Oynadığımız oyunun kurallarının... ...işe yaramaz ve yetersiz olduğunu hissettim.Měl jsem pocit, že pravidla hry, podle kterých hrajeme jsou zastaralá a nedostatečná.
Oynadığımız oyunun kurallarının... ...işe yaramaz ve yetersiz olduğunu hissettim.Minusta tuntui, että pelimme säännöt olivat vanhentuneita ja riittämättömiä.
Oynadığımız oyunun kurallarının... ...işe yaramaz ve yetersiz olduğunu hissettim.Poczułem wtedy, że zasady gry, których się trzymamy były ograniczone i przestarzałe.
Oynadığımız oyunun kurallarının... ...işe yaramaz ve yetersiz olduğunu hissettim.Sentii che le regole del gioco economico erano obsolete e insufficienti.
Oynadığımız oyunun kurallarının... ...işe yaramaz ve yetersiz olduğunu hissettim.Ένιωσα ότι οι κανόνες του παιχνιδιού που παίζουμε ήταν ξεπερασμένοι και ανεπαρκείς.
Oynadığımız oyunun kurallarının... ...işe yaramaz ve yetersiz olduğunu hissettim.Съзнах, че правилата на играта, която играем, са остарели и неадекватни.
Oynadığımız oyunun kurallarının... ...işe yaramaz ve yetersiz olduğunu hissettim.Я увидел, что именно правила игры, по которым мы играем, устарели и больше не подходят нам.
Oynadığımız oyunun kurallarının... ...işe yaramaz ve yetersiz olduğunu hissettim.شعرت بأن قواعد اللعبة التي نلعبها كانت باطلة وغير كافية.
Sadece işe yaramazdı.Il serait tout simplement pas.
Sadece işe yaramazdı.Não funcionaria.
Sadece işe yaramazdı.Δε θα δούλευε.
Sadece işe yaramazdı.Вона просто не зможе працювати.
Sadece işe yaramazdı.Она просто не сможет работать.
Sadece işe yaramazdı.ببساطة لن تعمل
Sadece seçkin kesimin üretebildiği bir toplum hiç bir işe yaramaz.Der er ikke noget samfund, der er tjent bedst ved kun at have eliten ved magten.
Sadece seçkin kesimin üretebildiği bir toplum hiç bir işe yaramaz.Egyetlen közösség sincs a legjobban kiszolgálva, mint mikor csak az elit irányít.
Sadece seçkin kesimin üretebildiği bir toplum hiç bir işe yaramaz.E' sempre meglio allargare l'accesso alle opportunità.
Sadece seçkin kesimin üretebildiği bir toplum hiç bir işe yaramaz.Geen enkele gemeenschap vaart er wel bij dat enkel de elite ze controleert.
Sadece seçkin kesimin üretebildiği bir toplum hiç bir işe yaramaz.Keine Gesellschaft ist am besten dabei, wenn nur die Elite die Macht besitzt.
Sadece seçkin kesimin üretebildiği bir toplum hiç bir işe yaramaz.Không cộng đòng nào được phục vụ tốt nhất khi giới chuyên môn nắm toàn quyền
Sadece seçkin kesimin üretebildiği bir toplum hiç bir işe yaramaz.엘리트만이 주도적으로 이끈다면 어떤 모임도 성공하지 못합니다
Sadece seçkin kesimin üretebildiği bir toplum hiç bir işe yaramaz.Lorsqu'il n'y a que les élites qui ont le contrôle, c'est toujours au détriment de la communauté.
Sadece seçkin kesimin üretebildiği bir toplum hiç bir işe yaramaz.Mikään yhteisö ei hyödy siitä että vain eliitti on vallassa.
Sadece seçkin kesimin üretebildiği bir toplum hiç bir işe yaramaz.Nenhuma comunidade está bem servida quando só a elite tem o controlo.
Sadece seçkin kesimin üretebildiği bir toplum hiç bir işe yaramaz.Nicio comunitate nu are beneficii atunci când doar elitele deţin controlul.
Sadece seçkin kesimin üretebildiği bir toplum hiç bir işe yaramaz.Ninguna comunidad está bien servida cuando sólo la elite tiene el control.
Sadece seçkin kesimin üretebildiği bir toplum hiç bir işe yaramaz.Społeczeństwu nie służy kontrola w ręku elit.
Sadece seçkin kesimin üretebildiği bir toplum hiç bir işe yaramaz.Žádná společnost neprospívá nejlépe, má-li vše pod kontrolou jen elita.
Sadece seçkin kesimin üretebildiği bir toplum hiç bir işe yaramaz.Καμιά κοινωνία δεν ωφελείται όταν μόνο η αφρόκρεμα έχει τον έλεγχο.
