنسنغ" ، إلا أن كل نبات له وظائف مميزة ومختلفة.
Bu olgudan yararlanılarak çeşitli mantıksal kapılar yaratılmıştır.تم استغلال هذا التأثير لإنشاء بوابات منطقية عديدة.
Kanıt Arayışının Erken Bitimi: Kişiler, işe yarar gözüken ilk alternatifte karar kılmaya yatkındır.إنهاء مبكر للبحث عن الأدلة: يميل الناس لقبول البديل الأول الذي يبدو وكأنه قد يعمل.
1890 ile 1910 arasında kadın işgücünden yararlanma oranı 1960'lar ve 1970'lere göre daha fazla idi.وكانت نسبة النساء في القوى العاملة أعلى بين عامي 1890 و 1910 عما كانت عليه في أواخر الستينيات والسبعينيات.
Metabolik ve sinir sistemi görüntüleme testleri bazen yararlı olur ama rutin olarak kullanılmazlar.وتعتبر اختبارات الأيض وتصوير الأعصاب مفيدة في بعض الأحيان ولكنها ليست ورتينية.
Kuramların, bilimsel olarak yararlı sayılabilmesi için kusursuz doğrulukta olmalarına gerek yoktur.ولا يُشترط في النظريات أن تبلغ مستويات مثالية من الدقة لكي تكون مفيدة علميًا.
Merkezin sloganı Latince Pro bono publico (Halkın yararına için).شعار المركز وموقعه الإلكتروني هو العبارة اللاتينية "Pro bono publico" ("لأجل الخير العام").
Dönemin İngiltere Başbakanı Tony Blair savaşın bir yararının da ambargonun sona ermesi olacağını söylemişti.قال رئيس الوزراء البريطاني توني بلير في وقت سابق أن التوصل إلى اتفاق لوقف إطلاق النار قد يأتي خلال أيام.
Bundan yararlanarak güneş saatini icat etmeyi başardılar.أدت تلك الطرق إلى اختراع الساعات الذرية.
Radonun radyoaktifliğinden dolayı, radon bileşiklerinin yararlılığı sınırlıdır.إن فائدة مركبات الرادون محدودة نظراً لأن الرادون نشط إشعاعياً.
"Acaba neye yarar bu alet?لكن ما فائدة هذه العملية ؟!
Ne yaparsa da yararı olmaz.إذا كان ذكره لا يفيد شيئاً.
Daha sonra bunun yanı sıra “ikincil ürünler”den de yararlanma yolları bulundu.وربما يشمل أيضًا المنتجات ذات "الاستعمال المزدوج".
Koyunlar, etinin yanında yününden ve sütünden yararlanılabilen bir hayvan türüdür.وقيل هو ما يسوقه الله تعالى إلى الحيوان فيأكله، ويلزم خروج المشروب والملبوس.
Mülteciler sözleşme tarafından kendilerine verilen hak ve ayrıcalıklardan yararlanabilirler.يحق للاجئ أن يتمتع بحقوق ومزايا في دولة ما بالإضافة إلى تلك المنصوص عليها في الاتفاقية.
Işığı söndürünce bir yararı olmadığını anladım.إيقاف الأضواء عند عدم الحاجة.
Genel kural olarak; tüm hastalıkların tedavide yarar/zarar oranı yapılmakta ve buna göre karar verilmektedir.الطب الغربي يسعى لإيجاد السبب لكل الأمراض ويحاول علاجه; اعتماداً على السبب والأثر.
Selçukluların 1157'de dağılması, Gaznelilere pek yarar sağlamadı.ولم يكن تشتت السلاجقة في عام 1157م ذا نفع كبير للدولة الغزنوية.
Uluslararası ziyaretler için yararlı olacaktır.ويكون من الصعب للمساعدات الدولية مساعدتهم.
F-16 nın yapımında F-15 ve F-111 gibi kendini ispatlamış uçakların teknolojilerinden yararlanılmıştır.وقد أثبتت الإف 16 كفائتها مستفيدة من الإنظمة التكنولوجية لطائرات مثل إف-15 إيغل وإف-111 آردفارك.
Ne işe yarar?"ما المناسبة؟".
Uzak ve yabancı ülkelerin efsanelerinden yararlanırlar.وهي تشهد إقبالاً كثيفاً من قبل السواح اللبنانيين والأجانب.
Bundan Hristiyanlar yarar sağladılar.ونفس الشيء يمكن عمله للمسيحيين.
Kur'an ve Kur'an ile ilgili eserlerde bu dilin dil bilgisi kurallarından yararlanılır.القرآن وعلومه وتشمل: القرآن الكريم ـ التجويد ـ التفسيرـ علوم القرآن ـ أصول التفسير.
Martin Luther de bu durumdan fazlasıyla yararlanmıştır.إتخذ موقف مارتن لوثر أكثر من شكل خلال حياته.
Büyü işe yarar ve Willow kendini beş yaşındaki Buffy ile konuşurken bulur.ومع مساعداتها اصبح ويلتشير يعرف الكلام في سن الخامسة.
Solon Yasaları'ndan da yararlanılarak 2 yılda hazırlandı.ويُنسب القانونان السابقان لسولون.
İzci, başkalarına yardımcı ve yararlı olur.أن تعاني من أجل الأخرين وأن تكون مفيدا لهم.
Bu durumdan en çok yararlanan sektör şüphesiz otomotiv sektörüdür.وكان القطاع الأكثر استفادة من هذا الوضع هو قطاع السيارات بدون أدنى شك.
