Yaralı, olay yerinden uzaklaştırıldı.The injured were removed from the scene.
Yaralı askerler savaş alanında bırakıldı.The wounded soldiers were left in the field.
O bir bandaj koymadan önce yarayı temizledi.He cleansed the wound before putting on a bandage.
Eğer kitaplara ihtiyacın olursa, kütüphanedeki kitaplardan azami derecede yararlan.If you need books, make the most of the books in the library.
Sorun planın işe yarayıp yaramayacağıdır.The problem is whether the plan will work.
İşe yaramaz şeyi atın.Leave out anything that is useless.
İlaç işe yaradı.The medicine has worked.
İlacın nasıl işe yaradığını öğreneceğim.I will find out how the medicine works.
Arkadaşım ciddi şekilde yaralandı.My friend is seriously injured.
Aslında, balın yaratıcıları çiçeklerdir.In effect, flowers are the creators of honey.
Ejderha hayali bir yaratıktır.The dragon is an imaginary creature.
Bir ejderha hayali bir yaratıktır.A dragon is a creature of fancy.
Tren raydan çıktı ve yaklaşık otuz yolcu ya öldü ya da yaralandı.The train was derailed and about thirty passengers were either killed or injured.
Yaşlı kadın düştüğünde yaralandı.The old woman got hurt when she fell.
Bir yarasa bir balığın olduğundan daha fazla bir kuş değildir.A bat is not a bird any more than a fish is.
Bir yarasa bir kuş değildir ama bir memelidir.A bat is not a bird, but a mammal.
Bu hafif bir hatanın ciddi yaralanmalara yol açabileceği çok tehlikeli bir spor.It's a very dangerous sport, where a slight mistake can lead to serious injury.
Ben bir iş yaratıcısıyım.I am a business creator.
O, yaramaz bir çocuktur.He is a naughty boy.
Bu yararlı bir iş.This is a beneficial work.
Taze meyve, sağlığın için yararlıdır.Fresh fruit is good for your health.
Anlaşılan yaranın kendisi sadece birkaç dikişe ihtiyaç duyuyor.Apparently the wound itself only needs a few stitches.
Ona gerçekleri söylemedim çünkü duygularını yaralamaktan korktum.I didn't tell him the truth because I was afraid of hurting his feelings.
O sadece korktu, yaralı değil.She was only frightened, not injured.
Bu çocuk olacağını düşündüğümüz kadar yaramaz değil.That boy isn't as mischievous as we thought he would be.
Yerçekimini yararınıza kullanabiliyorsanız, onu yapın.If you can use gravity to your advantage, do so.
Ona bir sürü sorun yarattım.I caused him a lot of trouble.
354618 no'lu örnek cümle, Tatoeba web sitesinde birçok karışıklık yarattı.Example sentence no. 354618 created a lot of confusion on the Tatoeba website.
Tanrı dünyamızda yoksa, öyleyse Tanrı'yı kendi ellerimle yaratacağım.If God doesn't exist in our world, then I will create God with my own hands.
Bu bütünüyle işe yaramaz.This is totally worthless.
Onlar eski yaraları bir kenara koymaya karar verdiler.They have decided to put aside old wounds.
Carlos akıllı ve yaratıcıdır.Carlos is intelligent and creative.
Carlos zeki ve yaratıcı. Kitapları ilginçtir.Carlos is intelligent and creative. His books are interesting.
Ben vali ile konuşma fırsatından yararlanmak istiyorum.I want to take advantage of the opportunity to speak to the governor.
Alma-Ata halkı, haydi çocuk dostu bir şehir yaratalım!People of Almaty, let us create a child-friendly city!
Bu web sitesi çok yararlıdır.This website is very useful.
Onun yarası kanıyordu.His wound was bleeding.
Biz yaşamı kendi suretimizde yarattık.We've created life in our own image.
Her çocuk zaman zaman yaramazlık yapar.Every child misbehaves from time to time.
Yaradan kan aktı.Blood ran from the wound.
Demir çok yararlı bir metaldir.Iron is a very useful metal.
Birçok asker savaşta kötü yaralardan acı çekti.Many soldiers suffered terrible wounds in the battle.
Fransızcada işe yaramam.I'm useless at French.
Yaramaz çocuklara tahammül edemiyorum.I cannot tolerate naughty children.
Demir yararlı bir metaldir.Iron is a useful metal.
Trendeki birkaç yolcu, kazada yaralandı.Several passengers on the train were injured in the accident.
Kulak memelerinin ne işe yaradığını merak ediyorum.I wonder what ear lobes are for.
Görüyorsun, insanlar zaman yaratmaz; eğer başarsaydık onu asla tüketmezdik.You see, humans don't create time; if we did we'd never run out of it.
Beyaz güzel bir elbise almaktansa bekâr olmaktan yararlanmayı tercih ediyor.She would rather take advantage of being single than buy a beautiful white dress.
Esperanto yapma dilinin yaratıcısı Zamenhof, bir göz doktoruydu.Zamenhof, creator of the constructed language Esperanto, was an ophthalmologist.
Esperanto'nun yaratıcısı Zamenhof, bir göz doktoruydu.Zamenhof, creator of the constructed language Esperanto, was an ophthalmologist.
Zamenhof, Esperantonun yaratıcısı, bir göz doktoruydu.Zamenhof, the creator of Esperanto, was an ophthalmologist.
Sana yararı dokunacak kitapları okumalısın.You should read books that will benefit you.
Tüm modeller yanlış, ancak bazıları yararlı.All models are wrong, but some are useful.
O egzersiz karın kasları için yararlıdır.That exercise is good for the abdominal muscles.
Tek boynuzlu at efsanevi bir yaratıktır.The unicorn is a fabulous monster.
Eski işini bırakıp kendi işine başlaması kararı gerçekten işe yaradı.His decision to quit his old job and start his own business really paid off.
Zaman geçtikçe yaralar iyileşir.Wounds heal as time passes.
Baraj inşaatı tüm ekosistemi tahrip eden yapay bir göl yarattı.The construction of the dam created an artificial lake that destroyed a whole ecosystem.
Yüce Allah sonradan kaldıramayacağı bir taş yaratabildi mi?Could an almighty god create a stone that he would not be able to subsequently lift?