Yaramaz tavşanın.Das leuchtende Kaninchen.
Ablalar Yaramazlık Yapar mı?Wußtest du, daß Schlangen taub sind?
Kyle: Bir yaramazdır.Kiva kann’s!
Çok yaramaz ve eğlence delisidir.Das Stück macht Spaß, kein Kopfweh.
Birbirlerine karşı sanki bir babanın iki yaramaz çocuğu gibi hareket ederler.Nach anderer Ansicht soll es sich um einen Vater mit seinen zwei Söhnen handeln.
Onu okşamalı, ama yaramazlıklarına da göz yummamalı.Gott beschirme sie weiterhin, wenn auch für sie unsichtbar.
Hep ikisi yaramazlık yapıyorlardı ve ikisi de en güçlüsüydü.Beide, so scheint es, hatten getrunken und waren bester Stimmung.
Yani, senin potansiyellerin bir işe yaramaz.Aber seine Bestechungen bewirken nichts.
Onlara karşı çıkmak hiçbir şeye yaramaz.Cela ne servirait à rien de s'opposer à eux.
O işe yaramaz.Ça ne va pas !
Dökülen süt için ağlamak bir işe yaramaz.Il ne sert à rien de pleurer sur le lait renversé.
Çocuklarım çok yaramaz.Mes enfants sont très méchants.
Ama havuzda canlandırma işe yaramaz ve Sayid'in öldüğü söylenir.Il est plongé dans un bassin mais cette tentative échoue et Sayid meurt.
Böyle insanlarla bağlantılı olarak pasif olmak da meseleyi görmezden gelmek de işe yaramaz.Il est inutile avec ces gens d’être passif, et il est inutile d’éviter le sujet.
Oğlu Korkut (İlhamcan Çelikoğlu) ise babasına göre işe yaramaz bir çocuktur.Le surmoi est le père intériorisé mais sa colère est celle de l'enfant (contre le père).
Bu adamlar 'yaramaz' ise yaramazdır.Tu es bien mieux sans ce misérable garçon.
Yalnızca ablası ve öğretmeni onun yaramazlıklarına anlayışla yaklaşır.Au grand désespoir de sa mère et de ses professeurs, conscients de ses possibilités.
Bize demokrasinin işe yaramaz olduğunu söylerdi.Il en vint à la conclusion qu'elle était inadaptée pour l'agriculture.
Onu okşamalı, ama yaramazlıklarına da göz yummamalı.C'est une oublieuse personne, mais je ne lui en veux pas de ses manques.
Bir diğeri olmadan biri bir işe yaramaz.L'une ne va pas sans l'autre.
Sen yaramaz bir çocuksun.Eres un chico travieso.
Yaramaz çocuklara katlanamıyorum.No soporto a los niños traviesos.
Evine geri getirilmiş olan perişan ve işe yaramaz durumdaki Moran, şimdiki halinden bahsetmeye başlar.Tras regresar a su casa, ahora en un estado de confusión y abandono, Moran pasa a hablar de su estado actual.
Bir diğeri olmadan biri bir işe yaramaz.Ninguno tendría éxito sin el otro.
SG-1'in yaramazı olmayı başarır.Fue destruida por el SG-1.
Annesi onu "işe yaramaz" olarak tanımlar.Su madre se refiere a él como un "caso sin esperanza".
Gayet parlak bir öğrenciydi, ancak yaramazlıkları sebebiyle okul hayatında sıkıntı yaşadı.Ella es una chica muy versátil excepto por su bajo rendimiento en la escuela.
Hep ikisi yaramazlık yapıyorlardı ve ikisi de en güçlüsüydü.Ambos son insostenibles y ambos son horribles.
(İşe yaramaz olduğumu düşünüyorlar.)(Crees que eres malo ¿Verdad?)
Ama edebiyat ve kültür üzerine disiplinlerarası çalışmaları tamamen işe yaramaz olarak görmemektedir.Pero lógicamente no heredaron una capacidad de lectura y escritura que fueron culturalmente desarrolladas.
Oğlan bir süre yaramazlık yapar ve masaya oturmamakta direnir; fakat daha sonra o da oturur.En un primer momento que planea abandonar al niño, pero no puede hacerlo, terminando por quedarse.
