Ana içeriğe geç
Sözlük

yaramaz ile cümle

yaramaz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Morley, The Age dergisine yaramaz bir öğrenci olduğunu ve isleri ciddiye almadığını söylemiştir.Morley disse que nessa idade ele era um aluno desobediente e não levou as coisas a sério.
Ancak ordu 176 adedi teslim edilen bu silahın işe yaramaz olduğunu ilan etti.Apenas 176 unidades foram feitas, tornando esta arma extremamente rara.
Bu yollar işe yaramaz.Não são servidos por estrada.
Ancak upuzun bir yaprak karganın pek de işine yaramaz.Mas, para seu azar, o trator também não funciona muito bem.
Ama kasabada yaşayan bir yabancı gider polislere tüm durumu anlatır ve tuzak işe yaramaz.Um assassino á solta na cidade espalha o pânico e a policía é ineficiente em sua captura.
(İşe yaramaz olduğumu düşünüyorlar.)(Totaal nutteloos zijn.)
Biraz çocukken yaramazdım da sonra akıllandım biliyorsunuz.Als kind was hij al sterk, en daarnaast moeilijk opvoedbaar.
Ancak upuzun bir yaprak karganın pek de işine yaramaz.Een beetje lukraak zwaaien heeft uiteraard geen zin.
Sıklıkla eşyaları çalar ya da diğer küçük şeyler için yaramazlık yapar.Hij probeert altijd iets te stelen of anderen in gevaar te brengen.
Tom ağaçkakanı eliyle yakalar ve şişe mantarıyla gagasını kapatır, kuş onu gagalasada işe yaramaz.Tamme bindt het dier vast aan een stok en geeft het wijn, maar de vogel ontsnapt door een list.
Zamanını o işe yaramaz kimse için boşa harcıyorsun!Je verknoeit je tijd met die nietsnut!
Ben yaramaz bir çocuk muydum?Was ik een ondeugend kind?
Oğlu Korkut (İlhamcan Çelikoğlu) ise babasına göre işe yaramaz bir çocuktur.Żaden z jej synów nie odziedziczył władzy po ojcu - ponieważ żaden z nich go nie przeżył.
Annesi onu "işe yaramaz" olarak tanımlar.Matka zwraca się do niego jako „beznadziejny przypadek”.
SG-1'in yaramazı olmayı başarır.Został zniszczony przez SG-1.
Onu okşamalı, ama yaramazlıklarına da göz yummamalı.Niestety się mylił, ale tego nie można brać mu za złe.
Böyle insanlarla bağlantılı olarak pasif olmak da meseleyi görmezden gelmek de işe yaramaz.Z takimi ludźmi nie należy być pasywnym ani nie należy unikać tych spraw.
Bu adamlar 'yaramaz' ise yaramazdır.Mieszańce takie są bezpłodne.
Craig Tucker: Sınıfın en yaramaz çocuğudur.Craig Tucker – jest klasowym rozrabiaką.
Yaramazlıkları yüzünden arkadaşları, okulda, ona "Çalıkuşu" adını takarlar.Podczas dawania Sidowi nauczkę, nazywa go psujkiem.
Yaramaz tavşanın.Brzydkie kaczątko
Tom çok yaramazdı, değil mi?Tom był bardzo niegrzeczny, prawda?
Çocuklarım çok yaramaz.Moje dzieci są bardzo niegrzeczne.
Aslında bu anlaşma Doğu'daki Antonius için işe yaramazdı.I själva verket var avtalet oanvändbart för Antonius som befann sig i Östern.
Böyle insanlarla bağlantılı olarak pasif olmak da meseleyi görmezden gelmek de işe yaramaz.Det är lönlöst att vara passiv med sådana människor och det är lönlöst att undvika frågan.
Ama bu taşkınlık hastayı daha da hasta yapmaktan başka bir işe yaramaz.Syftet med att immobilisera patienten är att inte förvärra den misstänkta skadan ytterligare.
Bu da diğer fırsatların işe yaramaz olduğu anlamına geliyor.För andra betydelser, se Saut Impossible.
Böyle insanlarla bağlantılı olarak pasif olmak da meseleyi görmezden gelmek de işe yaramaz.Недоцільно з такими людьми бути пасивним, та й недоцільно уникати цього питання.
(İşe yaramaz olduğumu düşünüyorlar.)Що EA порахувала вкрай невигідним.)
Bu yollar işe yaramaz.Нині маршрут не функціонує.
Dolayısıyla bu işe yaramaz proteinlerin çoğu da serbest kalıyor.Більшість вампірів, важко озброївшись, залишаються.
Tom oldukça yaramaz bir çocuktur.Том — досить пустотлива дитина.