Çoğu durumda, her iki tarafa yarar getiren etkileşimler de ortaya çıkar.ومع ذلك ، قد تؤدي بعض الأسباب إلى الألم في كلا الجانبين.
Selâhaddin Pınar bütün bu hocaların çeşitli yönlerinden yararlandı.جرى بعدئذ حركة عمرانية بهمّة هؤلاء الوافدين.
Bu yapılan reformlar toplumda da bölünmeler oluşturmuş ve bundan yararlanan Carlistler ayaklandılar.وكانت النتيجة ثورة عامة فتحالف معهم العمال الكتالونيين أنفسهم.
Bu gelişme, halk arasında ilgi uyanmasına ve fotoğrafın yaygınlaşmasına yarar.أليس من وظيفة الإعلام تعميق الشعور بالوطن، وبث مشاعر ضرورة الوحدة؟..
Bitkileri kolayca kapalı yerden açık yerlere taşıyabilmeye yarar.ويتم نقل الآلات بسهولة على شاحنات من موقع إلى موقع.
Kamu Yararı ve Bireysel Çıkarlar.المجتمع والمنفعة الفردية.
Öne çıkan örneklerden biri otomobilden bir suç aleti olarak yararlanan Bonnot çetesidir.وعصابة بونت هي واحدة من أكبر العصابات المميزة التي استفادت من السيارات كأداة جنائية.
Plan bir süreliğine işe yarar gibi göründü.عمل هذا الحل لفترة من الوقت.
İlçeye bağlı bütün köyler tam otomatik telefon hizmetinden yararlanmaktadır.أما بالنسبة لخدمات الاتصالات فالقرية تحوي على مقسم هاتف آلي يقدم خدمات ممتازة.
Yazılım paketlerini listelemeye, onları seçip kurmaya ve kaldırmaya yarar.تفريغ اللقطات المصورة، وفهرستها وتصنيفها والاختيار من بينها.
Robert Cullen tarafından yazılan The Killer Department kitabından yararlanılmıştır.يـُذكر من كتـّاب الفـُكاهة روبرت كيلياندر.
Kahveden yararlanarak bu ismi vermiştir.وسميت بهذا الاسم لعذوبة مائها.
Hu aynı zamanda trans yağ tüketimini azaltmanın yararlarından da söz eder.كما أشار فورد إلى مدى سهولة التغاضي عن النفايات المادية.
Ele teması mecburi ise eldiven kullanılmasında yarar vardır.نحتاج عند استعماله لواقيات الأعين بالإضافة للقفازات.
Cilt hastalıkları ve romatizmal hastalıkların tedavisinde yararlanılır.يساعد في شفاء التهاب المفاصل و أمراض الروماتيزم.
Pek çok arkeolog ve tarihçi eserlerinden yararlandı.فقد أستعمله مهندسون وفنانون كثيرون منذ العصور القديمة.
Kamu hukuku ve kamu yararı kavramı da bulunmakla birlikte özel hukuk ve kişi hakları ön plandadır.تحقيق العدل من خلال تطبيق القانون حيث تكون المصلحة العامة والخاصة هي أساس التشريع.
Uzmanlık alanı uygulamalı etik olup etik sorunlara seküler ve yararcı bir açıdan yaklaşır.يعمل بتخصص في مجال الأخلاقيات التطبيقية ومقاربة المواضيع الأخلاقية من منظور علماني ونفعي.
19 Haziran 2010 tarihinde kaynağından arşivlendi. Bu kaynakta Google Earth programından yararlanışmıştır.اطلع عليه بتاريخ 19 يونيو 2010. Coldest spot on Earth identified by satellite.
Vecihi Hürkuş, 1931 yılında, TTaC (Türk Tayyare Cemiyeti) yararına Türkiye turu yaptı.قامت TTAC (اتحاد الطائرات التركية) فى عام 1931 بجولة لصالح وجيهى هوركوش.
Hepsinin adı ginseng olsa da bu bitkilerin her biri farklı fonksiyonel yararlara sahiptir.Apesar de todos serem chamados de ginseng, cada planta tem diferentes funções distintas.
Her yıl 1,25 milyon insan müze programlarından, çalıştaylarından ve kaynak merkezlerinden yararlanmaktadır.A cada ano, 1,25 milhões de pessoas se beneficiam de programas, oficinas e centros de recursos do museu.
LinguaLeo hizmetinin temel sürümünden herkes ücretsiz olarak yararlanabiliyor.Todos podem usar a versão básica do serviço LinguaLeo gratuitamente.
Uygulama, tüm Windows 10 cihazlarında kullanılabilir, ancak Surface Hubunda özellikle yararlıdır.O aplicativo pode ser usado em todos dispositivos do Windows 10, mas é particularmente útil no Surface Hub.
Kamu yararına aykırı olan gazeteler yasaklanmalıdır.Os jornais que forem contra o interesse público devem ser proibidos.
Büzük dudak nefesi egzersizleri yararlı olabilir.Os exercícios de respiração freno-labial podem ser benéficos.
O yıl 29 Kasım'da Richmond Theater, Eliza yararına bir performans sergiledi.Em 29 de novembro desse ano, o teatro de Richmond anunciou uma função de beneficencia para ela.
İSK ayrıca Mossad ve Shabak ile çalışan Askeri Haberalma Yönetiminin (Aman) kaynaklarından yararlanır.A FDI também usa os recursos da Direção de Inteligência Militar (Aman), que trabalha com a Mossad e Shabak.
“Gender: A Useful Category of Historical Analysis” (Cinsiyet: Tarihi Analizin Yararlı Bir Kategorisi).«Gênero: uma categoria útil de análise histórica» (PDF).