Ne yaparsa da yararı olmaz.Но это не приносит ему никакой пользы.
İkinci kademe öğrencileri taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır.Второй страж несёт ответственность за подготовку учеников.
Kâr (kazanç) ve yarar (fayda) sağlamayı amaçlar.Он рад за них и желает им всяческих благ.
Gelecekteki ekonomik yararların işletmeye aktarılması bekleniyor."Окружающая среда станет казаться предназначенной для эксплуатации».
İzci, başkalarına yardımcı ve yararlı olur.Быть полезным и помогать другим.
Darayak bu durumda işe yarar.В этом случае торможение может быть полезным.
Oksijen eklemesi yararlı olabilir.Запас кислорода может быть увеличен.
"Acaba neye yarar bu alet?Что мы видим на этом приборе?
Nisan 1917'de, Arras'daki savaşlarda büyük yararlılık gösterdi.В 1917 году — весенняя битва под Аррасом.
Bunlardan başlıcaları şunlardır: Güçlü yönlerimizi fırsatlardan yararlanacak şekilde kullanabiliriz.В худшем случае, они используются, чтобы воспользоваться нами самими.
Babek kuşatmayı yararak kaçmayı başardı.Ценой больших потерь ему удалось прорваться из окружения.
İsaakios'un evliliklerinden doğan kızları, Manuil için dış politika için yararlı araçlar olmuştur.Замужество его дочерей стало инструментом внешней политики Мануила.
Eşler arasındaki ilişki ilk olarak yararcı, faydacı, bir yaklaşımdır.Монстр поначалу кажется очень любезным и полезным.
Sonuçta yarar sağlamayan bir taarruzdu.Бесполезное оказалось необходимым.
1933 yılında hükümet kamu yararı için alanı istimlak edinceye kadar, bölge özel mülk olarak kaldı.Участок находился в частной собственности до 1933 года, когда правительство экспроприировало его.
Uzun kollu giysiler, şapkalar ve eldivenler yararlı olabilir.Чистота рубашек и перчаток должна была быть идеальной.
Bunun için limon ve ılık sudan yararlanılır.Полезны также свежий воздух и теплое питьё.
Hak ehliyeti, medeni haklardan yararlanma ehliyetidir.Вещное право — подотрасль гражданского права.
Bu, gerçek zamanlı uygulamalar için çok yararlıdır.Может быть полезна в приложениях реального времени.
Güneş enerjisinden yararlanılmaktadır.Работает от энергии солнца.
Burnu yiyecek ararken toprağı karıştırmaya yarar.В поисках пищи активно взмучивают грунт.
Bunda motivasyonun da yararı vardır.И он даёт мне мотивацию.
BTH modunun ufuk ötesi gemileri belirlemede yararlı olduğu kanıtlandı.Теперь полностью доказана пригодность силы пара для приведения в движение кораблей.
Oyunun modellenmesinde Trivial Pursuit gibi oyunlardan yararlanılmıştır.Создана по мотивам популярной игры Trivial pursuit.
Plan bir süreliğine işe yarar gibi göründü.Некоторое время работала моделью.
Bunun için de, modern havacılık ve uzay teknolojisinden yararlanılır.Отец современной оптики и космических технологий.
"Köpek Yakalığı Ne İşe Yarar?". nasilkolay.com.«Почему конь не собака?» / Изд. подгот.
Fakat bu fırsattan yararlanılmadı.Однако этот шанс был упущен.
Ara sıra et yerine haşlanmış taze balık vermekte yarar vardır.Другие от времени до времени приносят личинке свежую пищу.
Bunların hiçbiri Anadolu'da Türk akınları altında kalan çiftçilerin yararına değildi.Но это было вовсе не то, чего хотели туркестанские эмигранты.
Liste için 172 ayrı müzisyen ve eleştirmenin görüşlerinden ve oylarından yararlanılmıştır.В голосовании участвовали 273 известных музыканта и критика.
Hekimoğlu çemberi yarar fakat ağır yaralanır.Ведьмак спасает его, но получает серьёзное ранение.
Kaynaktan yararlanmak için buraya bir gölet yaptırılmıştır.Для транспортировки добытого здесь был построен порт.
Eserlerinde öğüt vermiştir ve öğüt verirken atasözlerinden yararlanmıştır.Он употребил те же самые слова, сильно укоряя его и вразумляя на будущее время.
