Bilgisiz heves işe yaramaz, Acelecilik insanı yanılgıya düşürür.Le manque de science n`est bon pour personne, Et celui qui précipite ses pas tombe dans le péché.
Bilgisiz heves işe yaramaz, Acelecilik insanı yanılgıya düşürür.Lipsa de ştiinţă este o pagubă pentru cineva, şi cine aleargă neghiobeşte înainte, o nimereşte rău. -
Bilgisiz heves işe yaramaz, Acelecilik insanı yanılgıya düşürür.Lòng thiếu tri thức ấy chẳng phải một điều hay; Vả kẻ nào vội bước bị vấp phạm.
Bilgisiz heves işe yaramaz, Acelecilik insanı yanılgıya düşürür.Lòng thiếu tri_thức ấy chẳng phải một điều hay ; Vả kẻ nào vội bước bị vấp phạm .
Bilgisiz heves işe yaramaz, Acelecilik insanı yanılgıya düşürür.Lo zelo senza riflessione non è cosa buona, e chi va a passi frettolosi inciampa
Bilgisiz heves işe yaramaz, Acelecilik insanı yanılgıya düşürür.Não é bom agir sem refletir; e o que se apressa com seus pés erra o caminho.
Bilgisiz heves işe yaramaz, Acelecilik insanı yanılgıya düşürür.Også den som ikke bruker omtanke, går det ille, og den som er for snar på foten, treder feil.
Bilgisiz heves işe yaramaz, Acelecilik insanı yanılgıya düşürür.Res ni dobro duši brez spoznanja, in kdor je nagel z nogami, greši.
Bilgisiz heves işe yaramaz, Acelecilik insanı yanılgıya düşürür.Tampoco es bueno hacer algo sin conocimiento, y peca el que se apresura con sus pies
Bilgisiz heves işe yaramaz, Acelecilik insanı yanılgıya düşürür.Zaiste duszy bez umiejętności nie dobrze, a kto jest prędkich nóg, potknie się.
Bilgisiz heves işe yaramaz, Acelecilik insanı yanılgıya düşürür.Ψυχη ανευ γνωσεως βεβαιως δεν ειναι καλον και οστις σπευδει με τους ποδας, προσκοπτει.
Bilgisiz heves işe yaramaz, Acelecilik insanı yanılgıya düşürür.Наистина ожидане без разсъдък не е добро, И който бърза с нозете си, обърква пътя си .
Bilgisiz heves işe yaramaz, Acelecilik insanı yanılgıya düşürür.Нехорошо душе без знания, и торопливый ногами оступится.
Bilgisiz heves işe yaramaz, Acelecilik insanı yanılgıya düşürür.גם בלא דעת נפש לא טוב ואץ ברגלים חוטא׃
Bilgisiz heves işe yaramaz, Acelecilik insanı yanılgıya düşürür.ايضا كون النفس بلا معرفة ليس حسنا والمستعجل برجليه يخطأ.
Bilgisiz heves işe yaramaz, Acelecilik insanı yanılgıya düşürür.心 無 知 識 的 、 乃 為 不 善 . 腳 步 急 快 的 、 難 免 犯 罪
Bilgisiz heves işe yaramaz, Acelecilik insanı yanılgıya düşürür.心無知 識 的 、 乃為不善 . 腳步 急 快的 、 難免 犯罪
Bilmiyorum! vücudu tamamen işe yaramaz!Aku tak tahu! Tubuhnya benar-benar tidak berguna!
Bilmiyorum! vücudu tamamen işe yaramaz!Ich weiß es nicht! Sein Körperbau ist komplett unnützlich!
Bilmiyorum! vücudu tamamen işe yaramaz!Ik weet het niet! Zijn lichaamsbouw is compleet nutteloos !
Bilmiyorum! vücudu tamamen işe yaramaz!Jag vte inte! Hans kroppsbyggnad är helt värdelös!
Bilmiyorum! vücudu tamamen işe yaramaz!Mình không biết. Con người anh ý đúng là vô dụng!
Bilmiyorum! vücudu tamamen işe yaramaz!Non lo so! I muscoli del suo corpo sono completamente inutili!
Bilmiyorum! vücudu tamamen işe yaramaz!Nu stiu! Muschii corpului sau sunt complet inutili.
Bilmiyorum! vücudu tamamen işe yaramaz!Son corps est totalement inutile.
Bilmiyorum! vücudu tamamen işe yaramaz!Δεν ξέρω! Η δόμηση του σώματος του είναι εντελώς άχρηστη!