SG-1'in yaramazı olmayı başarır.SG-1 si musí pomoci sama.
Hep ikisi yaramazlık yapıyorlardı ve ikisi de en güçlüsüydü.Oba byli prudcí a byli by se snad i vzájemně zabili.
Bu yollar işe yaramaz.Cesty v této oblasti nejsou značené.
Gayet parlak bir öğrenciydi, ancak yaramazlıkları sebebiyle okul hayatında sıkıntı yaşadı.On byl chytrý a ve škole mu to šlo dobře.
Böyle insanlarla bağlantılı olarak pasif olmak da meseleyi görmezden gelmek de işe yaramaz.E inutil să fi pasiv cu acești oameni și e inutilă evitarea problemei.
Video oyunları oynamayı, bisiklete binmeyi ve sık sık yaramazlık yapmayı sever.Îi place să joace jocuri video și să se dea cu bicicleta fiind și foarte buclucaș.
Piyonu 4.Ac3 hamlesiyle korumak pek işe yaramaz çünkü siyah, 4.Ac3?!Acest lucru nu este un adevărat gambit de Negru, deoarece după 4.Nxe5!?
Sadece Yaramaz Kızlar kitabı 11 milyondan fazla sattı.A vândut peste 11 milioane de copii.
Yaramaz tavşanın.Neculai Șelaru.
Ayrıca Jim, Pete ve Tom adında iki yaramaz erkek kardeşe sahiptir.Mai are doi frați, Tom și Dave.
Bu internet sitesi işe yaramaz.Acest site este inutil.
Video oyunları oynamayı, bisiklete binmeyi ve sık sık yaramazlık yapmayı sever.Szeret videojátékokkal játszani, gyűjti a Szumó kártyákat, gyakran biciklizik és még gyakrabban kerül bajba.
Yaramaz çocukları sırtında taşıdığı bir çuvalın içine atarak kaçan bir adam olarak tasvir edilir .Egy ismeretlen foglyot visznek akinek zsák van a fején.
Morley, The Age dergisine yaramaz bir öğrenci olduğunu ve isleri ciddiye almadığını söylemiştir.Egy interjún elmondta, hogy rossz tanuló volt, és nem vette túl komolyan a dolgokat.
Kardeşlerini çok seviyor ama biraz yaramazlık yapmaktan da zevk alır, 8 yaşındadır.Kicsit több van köztük barátságnál, de 8 évesen még nem nagyon törődnek vele.
Bir diğeri olmadan biri bir işe yaramaz.Igazából egyik sem működik a másik nélkül.
(İşe yaramaz olduğumu düşünüyorlar.)(Mások szerint ez nem sikerült.)
Çok uzak mesafelerdeki hedeflere ateş edildiğinde gereksiz mermi harcamaktan başka bir işe yaramaz.A fegyver lőtávolsága korlátos, messze lévő célok ellen hatástalan.
Böyle insanlarla bağlantılı olarak pasif olmak da meseleyi görmezden gelmek de işe yaramaz.On turhaa olla passiivinen tällaisten ihmisten kanssa, ja kysymyksen välttäminen on turhaa.
Aslında bu anlaşma Doğu'daki Antonius için işe yaramazdı.Tästä avioliitosta ei varmastikaan ollut poliittista hyötyä Antoniukselle.
Yaramaz tavşanın.Sikka Hirvonen.
Eğer bu işe yaramazsa 2. , 3. …şeklinde devam ederek sonuca ulaşılmaya çalışılır.Jos tämä ei näytä toimivan, voidaan kokeilla toiseksi yleisintä, ja niin edelleen.
İzo - Sınıfın en yaramazı.Gillian: Menoksien heikoin luokka.
Robert Rodriguez üçüncü film olan, "Yaramazlar" (İngilizce: The Misbehavers) filmini yazmış ve yönetmiştir.Kolmannen tarinan Häiriköt (The Misbehavers) on ohjannut Robert Rodriguez.
Böyle insanlarla bağlantılı olarak pasif olmak da meseleyi görmezden gelmek de işe yaramaz.Είναι μάταιο να είσαι απαθής με τέτοιους ανθρώπους και είναι μάταιο να αποφεύγεις το πρόβλημα.
Oğlu Korkut (İlhamcan Çelikoğlu) ise babasına göre işe yaramaz bir çocuktur.Han tager sig af sin (aldrig set) far, som er invalid.
Onu okşamalı, ama yaramazlıklarına da göz yummamalı.Man skal føle dem, men ikke skamme sig over dem.
Bestelerinin işe yaramaz olduğunu düşünmüş ama öğretmenlikle yararlı olabileceğine inanmıştı.Han følte at hvis han ikke kunne være kreativ, kunne han i det mindste undervise.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod