Yolculardan hiç biri yara almadan kurtuldu.None of the passengers escaped injury.
Çiti boyamak için iyi hava koşullarından yararlanmalısınız.You should take advantage of the good weather to paint the fence.
Uygun şekilde kullanılırsa, belirli zehirler yararlı olacaktır.Properly used, certain poisons will prove beneficial.
Bazı spekülatörler yaşlı insanların cehalet ve acizliklerinden yararlanmaktadır.Some speculators take advantage of the ignorance and helplessness of old people.
Kazada çok sayıda turist yaralandı.A number of tourists were injured in the accident.
Ciddi hastalığımdan kurtulduğum için, yaratılışın tümü benim için güzeldir.Since I recovered from my serious illness, all of creation is beautiful to me.
Ölçülü düzeyde egzersiz yapmak sağlık için yararlıdır.Taking moderate exercise is good for the health.
Sinirlenmeniz işe yaramaz.It doesn't pay to lose your temper.
Anlaşmak için onu ikna etmeye çalışmak işe yaramaz.It is useless to try to persuade him to agree.
Ona biraz yararlı tavsiye verdim.I gave him some helpful advice.
Sözleri tuhaf bir durum yarattı.His words created an awkward situation.
Onun öğüdü size çok yararlı olacaktır.His advice would be very useful to you.
Trafik kazasında yaralandı.He got injured in the traffic accident.
Trafik kazasında ciddi biçimde yaralandı.He got hurt seriously in the traffic accident.
O, kazada yaralandı.She was hurt in the accident.
Bir kazada yaralandığından beri, o artık yürüyemedi.Since he was injured in an accident, he could no longer walk.
O bir kazada yaralandığı için yürüyemiyordu.Being injured in an accident, he could not walk.
O, öykülerinin çoğunun materyali için çocukluk deneyimlerinden yararlanır.He draws on his childhood experiences for the material of most of his stories.
O, yerde yaralı yatıyordu.He lay injured on the ground.
O, bir kurşun tarafından yaralandı.He was wounded by a bullet.
O, düştüğünde sol ayağını yaraladı.He hurt his left foot when he fell.
O benim cehaletimden yaralandı.She took advantage of my ignorance.
Onun yararları hakkında yaygara yaptı.She made a fuss about her benefits.
O yarasına baktı.She took care of his wound.
O bir bandaj koymadan önce yarayı temizledi.He cleansed the wound before putting on a bandage.
İşe yaramaz şeyi atın.Leave out anything that is useless.
İlaç işe yaradı.The medicine has worked.
İlacın nasıl işe yaradığını öğreneceğim.I will find out how the medicine works.
Arkadaşım ciddi şekilde yaralandı.My friend is seriously injured.
Aslında, balın yaratıcıları çiçeklerdir.In effect, flowers are the creators of honey.
Ejderha hayali bir yaratıktır.The dragon is an imaginary creature.
Bir ejderha hayali bir yaratıktır.A dragon is a creature of fancy.
Tren raydan çıktı ve yaklaşık otuz yolcu ya öldü ya da yaralandı.The train was derailed and about thirty passengers were either killed or injured.
Yaşlı kadın düştüğünde yaralandı.The old woman got hurt when she fell.
Bir yarasa bir balığın olduğundan daha fazla bir kuş değildir.A bat is not a bird any more than a fish is.
Bir yarasa bir kuş değildir ama bir memelidir.A bat is not a bird, but a mammal.
Bu hafif bir hatanın ciddi yaralanmalara yol açabileceği çok tehlikeli bir spor.It's a very dangerous sport, where a slight mistake can lead to serious injury.
Ben bir iş yaratıcısıyım.I am a business creator.
O, yaramaz bir çocuktur.He is a naughty boy.
Bu yararlı bir iş.This is a beneficial work.
Taze meyve, sağlığın için yararlıdır.Fresh fruit is good for your health.
Anlaşılan yaranın kendisi sadece birkaç dikişe ihtiyaç duyuyor.Apparently the wound itself only needs a few stitches.
Ona gerçekleri söylemedim çünkü duygularını yaralamaktan korktum.I didn't tell him the truth because I was afraid of hurting his feelings.
O sadece korktu, yaralı değil.She was only frightened, not injured.
Bu çocuk olacağını düşündüğümüz kadar yaramaz değil.That boy isn't as mischievous as we thought he would be.
Yerçekimini yararınıza kullanabiliyorsanız, onu yapın.If you can use gravity to your advantage, do so.
Ona bir sürü sorun yarattım.I caused him a lot of trouble.
354618 no'lu örnek cümle, Tatoeba web sitesinde birçok karışıklık yarattı.Example sentence no. 354618 created a lot of confusion on the Tatoeba website.
Tanrı dünyamızda yoksa, öyleyse Tanrı'yı kendi ellerimle yaratacağım.If God doesn't exist in our world, then I will create God with my own hands.
Bu bütünüyle işe yaramaz.This is totally worthless.
Onlar eski yaraları bir kenara koymaya karar verdiler.They have decided to put aside old wounds.
Ben vali ile konuşma fırsatından yararlanmak istiyorum.I want to take advantage of the opportunity to speak to the governor.
Alma-Ata halkı, haydi çocuk dostu bir şehir yaratalım!People of Almaty, let us create a child-friendly city!
Biz yaşamı kendi suretimizde yarattık.We've created life in our own image.
Yaradan kan aktı.Blood ran from the wound.
Birçok asker savaşta kötü yaralardan acı çekti.Many soldiers suffered terrible wounds in the battle.
Görüyorsun, insanlar zaman yaratmaz; eğer başarsaydık onu asla tüketmezdik.You see, humans don't create time; if we did we'd never run out of it.
Tek boynuzlu at efsanevi bir yaratıktır.The unicorn is a fabulous monster.
Eski işini bırakıp kendi işine başlaması kararı gerçekten işe yaradı.His decision to quit his old job and start his own business really paid off.
Zaman geçtikçe yaralar iyileşir.Wounds heal as time passes.