Bir yarasa yiyecekleri avlar ve geceleri yemek yer ama gün boyunca uyur.A bat hunts food and eats at night, but sleeps during the day.
Yarasalar genellikle karanlıkta uçar.Bats usually fly in the dark.
Yarasalar genelde karanlıkta uçar.Bats usually fly in the dark.
Yaralı adam hastaneye taşındı.The injured man was carried to the hospital.
Kimse yaralanmadı.Nobody was injured.
Yaralı olmalarına rağmen, onlar savaşmaya devam ettiler.Though wounded, they continued to fight.
Lütfen yaralı kolunu bana göster.Please show me your injured arm.
Lütfen bana yaralı kolunu göster.Please show me your injured arm.
Yaralı, hastaneye ve ölü ise kiliseye kaldırıldı.The injured were carried to the hospital, and the dead to the church.
Bazı yolcular yaralandılar ama diğerleri güvendeydiler.Some passengers were injured, but the others were safe.
Yaralı adam yardım için bağırdı.The injured man cried for help.
Edison birçok yararlı şeyler icat etti.Edison invented many useful things.
O, yaramaz erkek çocuğunu kovalarken onun ayakkabılarından biri çıktı.While she was running after the naughty boy, one of her shoes came off.
Bu gerektiğinde işe yarayacak.This will come in handy in a pinch.
Keşke böyle işe yaramaz bir şey almasaydım.I wish I had not bought such a useless thing.
O bir yarasa mı?Is that a bat?
Birine yarar ötekine zarar.One man's meat is another man's poison.
Deney sırasında yaralandım ve yara oldukça ciddiydi.I got hurt during an experiment, and the injury was pretty serious.
O kitap işe yaramaz.That book is of no use.
Onlara karşı çıkmak hiçbir şeye yaramaz.It'll be useless to stand against them.
Onlardan hiçbirinin kazada yaralanmadığını umuyorum.I hope neither of them was injured in the crash.
O çocuk yaramazlık doludur.That child is full of mischief.
Güveç bana yaramamış olmalı.The stew must have disagreed with me.
Durumundan yararlanmaya çalışmalısın.You should try to make the most of your opportunities.
Bu fırsattan yararlansanız iyi olur.You had better make use of this opportunity.
Fırsattan yararlansanız iyi olur.You had better make use of the opportunity.
İnşallah planın işe yarar.I hope your plan will work out.
İki kez denedim fakat hiçbiri işe yaramadı.I tried twice, but neither try worked.
"Bana yazacak bir şeyler verin." "Bu tükenmez kalem işe yarar mı? ""Give me something to write with." "Will this ball-point pen do?"
Yaratıcılık insan gelişimi için önemli bir yöndür.Creativity is an important aspect for the development of human.
Erkek kardeşim diz yaralanması nedeniyle ameliyat edilmek zorunda olabilir.My brother may have to be operated on for the knee injury.
Akıllı bir adam hatalarından yararlanır.A wise man profits from his mistakes.
Dil edinmek yaratıcılık gerektirir.Language acquisition requires creativity.
Dil edinimi yaratıcılık gerektirir.Language acquisition requires creativity.
Şahsen, seçimi kimin kazanacağının herhangi bir yaratacağını sanmıyorum.Personally, I don't think it makes any difference who wins the election.
Yetim çocuklara yaramazlık yapmamaları söylendi.The orphan children were told to behave themselves.
Daha sonraki hayatınızda yararlı olacakları için böyle kitapları okuyun.Read such books as will be useful in later life.
Kamu yararına saygı duyulmalıdır.The public convenience should be respected.
Ağzımda bir yaram var.I have a ulcer in my mouth.
Fabrikada yangın haberi bir sansasyon yarattı.The news of the fire in the factory caused a sensation.
Neyse ki yolculardan hiçbiri yaralanmadı.Fortunately none of the passengers were injured.
O ağır yaralı değildi.She was not seriously injured.
Allahtan, kimse yaralanmadı.Fortunately, no one was hurt.
Bu durumdan yararlanmak zorundayız.We have to take advantage of this situation.
Şimdi çok çalışmak sizin yararınıza olacaktır.It will be to your advantage to study hard now.
Bu şu an için işe yarar.This will do for now.
Şimdi yaptığım iş yaratıcılık gerektirir.The work I'm doing now requires originality.
Kalabalığı yararak ilerledik.We had to push our way through the crowd.
Son zamanlarda tuhaf bir deniz yaratığı bulundu.A strange marine creature was found recently.
Son yara ölümcüldü.The last wound proved fatal.
Dün gece yediğim istiridyeler bana yaramadı.Those oysters I ate last night didn't agree with me.
Patlama yarası çok derindi ve enfeksiyon için muayene edilmesi gerekiyordu.The puncture wound was very deep and had to be examined for infection.
Kedi yavrusunun kuyruğunu çekmek Mary'nin yaramazlığıydı.It was naughty of Mary to pull the kitten's tail.
Çocukların sorun yaratması yaygındır.It is common for children to cause trouble.
Yaşadığım yer senin sağlığın için çok yararlı.The place I live in is very good for your health.
Planımız pratikte işe yaramadı.Our plan didn't work in practice.
Tenis oynamak için iyi havadan yararlandık.We took advantage of the good weather to play tennis.
Pikniğe gitmek için güneşli havadan yararlandık.We took advantage of the sunny weather to go on a picnic.
Biz her akla uygun yöntemi denedik, ama kesinlikle hiçbir şey işe yaramıyor.We've tried every conceivable method, but absolutely nothing works.
Kardeşim araba kazasında yaralandı.My brother was injured in the car accident.