Mart 1805'te Fransız gemileri kötü hava koşullarından yararlanarak umandan çıkmayı başardı.Смелая попытка сжечь в 1825 году египетский флот не удалась ему из-за неблагоприятной погоды.
Yararlı bir tanrıçadır ve sevgisi tüm yaşayan canlıları kapsayan bir annedir.Она, как любящая мать, просит за любое живое существо, которое ждёт её помощи.
Bunların çoğundan alet olarak yararlanılmamaıştır.Многое из того, что попадает в инвентарь абсолютно бесполезно.
Bir vurucunun takımına sağlayabileceği en büyük yarar sayı turudur.Очень полезная опция для проигрывающей команды.
"Sivil Direniş Neden İşe Yarar: Şiddetsiz Çatışkının Stratejik Mantığı" (PDF).Почему вильгельминизм как понятие политической борьбы никуда не годится (нем.)
Unicef yararına bağış toplamak amacıyla New York Filarmoni Orkestrasını yönetmeye davet edilmişti.Для записи струнных аранжировок был приглашён Мюнхенский филармонический оркестр.
Vakıf, sadece toplumsal açıdan yararlı bir amac taşır ve kar amacı gütmeyen bir kuruluştur.Фонд преследует исключительно общественно-полезные цели и является некоммерческой организацией.
Mutasyonlar; yararlı, etkisiz ya da zararlı olabilir.Мутации проявляются по-разному и могут быть как полезными, так и вредными.
İnsanların şahsiyet olarak geliştirilmesini toplumun kalkınması için yararlı bir yol olarak kabul eder.Клянёмся стать настоящей личностью, внести вклад в развитие общества!
Birleşik ısı ve güç ısı farkından yararlanarak, şehrin sularını ısıtan enerji sistemidir.Выработанная станцией электрическая и тепловая энергия идёт на покрытие нужд города.
Bütün bunlardan yararlandım elbet.И я этим воспользовался.
Bu ordu ile beklenenin üzerinde yarar sağladılar.Такие результаты вполне устраивали военных.
Bunun yerine 1993-1994 eğitim döneminden beri taşımalı eğitimden yararlanmaktadır.В 1993—2006 годах использовался в качестве учебного.
Bunun aksine, genel göreliliğin yararlı olduğu saptanamamıştır.Хорошей семейной жизни это, как вы понимаете, не способствовало.
Çin hükümetine göre bu ilkelere uyan herkes tüm Çin vatandaşlık haklarından yararlanabilir.Все мы, имеющие отношение к довоенной армии, приносим извинения народу Китая.
1928’de Af Kanunundan yararlandı ve Türkiye'ye döndü.В 1928 году, воспользовавшись амнистией, он решил вернуться в Турцию.
Robert Cullen tarafından yazılan The Killer Department kitabından yararlanılmıştır.Экранизация книги Роберта Каллена «The Killer Department».
Mahallede İlköğretim okulu yoktur. fakat Türkiye'de eğitim taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır.На острове есть начальная школа, но для того, чтобы продолжать образование, нужно ехать на Новую Зеландию.
Oyunda geleneksel Türk tiyatrosu özelliklerinden yararlanılmıştır.В фильме использованы приёмы традиционного японского театра.
Animasyon - Turbo ne işe yarar?УНИАН — здоровье — Что происходит с фосфором?
Şah Abbas bu iki Özbek hanlarının çekişmesinden yararlanmayı sağlamıştır.Бешир так же велит казнить тех двух предателей.
Bir göğüs röntgeni zatürreyi tespit etmek için yararlı olabilir.Рентгеновские лучи, рентген лёгких могут быть использованы для изучения лёгочной ткани.
Halk deyişlerinden bolca yararlanmıştır.فوجئ الكبار من قوم صالح بما يقوله..
Analitik saflaştırma genelde proteinlerin saflaştırılması için genelde üç özellikten yararlanır.عادة ما تستفيد التنقية التحليلية من ثلاث خواص لفصل البروتين.
Müttefik Devletler 3 Eylül'de Almanya'ya savaş ilan ettiler, ancak işe yarar bir destek veremediler.أعلنت حكومات الحلفاء الحرب على ألمانيا في 3 سبتمبر لكنها فشلت في تقديم أي دعم يذكر.
Bunsen, metalleri çıkarmak için bu hücreden yararlandı.استخدم بنسن هذه الخلية لاستخراج المعادن.