Ablası, Lady Sarah, gibi davranmaya çalıştı, biraz yaramazdı ama çok arkadaşı vardı.Su relación con su hermana María parece haber sido cordial, pero no íntima.
Dinamit kullanarak kendini öldürmeye çalışır, fakat adanın buna izin vermeyişinden ötürü işe yaramaz.Intenta matarse usando dinamita, pero no puede hacerlo porque la mecha se apaga antes de terminarse.
Sıklıkla eşyaları çalar ya da diğer küçük şeyler için yaramazlık yapar.A veces aparece complicado o mezclado con diversos subtemas o temas menores.
Onlara karşı çıkmak hiçbir şeye yaramaz.Mettersi contro di loro non servirà a niente.
The Tracey Ullman Show kısalarında, Lisa, daha çok "dişi Bart" gibiydi ve yaramazlıkta onunla aynıydı.Nel corto del Tracey Ullman Show Lisa è stata più di un "Bart femminile" ed è stata altrettanto maliziosa.
Hep ikisi yaramazlık yapıyorlardı ve ikisi de en güçlüsüydü.Stavo diventando troppo vecchio e quei due erano degli uragani.
SG-1'in yaramazı olmayı başarır.Nemmeno l'SG-1 può fermarlo.
Yaramaz tavşanın.Il lupetto cattivo.
Yaramaz (Özgün), Yaylı Çalgılar Orkestrası için, 2003.AA.VV., Alla scoperta di antichi Oratori Campestri..., Novara 2003.
Ondan ayrılmak için eşcinsel olduğunu söyler ama işe yaramaz.Lei lo prega di andarsene, ma invano.
Gizli casus eşyalarını eve yerleştiren Bob, çocukların yaramazlıklarıyla bu şekilde baş eder.I loro genitori, che segretamente li spiano, scopriranno così un aspetto diverso nei loro figli.
Onlar şu anda işe yaramaz.Сейчас они бесполезны.
Derhal yaramazlığa bir son verin!Немедленно прекратите баловство!
Dinamit kullanarak kendini öldürmeye çalışır, fakat adanın buna izin vermeyişinden ötürü işe yaramaz.Он пытается убить себя, используя динамит, но не может сделать этого, потому что Остров не даёт ему.
Hep ikisi yaramazlık yapıyorlardı ve ikisi de en güçlüsüydü.Мы оба сильные люди, в этом вся проблема.
SG-1'in yaramazı olmayı başarır.Запуск SG-1000 не увенчался успехом.
Elbette ikinci seçenek her zaman işe yaramaz.Но второго шанса не бывает никогда.
Böyle insanlarla bağlantılı olarak pasif olmak da meseleyi görmezden gelmek de işe yaramaz.Бесполезно с такими людьми быть пассивным, бесполезно и избегать этого вопроса.
Ardından yaramazlığından veya rüzgardan dolayı yere düşmüştür.После этого он поднимается от земли, а его кости выворачиваются и ломаются.
Bu yollar işe yaramaz.Наши пути не сойдутся.
Tüm köpekler gibi içinde yumuşak bir yaramazlık vardır.В таких втулках для каждой собачки идет своя пружина.
Yaramaz tavşanın.Неутомимый братец Кролик.
Ancak upuzun bir yaprak karganın pek de işine yaramaz.Но крюк почему-то не работает так, как должен.
(İşe yaramaz olduğumu düşünüyorlar.)(Фактически не работает.)
Aynı zamanda oyuncu ve yaramaz tavırlarıyla şaklabanlıklar yapmayı sever.Любит выкидывать глупые и иногда пошлые шутки с дедом.
Oğlu Korkut (İlhamcan Çelikoğlu) ise babasına göre işe yaramaz bir çocuktur.Так недостойного сына постигла такая же участь, какую он уготовил своему отцу.
Yaramaz tavşanın.عراف شرير.
The Tracey Ullman Show kısalarında, Lisa, daha çok "dişi Bart" gibiydi ve yaramazlıkta onunla aynıydı.في حلقات من برنامج تراسي أولمان كانت ليزا تشبه بارت أكثر وكانت تتشابه معه في الشقاوه .
Böyle insanlarla bağlantılı olarak pasif olmak da meseleyi görmezden gelmek de işe yaramaz.Ser passivo com tais pessoas é inútil, e é inútil evitar o tema.