Yaranın iyileşmesi sürecinde belirir.Odată vindecate rănile reapăreau.
Onur Seyit Yaran (d. 13 Ocak 1995, İstanbul), Türk dizi oyuncusu ve eski modeldir.Onur Seyit Yaran (născut la 13 ianuarie 1995, Istanbul ) este un actor și fost model turc în seriale TV.
Giles ertesi sabah uyandığında kolundaki yaranın tamamen iyileştiği, kafasında da saçların çıktığını görür.Másnap reggel Giles észreveszi, hogy a karján a friss seb begyógyult, és a haja is kinőtt kissé.
Bilinmeyen bir nedenden dolayı sol yanağının altında bir yaranın dikiş izi vardır.Van egy seb a bal arcán, megmagyarázatlan okokból.
En çok kullanılan sınıflandırma yöntemi yaranın derinliğidir.Az osztályozás leggyakrabban a sérülés mélysége alapján történik.
En çok kullanılan sınıflandırma yöntemi yaranın derinliğidir.Η πιο συχνά χρησιμοποιούμενη ταξινόμηση βασίζεται στο βάθος του τραυματισμού.
En çok kullanılan sınıflandırma yöntemi yaranın derinliğidir.Klasifikasi yang paling umum digunakan adalah yang berdasarkan kedalaman luka bakar.
Aldığı yaranın etkisiyle Troçki ertesi gün öldü.この時の傷がもとで、トレペゼは翌日死んだ。
Yaranın üzeri temiz bir bezle kapatılır.体表はキチン質の表皮に覆われる。
En çok kullanılan sınıflandırma yöntemi yaranın derinliğidir.最常用的分类法是根据损伤的深度。
Yergüclüler'in yaranma tarihi belli değildir.鉴者之臭于鉴无所不鉴。
Yaranın üzeri temiz bir bezle kapatılır.保证伤口清洁干燥。
Bilinmeyen bir nedenden dolayı sol yanağının altında bir yaranın dikiş izi vardır.右耳上有個明顯的咬痕,來由不明。
Aldığı yaranın etkisiyle Troçki ertesi gün öldü.이날 교전에서 입은 상처로 트레뻬제는 다음날 죽었다.
Yaranın iyileşmesi sürecinde belirir.재생을 하게 되어 상처가 낫게 된다.
Avustralyalılar yılan ısırığında yaranın temizlenmemesini tavsiye ederler.ההמלצה האוסטרלית היא לא לנקות את הפצע.
Bir şekilde kaçıp müziğe yarandım."אני למעשה פורש מלעשות מוזיקה חדשה".
Aldığı yaranın etkisiyle Troçki ertesi gün öldü.На следващия ден Троцки умира от раната си.
Bugün bize döndü, yaranız kanıyor da inliyoruz.В този момент чувстваш, че от теб тече кръв, ударен си.
En çok kullanılan sınıflandırma yöntemi yaranın derinliğidir.Най-често използваната класификация е въз основа на дълбочината на изгаряне.
Bir şekilde kaçıp müziğe yarandım."Samo sam uspio pobjeći i pridobiti ljude glazbom."
Elikliler'in yaranma tarihi belli değildir.Rana povijest električnih motocikala je još uvijek nejasna.
Bir şekilde kaçıp müziğe yarandım."Keď sa všetko dookola začalo rúcať, utiekli sme k hudbe".
Avustralyalılar yılan ısırığında yaranın temizlenmemesini tavsiye ederler.Veisėjai rekomenduoja nenukirpti morkos formos uodegos.
Yaranın üzeri temiz bir bezle kapatılır.Lehelaba on kaetud harjaskarvakestega.
Ahaz RABbin Tapınağından, saraydan ve önderlerden aldıklarını Asur Kralına armağan ettiyse de ona yaranamadı.아하스가 여호와의 전과 왕궁과 방백들의 집에서 재물을 취하여 앗수르 왕에게 주었으나 유익이 없었더라
Ahaz RABbin Tapınağından, saraydan ve önderlerden aldıklarını Asur Kralına armağan ettiyse de ona yaranamadı.כי חלק אחז את בית יהוה ואת בית המלך והשרים ויתן למלך אשור ולא לעזרה לו׃
Ahaz RABbin Tapınağından, saraydan ve önderlerden aldıklarını Asur Kralına armağan ettiyse de ona yaranamadı.لان آحاز اخذ قسما من بيت الرب ومن بيت الملك ومن الرؤساء واعطاه لملك اشور ولكنه لم يساعده.
Ahaz RABbin Tapınağından, saraydan ve önderlerden aldıklarını Asur Kralına armağan ettiyse de ona yaranamadı.亞 哈 斯 從 耶 和 華 殿 裡 和 王 宮 中 、 並 首 領 家 內 所 取 的 財 寶 給 了 亞 述 王 . 這 也 無 濟 於 事
Ahaz RABbin Tapınağından, saraydan ve önderlerden aldıklarını Asur Kralına armağan ettiyse de ona yaranamadı.亞哈斯從 耶和華 殿 裡和 王宮中 、 並首領家 內 所取 的 財寶給 了 亞述王.這 也 無濟 於事
Başka bir deyişle, yaranın üstündeki bantı bir anda çekin.Dites ce que vous avez à dire, arrachez le sparadrap.
Başka bir deyişle, yaranın üstündeki bantı bir anda çekin.Казавате, отлепи лепенката рязко.
Ben tutuyorum. Yaranın üstüne bastır.Wstrzymajcie ogień, wchodzimy.
Bunların ne olduğunu bilmiyorum ama yaran iyileşti ve artık gecikmeden Central'a gidebiliriz.En ole varma, mitä tämä on, mutta haavasi on parantunut- -ja voimme mennä heti Centraliin.
Bunların ne olduğunu bilmiyorum ama yaran iyileşti ve artık gecikmeden Central'a gidebiliriz.Jag vet inte vad nåt av det här är- -men nu är ditt sår läkt. Nu kan vi åka till Central direkt.
Bunların ne olduğunu bilmiyorum ama yaran iyileşti ve artık gecikmeden Central'a gidebiliriz.Jeg ved ikke, hvad noget af dette er, - - men nu er dit sår helet. Nu kan vi tage direkte til Central.
Bunların ne olduğunu bilmiyorum ama yaran iyileşti ve artık gecikmeden Central'a gidebiliriz.Não sei o que se passa aqui, mas a sua ferida está sarada, por isso, podemos ir para a Central sem demora.
Bunların ne olduğunu bilmiyorum ama yaran iyileşti ve artık gecikmeden Central'a gidebiliriz.Nie wyznaję się w tym wszystkim, ale pańska rana jest zagojona, możemy więc bez zwłoki ruszać do Central.
Bunların ne olduğunu bilmiyorum ama yaran iyileşti ve artık gecikmeden Central'a gidebiliriz.No sé de qué va todo esto, pero su herida está curada, así que ahora podemos ponernos en marcha hacia Central.
Bunların ne olduğunu bilmiyorum ama yaran iyileşti ve artık gecikmeden Central'a gidebiliriz.Δεν ξέρω τι είναι όλα αυτά, αλλά η πληγή σας γιατρεύτηκε, οπότε τώρα μπορούμε να πάμε αμέσως στο Σέντραλ.
Davanı görecek kimse yok, Yaran umarsız, şifa bulmaz.Chẳng ai lấy cớ ngươi cầu thay , để ngươi được ràng_buộc ; ngươi chẳng có thuốc chữa .
Davanı görecek kimse yok, Yaran umarsız, şifa bulmaz.Chẳng ai lấy cớ ngươi cầu thay, để ngươi được ràng buộc; ngươi chẳng có thuốc chữa.
Davanı görecek kimse yok, Yaran umarsız, şifa bulmaz.Deine Sache behandelt niemand, daß er dich verbände; es kann dich niemand heilen.
Davanı görecek kimse yok, Yaran umarsız, şifa bulmaz.Ei kukaan aja sinun asiaasi; sinun haavaasi ei paranneta, se ei kasva umpeen.
Davanı görecek kimse yok, Yaran umarsız, şifa bulmaz.Er is niemand die u kan helpen of uw wond kan verbinden. Geen medicijn is er tegen opgewassen.
Davanı görecek kimse yok, Yaran umarsız, şifa bulmaz.Ingen fører din Sag. For din Byld er ingen Lægedom, for dig ingen Helse.
Davanı görecek kimse yok, Yaran umarsız, şifa bulmaz.Ingen tager sig an din sak, så att han sköter ditt sår; ingen helande läkedom finnes för dig.
Davanı görecek kimse yok, Yaran umarsız, şifa bulmaz.Ingen tar sig av din sak, så han klemmer ditt sår ut; lægedom, plaster finnes ikke for dig.
Davanı görecek kimse yok, Yaran umarsız, şifa bulmaz.네 송사를 변호할 자가 없고 네 상처를 싸맬 약이 없도다
Davanı görecek kimse yok, Yaran umarsız, şifa bulmaz.Não há quem defenda a tua causa; para a tua ferida não há remédio nem cura.
Davanı görecek kimse yok, Yaran umarsız, şifa bulmaz.Nebude, kdo by přisoudil při tvou k uléčení; lékařství platného žádného míti nebudeš.
Davanı görecek kimse yok, Yaran umarsız, şifa bulmaz.Neni toho, kto by riešil tvoju pravotu, neni, kto by vytlačil a obviazal; neni tebe lieku, ktorý by vyhojil.
Davanı görecek kimse yok, Yaran umarsız, şifa bulmaz.Niciunul nu-ţi apără pricina, ca să-ţi lege rana; nu -i niciun leac, niciun mijloc de vindecare!
Davanı görecek kimse yok, Yaran umarsız, şifa bulmaz.Nie będzie, ktoby sądził sprawę twoję ku uleczeniu; lekarstwa ku uleczeniu mieć nie będziesz.
Davanı görecek kimse yok, Yaran umarsız, şifa bulmaz.Nihče se ne mara potegniti za pravdo tvojo; za rano svojo nimaš zdravila, ne obveze.
Davanı görecek kimse yok, Yaran umarsız, şifa bulmaz.nki sincsen, a ki megítélje a te ügyedet, hogy bekösse [sebedet,] orvosságok és balzsam nincsenek számodra.
Davanı görecek kimse yok, Yaran umarsız, şifa bulmaz.No hay quien juzgue tu causa; no tienes remedio eficaz para tu úlcera
Davanı görecek kimse yok, Yaran umarsız, şifa bulmaz.Nul ne défend ta cause, pour bander ta plaie; Tu n`as ni remède, ni moyen de guérison.
Davanı görecek kimse yok, Yaran umarsız, şifa bulmaz.Per la tua piaga non ci sono rimedi, non si forma nessuna cicatrice
Davanı görecek kimse yok, Yaran umarsız, şifa bulmaz.δεν υπαρχει ο κρινων την κρισιν σου, ωστε να ανορθωθης δεν υπαρχουσι δια σε φαρμακα θεραπευτικα.