Sadece seçkin kesimin üretebildiği bir toplum hiç bir işe yaramaz.Никое общество няма интерес когато само елита има контрол.
Sadece seçkin kesimin üretebildiği bir toplum hiç bir işe yaramaz.Сообществу не может быть хорошо, если контроль - только в руках элиты.
Sadece seçkin kesimin üretebildiği bir toplum hiç bir işe yaramaz.אף חברה לא מרוויחה כאשר רק לאליטה יש שליטה.
Sadece seçkin kesimin üretebildiği bir toplum hiç bir işe yaramaz.لا يخدم المجتمع بشكل أفضل بتحكم النخبة فقط
Sadece seçkin kesimin üretebildiği bir toplum hiç bir işe yaramaz.これは他のどんな人がいるのか見られる素晴しい機会です
Sadece yağmurlu günlerde işe yaramaz olmayı dene.Bądź do niczego tylko w deszczowe dni.
Sadece yağmurlu günlerde işe yaramaz olmayı dene.Cerca di essere inutile solo quando piove, okay?
Sadece yağmurlu günlerde işe yaramaz olmayı dene.Försök att inte vara helt värdelös.
Sadece yağmurlu günlerde işe yaramaz olmayı dene.¿No podrías ser inútil sólo cuando llueve?
Sadece yağmurlu günlerde işe yaramaz olmayı dene.Tenta só ser inútil em dias de chuva, sim?
Sadece yağmurlu günlerde işe yaramaz olmayı dene.Vær nu ikke helt håbløs.
Sadece yağmurlu günlerde işe yaramaz olmayı dene.Yritä olla hyödytön vain sateisina päivinä.
Sadece yağmurlu günlerde işe yaramaz olmayı dene.Προσπαθήστε να μην είστε άχρηστοι στα δύσκολα.
Sadece yağmurlu günlerde işe yaramaz olmayı dene.Постарайся быть бесполезным только в дождь, хорошо?
"Şartlar?" olayların olma kısmında biraz işe yaramaz kalıyorlar.Circonstances ? Elles font partie de la catégorie des choses qui arrivent.
"Şartlar?" olayların olma kısmında biraz işe yaramaz kalıyorlar.¿Circunstancias? Ese tipo cabe dentro de la categoría de cosas que suceden.
"Şartlar?" olayların olma kısmında biraz işe yaramaz kalıyorlar.Circunstâncias? esse tipo de classificação de categoria de coisas acontecem.
"Şartlar?" olayların olma kısmında biraz işe yaramaz kalıyorlar.Nó rơi vào nhóm những sự kiện diễn ra.
"Şartlar?" olayların olma kısmında biraz işe yaramaz kalıyorlar.Okoliczności? To zalicza się do kategorii "tak się po prostu dzieje". W porządku.
"Şartlar?" olayların olma kısmında biraz işe yaramaz kalıyorlar.Omstandigheden?
"Şartlar?" olayların olma kısmında biraz işe yaramaz kalıyorlar.Συνθήκες; Εμπίπτουν στην κατηγορία του τύπου αυτά συμβαίνουν.
"Şartlar?" olayların olma kısmında biraz işe yaramaz kalıyorlar.Обставини? Це підпадає під категорію "щось трапляжться".
"Şartlar?" olayların olma kısmında biraz işe yaramaz kalıyorlar.Что такое условия? Что-то, что произошло.
Şeffaflık kurumlara olan güveni geri getirmeye yaramaz.A transparência não passa por repôr a confiança nas instituições.
Şeffaflık kurumlara olan güveni geri getirmeye yaramaz.Az átláthatóság nem az intézményekbe vetett bizalom helyreállításáról szól.
Şeffaflık kurumlara olan güveni geri getirmeye yaramaz.투명성은 기관들의 신뢰를 회복하게 하는 것이 아닙니다.
Şeffaflık kurumlara olan güveni geri getirmeye yaramaz.La transparence ne consiste pas à restaurer la confiance dans les institutions.
Şeffaflık kurumlara olan güveni geri getirmeye yaramaz.La transparencia no trata de cómo restaurar la confianza en las instituciones.
Şeffaflık kurumlara olan güveni geri getirmeye yaramaz.Minh bạch không phải là phục hồi niềm tin vào thể chế.
Şeffaflık kurumlara olan güveni geri getirmeye yaramaz. Şeffaflık, siyasetin güvensizliği yönetme biçimidir.Transparenz nicht zur Wiederherstellung von Vertrauen, sondern der Politik zur Handhabe von Misstrauen dient.
Şeffaflık kurumlara olan güveni geri getirmeye yaramaz.Transparantie gaat niet over het herstellen van vertrouwen in de instellingen.