Ana içeriğe geç
Sözlük

yaramaz ile cümle

yaramaz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bu işe yaramaz kiIt won't work, he isn't that dumb
Ve tüm denklemler işe yaramaz hale geliyor.And all the equations break down.
"Şimdi görürsün, yaramaz seni!" asıl cevaptı."Now you'll get it, you rascal!" was the response.
Bu mümkün değil. İşe yaramaz.It's not possible -- it doesn't work.
Bu yüzden, hastalığı bitirmek için herkesi aşılamak da işe yaramaz.So, how we eradicated smallpox was -- max vaccination wouldn't work.
"Şartlar?" olayların olma kısmında biraz işe yaramaz kalıyorlar.Circumstances?
İş? Biz işe yaramaz.We don't work.
"Efendim?" İşe yaramaz."Sir?" "It won't work.
Benim yüzümden kendini işe yaramaz hissetmesini istemem.I don't want him to feel awkward because of me.
Yani kendimi işe yaramaz hissediyorum.I mean, I feel useless.
Oynadığımız oyunun kurallarının... ...işe yaramaz ve yetersiz olduğunu hissettim.I felt that the rules of the game we play by were obsolete and insufficient.
İşe yaramaz hale gelir ve çoğunluk ayaklanır.It doesn't work anymore; they invade.
Gayet tatlı ve lezzetli, ama aslında bir boka yaramaz.He's hot and sweet, but essentially useless.
Bu asla işe yaramaz!It never works!
Bayan Eriksson, şu yaramaz çocuklarınıza geçerken kapıma vurmamalarını söyleyin.Tell those brats of yours not to kick my door when they go past
Yaramaz bacaksızlar !So annoying!
Tüm dünyada, erkek çocukları, yaramazlıkları için daha sık cezalandırılırlar.Little boys world-wide are punished more frequently, for, transgressions.
Bu bir miktar kamu yaramazlığıdır.It's a piece of public mischief.
Bu şekilde hiç bir işe yaramaz.You can't just expect it to work.
Ben olmadan söylerseniz kendimi normalde hissettiğimden daha da işe yaramaz hissedeceğim.If you do it without me I feel even more redundant than I already feel.
İşe yaramaz bir sistem.It's a crap system.
"A.B.D.'de FedEx için bu işe yarayabilir, ama Bulgaristan için işe yaramaz."Gee, that can work for FedEx out there in the United States, but it can't work in Bulgaria.
Her gece, yaramaz çocuklarmışız gibi bizi yatağa gönderiyor.Every night he sends us off to bed like naughty children.
Yaramaz Çocuk...Feisty boy...
Bana o an için bildiğim bütün bu bilgiler işe yaramaz oldu.All my knowledge was useless to me at that moment.
Yaramazlık için bir yer midir yoksa güvenli bir şekilde agresif olunan yer midir?Is it a place for naughtiness and is it a place to be safely aggressive?
Yani, Noel Baba yaramaz veya uslu olup olmadığını bilir ama değil mi?"I mean, Santa Claus knows if you're naughty or nice, right?"
Kahrolası işe yaramaz araba!Goddamn useless car!
Neredeyse bir tür poltergeist (yaramaz cin) etkisiAnd almost a kind of poltergeist effect.
Hangi maske işe yarar, hangisi yaramaz?What mask works, what mask doesn't work.
Şeffaflık kurumlara olan güveni geri getirmeye yaramaz.Transparency is not about restoring trust in institutions.
Gazap günü servet işe yaramaz, Oysa doğruluk ölümden kurtarır.Riches don't profit in the day of wrath, but righteousness delivers from death.
Bilgisiz heves işe yaramaz, Acelecilik insanı yanılgıya düşürür.It isn't good to have zeal without knowledge; nor being hasty with one's feet and missing the way.
Alıcı, ‹‹İşe yaramaz, işe yaramaz›› der, Ama alıp gittikten sonra aldığıyla övünür."It's no good, it's no good," says the buyer; but when he is gone his way, then he boasts.
Ne var ki, sizler işe yaramaz aldatıcı sözlere güveniyorsunuz.Behold, you trust in lying words, that can't profit.
O, yaramaz iş yaptı.He is surely the outcome of an unrighteous act.
Onların çoğu, ancak zanna kapılmışlardır. Şüphe yok ki zan, gerçek karşısında hiçbir şeye yaramaz.Many of them follow nothing but illusion; yet illusion cannot replace the reality.
Böylece hak ortaya çıktı, onların yapıp ettikleri, işe yaramaz hale geldi.Thus the truth was upheld, and the falsehood that they practised was exposed.
O ayetler ve uyarılar iman etmeyen bir toplumun hiçbir işine yaramaz.But signs or warnings will be of no avail to those who do not believe.
Sanayi olarak ürettikleri, orada işe yaramaz olmuştur. Yapıp ettikleri de bâtıl hale gelmiştir.Fruitless will be what they have fashioned, and whatever they have done will perish.
Küfre sapanların dua ve davetleri, şaşkınlığa dalmaktan başka bir işe yaramaz.Not more than error are the prayers of infidels.
Ayetlerimizi işe yaramaz kılmak için gayret gösterenlere gelince, onlar cehennemin dostlarıdır.But those who try to defeat Our signs are people of Hell.
O yararlandıkları nimetler onların hiçbir işine yaramaz.Of what avail shall their enjoyment be to them?
Allah'a itaat edin; resule de itaat edin! Amellerinizi işe yaramaz hale getirmeyin.O you who believe, obey God and the Prophet, and do not waste your deeds.
O, yaramaz iş yaptı. Bilmediğin bir şeyi benden isteme.Do not ask of Me that whereof thou hast no knowledge.
Ama Allah imanınızı işe yaramaz hale getirmeyecektir.And of a surety the change is grievous save unto those whom Allah hath guided.
Şüphe yok ki zan, gerçek karşısında hiçbir şeye yaramaz.Certainly, conjecture can be of no avail against the truth.
Çünkü sen asla yeri yaramazsın ve boyca da dağlara erişemezsin.You can neither pierce the earth, nor can you match the mountains in height.
O, onların amellerini işe yaramaz hale getirecektir.He will cause all their deeds to come to nothing.
(Rabbi): "Ey Nuh, dedi, o senin ailenden değildir. O, yaramaz iş yaptı.He said: "O Noah! He is not of thy family: For his conduct is unrighteous.
Bu uyarı işe yaramaz.This alert is useless.
"Şunu açık bir şekilde ifade etmek isterim ki parçalanmış bir birlik işe yaramaz."Let me be clear -- a split union will not work," he stressed.
Bu da işe yaramazsa ülkede yeni seçimler yapılacak.If it also fails, then the country will hold new elections.
Rupert Evans, Frank Churchill rolünde: Frank enerji dolu, çekici, yaramaz ve şımarık.Rupert Evans as Frank Churchill: Frank is a ball of energy, charming, mischievous, and spoilt.
Yaramaz çocuklar tarafından hasat edilmeden önce toplanmalarını engeller.She prevents them from being gathered by naughty children before they can be harvested.
O işe yaramaz.Das geht nicht!
Sen çok yaramazsın.Das ist sehr ungezogen von dir.
Çocuklarım çok yaramaz.Meine Kinder sind sehr ungezogen.
Sen biraz yaramazsın.Du bist ein wenig frech.
Ancak "Yaramazlar" bölümünde Sarah, bir başka odayı direkt olarak aramaktadır.Sarah in „The Misbehavers“ ruft wahllos in einem Zimmer des Hotels an.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
yaramaz ile cümle - Sayfa 5 - yaramaz kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App