Bilmiyorum! vücudu tamamen işe yaramaz!Не знаю! Его тело слеплено абсолютно бесполезно!
Bilmiyorum! vücudu tamamen işe yaramaz!! أنا لا أعلم، فبناء جسمه عديم الفائدة تمامًا
Bilmiyorum! vücudu tamamen işe yaramaz!スンジョ ここの山道 危険だわ
Bindiği at çok huysuz, işe yaramaz.El caballo que montaba está tan herido que ya no sirve para nada.
Bindiği at çok huysuz, işe yaramaz.Hans häst är för uppspelt för att kunna användas.
Bindiği at çok huysuz, işe yaramaz.Hans hest er for urolig til at kunne bruges.
Bindiği at çok huysuz, işe yaramaz.Hevonen on niin kiihtynyt, että siitä ei ole hyötyä.
Bindiği at çok huysuz, işe yaramaz.Il cavallo che cavalcava è troppo agitato per essere utilizzato.
Bindiği at çok huysuz, işe yaramaz.Koń, którego dosiadał, też jest bardzo pokaleczony.
Bindiği at çok huysuz, işe yaramaz.O cavalo que ele montava estava demasiado ferido para ter alguma utilidade.
Bindiği at çok huysuz, işe yaramaz.Το άλογο που καβαλούσε είναι τόσο ανήσυχο, που μας είναι άχρηστο.
Bindiği at çok huysuz, işe yaramaz.Лошадь, на которой он ехал, слишком нервничает и больше не может служить.
Birbirimizden ayrılmamalıyız, yoksa işe yaramaz. Ayrılmamak mı?Normal, trebuie să rămânem împreună, altfel nu merge !
Birbirimizden ayrılmamalıyız, yoksa işe yaramaz. Ayrılmamak mı?Wir müssen vereint sein, damit es klappt. ...vereint!
Birbirimizden ayrılmamalıyız, yoksa işe yaramaz.Hát persze! Ha nem együtt csináljuk, nem megy!
Birbirimizden ayrılmamalıyız, yoksa işe yaramaz.Musíme držet pohromadě, nebo to nebude fungovat!
Birbirimizden ayrılmamalıyız, yoksa işe yaramaz.Tenemos que estar unidos, si no, no funciona.
Birbirimizden ayrılmamalıyız, yoksa işe yaramaz.We moeten samenblijven of het zal niet werken !
Birbirimizden ayrılmamalıyız, yoksa işe yaramaz.Πρέπει να μείνουμε μαζί αλλιώς δεν θα δουλέψει!
Birbirimizden ayrılmamalıyız, yoksa işe yaramaz.Нищо няма да стане, ако не стоим заедно.
Birbirimizden ayrılmamalıyız, yoksa işe yaramaz.Ой, мы обязательно должны держаться вместе, а то ничего не выйдет.
Bir şeyin arkasına saklanmak bir işe yaramaz.Chowanie się w niczym nie pomoże.
Bir şeyin arkasına saklanmak bir işe yaramaz.Det är ingen idé att gömma sig.
Bir şeyin arkasına saklanmak bir işe yaramaz.Det nytter ikke at gemme sig.
Bir şeyin arkasına saklanmak bir işe yaramaz.Já não te podes esconder atrás de nada.
Bir şeyin arkasına saklanmak bir işe yaramaz.Non servirà a nulla nascondersi dietro a qualcosa.
Bir şeyin arkasına saklanmak bir işe yaramaz.No te servirá de nada esconderte.
Bir şeyin arkasına saklanmak bir işe yaramaz.On turhaa yrittää piiloutua.
Bir şeyin arkasına saklanmak bir işe yaramaz.Δεν θα ωφελήσει να κρύβεσαι πίσω από κάτι.
Bir şeyin arkasına saklanmak bir işe yaramaz.Совсем ни к чему где-то прятаться.
Bir zamanlar vahşi ses atmosferini işe yaramaz bir ürün olarak değerlendirirdim.A fost o perioadă în care consideram sunetele naturii sălbatice ca fiind fără valoare.
Bir zamanlar vahşi ses atmosferini işe yaramaz bir ürün olarak değerlendirirdim.A une époque, je considérais l'environnement sonore naturel comme un artefact inutile.
Bir zamanlar vahşi ses atmosferini işe yaramaz bir ürün olarak değerlendirirdim.C'è stato un tempo in cui consideravo i paesaggi sonori selvatici come una creazione priva di valore.
Bir zamanlar vahşi ses atmosferini işe yaramaz bir ürün olarak değerlendirirdim.Có một thời gian khi tôi xem âm thanh hoang dã là một thứ vô giá trị