Ana içeriğe geç
Sözlük

yara ile cümle

yara kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Bu, işe yaramaz.This doesn't work!
İşe yaramaz.It doesn't work.
İncil'e göre Tanrı dünyayı altı günde yarattı.According to the Bible, God created the world in six days.
Hiçbir yaratık uzayda yaşayamaz.No creature whatsoever can live in space.
Ağlamanın yararı yok. Hiç kimse seni duymaz.There is no use in crying. No one will hear you.
Çocukken yaramazdı.He was naughty when he was a boy.
O küçük bir çocukken yaramazdı.He was naughty when he was a boy.
O, benim erkek arkadaşım değil, sadece yararı olan platonik aşk.He's not my boyfriend, it's just platonic love with benefits!
Bu yararlı bir duyguydu.This was a good feeling.
O çift birbirleri için yaratılmış.That couple was made for each other.
Bir hayvan yaralandığında çok daha tehlikeli olabilir.An animal can be much more dangerous when wounded.
Çocuğun saldırganlığı problemler yaratıyordu.The boy's aggression is making problems.
Tom'un öfkesi onların evliliğini yaraladı.Tom's anger hurt their marriage.
Mary tenis oynarken sırtını yaraladı.Mary injured her back playing tennis.
Tom'un işi aşırı stress yaratıyor.Tom's job creates extreme stress.
Keskin bir bıçakla kendimi yaraladım.I injured myself with a sharp knife.
Tom bir araba kazasında yaralandı.Tom was injured in a car accident.
Bir futbol oyununda Mary ayağını yaraladı.Mary injured her foot in a soccer game.
Küçük bir şeyden büyük bir sorun yaratma.Do not make a major problem out of a minor one.
Saldırıda birkaç asker yaralandı.Several soldiers were injured in the offensive.
İnsanın sindirim sisteminde milyonlarca yararlı organizma yaşamaktadır.Millions of beneficial organisms live in the human digestive tract.
Yara atletin büyük acı çekmesine sebep oldu.The injury caused the athlete great pain.
Kanamayı durdurmak için yara üstüne baskı uygula.Put pressure on the wound to stop the bleeding.
Egzersiz yapmadan önce yaralanmayı önlemek için gerinirim.I stretch before exercising to prevent injury.
Bilgisayarınıza bağırmak işe yaramaz.Shouting at your computer will not help.
Doktor hastayı bir sırt yaralanması için tedavi ediyor.The therapist is treating the patient for a back injury.
Boşanma adamda duygusal yaralar bıraktı.The divorce left the man with emotional wounds.
Onun yorumları beni yaraladı.I was wounded by her comments.
Yaralı bir balina sahile vurdu.A wounded whale washed up on the beach.
Mary yaralı dizini tedavi etti.Mary treated her wounded knee.
Tren kazasında yüz kişi yaralandı.A hundred people were hurt in a train wreck.
Yaralı asker acı içinde kıvranıyordu.The wounded soldier writhed in pain.
Evim kasırganın yolunda olmasına rağmen yara almadan geçti.Though my house was in the path of the tornado it came through unscathed.
Birbirlerine bakan iki ayna, sonsuza kadar yinelenen bir görüntü yarattı.The two mirrors facing each other created a repeating image that went on to infinity.
Yarasasız bir çan kulesine nasıl sahip olabilirsin?How can you have a belfry without bats?
Yarasasız çan kulesi olamaz.How can you have a belfry without bats?
Bunun işe yarayacağını düşünüyor musun?Do you think it'll work?
Bunun işe yaramayacağını sana söyledim.I told you it wouldn't work.
Keskin bir göz olmadan keskin bir bıçak işe yaramaz.A sharp knife is nothing without a sharp eye.
Qipao 17.yüzyıl Çin'inde yaratılmış klasik kadın giysisidir.The qipao is a classic female garment that originated in 17th century China.
Soruları önceden hazırlamak senin yararına olur.It would be to your advantage to prepare questions in advance.
Evde çalışmanın birçok yararından biri esnekliktir.Flexibility is one of the many advantages of working from home.
Söylediklerin çok yaralayıcı.Your words wound painfully.
Zamanın tüm yaraları iyileştirdiği söylenmektedir.It is said that time heals all the wounds.
Yaralı, ambulansla taşındı.The injured were transported by ambulance.
Otobüs sürücüsü hafif yaralara maruz kaldı.The bus driver suffered minor injuries.
O fark yaratan şeydir.That's what makes the difference.
Yüz savaşçıdan on tanesi yaralanmamış olarak geri geldi; gerisi öldü.Of one hundred warriors, ten came back uninjured; the rest died.
Klingonca öğrenmek bir iş adamı olarak onun mesleği için büyük yararı olacak.Learning Klingon will be of great use for his career as a businessman.
Onlar arkalarında yüzlerce yaralı insan bıraktı.They left behind hundreds of wounded men.
Onlar 2.ooo den fazla ölü ve yaralıyı geride bıraktılar.They left behind more than 2,000 dead and wounded.
O vuruldu ve ciddi olarak yaralandı.He was shot and seriously wounded.
Binlerce insan öldürüldü veya yaralandıThousands were killed or wounded.
Yüzlerce insan öldürüldü veya yaralandı.Hundreds of people were killed or injured.
Birçok Birliki askeri öldürüldü veya yaralandı.Many Union soldiers were killed or wounded.
Altı yüz bin asker öldürüldü veya yaralandı.Six hundred thousand men were killed or wounded.
Yara enfekte oldu.The wound became infected.
Her ikisi de ağır yaralandı.Both were seriously wounded.
Barney ağır şekilde yaralandı.Barney was wounded seriously.
Başkan yaralanmadı.The president was not injured.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod