Ana içeriğe geç
Sözlük

yara ile cümle

yara kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Yararsız iş yoktur.There's no job without benefit.
Beyin yıkama işe yarar.Brainwashing works!
Onun üzerinde bir izlenim yarattığını düşünüyorum.I think you made an impression on her.
Yaralısın ve tıbbi yardıma ihtiyacın var.You're injured and need medical attention.
Tom'un yaraları iyileşiyor.Tom is recovering from his wounds.
O kılı kırk yaran bir kimse gibi görünüyor.He seems to be a hairsplitter.
Bu bıçak benim için çok yararlıydı.This knife was very useful to me.
Korkarım planın işe yaramayacak.I'm afraid your plan will not work.
Bugün ya da yarın gitmen pek fark yaratmayacak.It will not make much difference whether you go today or tomorrow.
Gidip gitmemen fark yaratmaz.It makes no difference whether you go or not.
Hava olmasa hiçbir yaratık yaşayamaz.Were it not for air, no creatures could live.
Bir yarasa gökyüzünde bir kelebek gibi uçuyor.A bat flying in the sky looks like a butterfly.
Balık yemek sağlığın için yararlıdır.Eating fish is good for your health.
Yaralılar ambulanslarla en yakın hastaneye götürüldü.The ambulances carried the injured to the nearest hospital.
Yürüyüşe çıkmak için tatilden yararlanalım.Let's take advantage of the vacation to go on a hike.
Tatilinizden en iyi şekilde yararlanın.Make the most of your vacation.
O, gözlükleri olmadan bir yarasa kadar kördür.Without his glasses, he is as blind as a bat.
Öğrenci salonu öğrencileri yararınadır.The student hall is for benefit of the students.
Öğrenciler kütüphanedeki kitaplardan yararlanmalıdırlar.Students should make use of the books in the library.
Herhangi bir üye bu tesislerden yararlanabilir.Any member can make use of these facilities.
Biz onun yaralarını gördüğümüze şaşırdık.We were surprised to see his injuries.
Yaralı adamı çimin üzerine koyduk.We laid the injured man on the grass.
Zarardan yarar sağladık.We made the best of that bad situation.
Yaralanmadan önce ağlama.Don't cry before you're hurt.
Tek kelimeyle, O işe yaramaz.In a word, she isn't any use.
Bir şans elde ederek bir kader yaratacaksın.You'll make a fortune by taking a chance.
Tony, bize bir parça yararlı tavsiye verdi.Tony gave us a piece of helpful advice.
Cep harçlığını yararsız şeylere harcama.Don't waste your allowance on useless things.
Bu fark yaratır.It makes all the difference.
O, yaramaz erkek çocuğunu kovalarken onun ayakkabılarından biri çıktı.While she was running after the naughty boy, one of her shoes came off.
O çocuk yaramazlık doludur.That child is full of mischief.
Yaratıcılık insan gelişimi için önemli bir yöndür.Creativity is an important aspect for the development of human.
Şahsen, seçimi kimin kazanacağının herhangi bir yaratacağını sanmıyorum.Personally, I don't think it makes any difference who wins the election.
Yetim çocuklara yaramazlık yapmamaları söylendi.The orphan children were told to behave themselves.
Fabrikada yangın haberi bir sansasyon yarattı.The news of the fire in the factory caused a sensation.
Bu durumdan yararlanmak zorundayız.We have to take advantage of this situation.
Şimdi çok çalışmak sizin yararınıza olacaktır.It will be to your advantage to study hard now.
Kalabalığı yararak ilerledik.We had to push our way through the crowd.
Dün gece yediğim istiridyeler bana yaramadı.Those oysters I ate last night didn't agree with me.
Yaşadığım yer senin sağlığın için çok yararlı.The place I live in is very good for your health.
Kardeşim araba kazasında yaralandı.My brother was injured in the car accident.
Korkarım ki planınız işe yaramayacak.I am afraid your plan will not work.
Kendi yararı için insanları kullanmayı bırakması için Keiko'ya baskı yaptım.I urged Keiko to stop using people for her own convenience.
Ben bir hafta önce bir kazada yaralandığım için dışarıya çıkamam.I can't go out, because I was injured a week ago in an accident.
Pratiği olmayan teori işe yaramaz.Theory without practice will be no use.
Yemek ona yaramadı.The food disagreed with him.
İnsan ateşten yararlanabilen tek hayvandır.Man is the only animal that can make use of fire.
Büyükbabam savaşta yaralandı.My grandfather was wounded in the war.
Kazada çok sayıda turist yaralandı.A number of tourists were injured in the accident.
Onun alnındaki yara bariz.The scar on his forehead is conspicuous.
Tanrı'nın bizi yarattığına olan inancını ifade etti.He stated his belief that God created us.
O, sık sık onun cahilliğinden yararlanır.He often takes advantage of her ignorance.
O çok sık sorun yarattığı için işten kovuldu.He got fired for making waves too often.
O, bir araba kazasında yaralandı.He was hurt in a car accident.
O, araba kazasında ciddi şekilde yaralandı.He was seriously injured in the car accident.
O bütün çabalarını işe yaramaz buldu.He found all his efforts of no avail.
Ağır yaralı olmasına rağmen telefona ulaşmayı başardı.Though seriously injured, he managed to get to a telephone.
O, kafasından yaralandı.He was wounded in the head.
Bize "Zavallı yaratık." dercesine baktılar.They looked at us, as much as to say, "Poor creature."
O bir atışla bacağından yaralandı.She was wounded by a shot in the leg.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod