Doktor yaralarımı sardı.The doctor bound my wounds.
Doktor onu yarasını tedavi etti.The doctor treated her injury.
Bu kitabı ucuz olduğu için değil fakat yararlı olduğu için almanı istiyorum.I want to buy this book not because it is cheap, but because it is useful.
Zarardan yarar sağlamalısın.You should make the best of a bad situation.
Bu olumlu fırsattan yararlandım.I availed myself of this favorable opportunity.
Şehirlerimiz ciddi kirlenme sorunları yaratıyor.Our cities create serious pollution problems.
Başkan Reagan'ın vergi programı işe yaramadı.President Reagan's tax program has not worked.
Yarasının iyileşmesi Rei'nin 20 gününü aldı.It took Rei 20 days to get over her injury.
Develerin Orta Doğuda çok yararlı olduğunu söylemeye gerek yok.It goes without saying that camels are very useful in the Middle East.
Akıllıca kullanılırsa, para çok işe yarar.If wisely used, money can do much.
Kurtlar bazen toprağa yararlıdır.Worms are sometimes beneficial to soil.
Pekâlâ, şimdilik işe yarar.Well, it'll do for the time being.
Fren işe yaramadı.The brake didn't work.
Futbol oyununda yaralandın mı?Did you get hurt in the football game?
Beatles'ın saç stili heyecan yarattı.The hair style of the Beatles created a sensation.
Bir yara bandı alabilir miyim?Can I have a Band-Aid?
Bir satış avantajından yararlandım ve üç kazak aldım.I took advantage of a sale and bought three sweaters.
Bir fare çekingen bir yaratıktır.A mouse is a timid creature.
Yarasa, bir kuş olmaktan ziyâde, bir sıçandır.A bat is no more a bird than a rat is.
Herhangi bir kağıt işe yarar.Any paper will do.
Tom bir trafik kazasında fena halde yaralandı.Tom was badly injured in a traffic accident.
Tony, bize bir parça yararlı tavsiye verdi.Tony gave us a piece of helpful advice.
Görünüşe bakılırsa, onların eylemleri işe yaramadı.To all appearances, their actions haven't borne fruit.
Ben sadece bir alışkanlık yaratıcısıyım, sanırım.I'm just a creature of habit, I guess.
Televizyon yaratıcı gücümüzü köreltebilir.Television can dull our creative power.
Cep harçlığını yararsız şeylere harcama.Don't waste your allowance on useless things.
Birazcık makyaj onda harikalar yarattı.A little make-up worked wonders with her.
Bu sert oyunlarda oyuncular sıklıkla ciddi olarak yaralanır ve hatta bazen ölürdü.So, players were often seriously injured and sometimes even killed in these rough games.
O, yararlı bir bilgi parçası değil.That's not a useful piece of information.
Bu fark yaratır.It makes all the difference.
O, küçük bir fark yaratır.It makes little difference.
Sen çok yaramazsın.That's very naughty of you.
O işe yaramaz.That won't work.
Eğer onu göremediysen bir yarasa gibi kör olmalısın.You must be blind as a bat if you couldn't see it.
O işe yarar.That comes in handy.
İlaç onun sağlığında mücizeler yarattı.The medicine did wonders for his health.
Bu sorun, doğal olarak tartışma yarattı.That problem naturally invited debate.
O kitaptan çok yararlandım.I got much benefit from that book.
Asker bacağından yaralanmıştı ve hareket edemiyordu.The soldier was wounded in the leg and couldn't move.
Asker bacağından yaralandı.The soldier was wounded in the leg.
Asker yerde yaralı yatıyordu.The soldier lay injured on the ground.
Asker yaralarını hafife aldı.The soldier made light of his wounds.
Yarası önemsizmiş gibi asker devam etti.The soldier carried on as if his wound was nothing.
Trajedi zihnimde bir yara izi bıraktı.The tragedy left a scar on my mind.
Deprem büyük bir deniz dalgası yarattı.The earthquake created a tremendous sea wave.
Haber büyük karışıklık yarattı.The news created a lot of confusion.
Haberin doğru ya da yanlış olup olmadığı küçük bir fark yaratır.Whether the news is true or false makes little difference.
Adam bu tür yarayı tedavi etmeye alışkındı.The man was used to treating this kind of wound.
Savaşta çok sayıda asker yaralandı.Many soldiers were wounded in the battle.
Yaramaz kız kaleminin sonunu çiğneme alışkanlığı içinde.The nervous girl is in the habit of chewing the end of her pencil.
Yer yaratıcı genç insanlarla hayat doluydu.The place was alive with creative young people.
Kız trafik kazasında kötü biçimde yaralandı.The girl was badly injured in the traffic accident.
Yara henüz iyileşmedi.The wound has not healed yet.
Fotoğraflardan bazıları ölüm ve yaralanma riski altında çekildi.Some of the photos have been taken at the risk of life and limb.
Bu sözlük yararlı ve dahası pahalı değil.The dictionary is useful and, what is more, not expensive.
Kaza bilançosu; 5 kişi öldü ve 100 kişi yaralandı idi.The toll from the accident was 5 persons dead and 100 persons injured.
Kazada yaralanan adam hastaneye götürüldü.The man injured in the accident was taken to the hospital.
Kazada bazıları yaralandı ve diğerleri öldü.Some were injured and others were killed in the accident.
Kazada yaralanan yolcular en yakın hastaneye götürüldü.The passengers who were injured in the accident were taken to the nearest hospital.
O, kazada sol bacağından yaralandı.He was injured in his left leg in the accident.