Onun yaralarının hepsi haricidir.His injuries are all external.
Yılanlar soğukkanlı yaratıklardır.Snakes are cold-blooded creatures.
Tom Mary'nin kazada yaralanmadığını duyduğuna gerçekten memnun oldu.Tom was really glad to hear that Mary hadn't been injured in the accident.
Tom, bir trafik kazasında yaralandı.Tom was injured in a traffic accident.
Tom bu fırsattan yararlanmalı.Tom should take advantage of this opportunity.
Tom onun işe yarayacağını sanmıyor.Tom doesn't think that would be good.
Tom'un niyeti Mary'ye sorun yaratmak değildi.Tom didn't intend to cause Mary any trouble.
Tom Fransızca çalışmanın yararlı olmayacağına karar verdi.Tom decided that it wouldn't be beneficial to study French.
Tom Mary'den nasıl yararlanacağını kesinlikle bilir.Tom certainly knew how to take advantage of Mary.
Tom tüm insanların eşit yaratıldığına inanıyor.Tom believes that all men are created equal.
Planının işe yarayacağını sanmıyorum.I don't think your plan will work.
Elimizden geleni yapmamıza rağmen, işe yaramadı.Even though we tried our best, it was useless.
Başlangıçta Tanrı gökleri ve yeri yarattı.In the beginning God created the heavens and the earth.
Başka kimse yaralandı mı?Was anybody else hurt?
Yararı yok.It's no use.
Meyve bir yiyecektir ve yararlıdır.Fruit is a food and is good.
Bu gece ateş böcekleri ve yarasalar ve kurt adamlara aittir.Tonight belongs to the fireflies and the bats—and the werewolves.
Onların yaralarını gördüğümüzde şaşırmıştık.We were astonished when we saw their wounds.
Arkadaşım bir yara yüzünden öldü.My friend died from an injury.
Bütün farkı yaratan Güneş'tir.Sun makes all the difference.
Tom onun işe yarayacağını düşünüyor.Tom thinks that'll work.
Umarım mülakat yararlı olur.I hope the interview would be of profit.
Bu fırsattan yararlanmalısın.You should take advantage of this opportunity.
Sen yaralanacaksın.You are going to get hurt.
Edebiyattaki her kusursuz adam, her zaman bir kadının kalemi tarafından yaratıldı.Every perfect man in literature has always been created by the pen of a woman.
Havlu oldukça işe yaramazdı.The towel was quite useless.
Kediler mi yarasaları yerler yoksa yarasalar mı kedileri yerler?Do cats eat bats or do bats eat cats?
Onu hastaneye yetiştirmek zorundayız. O fena halde yaralı.We have to rush him to the hospital. He's badly injured.
Tom ilacın işe yarayacağını umuyordu.Tom hoped the medicine would work.
Onun işe yarayacağı kesindir.It'll work for sure.
Bunun işe yarayıp yaramayacağından ben bile emin değilim.I'm not even sure if that would help or not.
İşe yarayacak, bundan eminim.It'll work out, I'm sure of it!
Tom, Mary kadar yaratıcı olduğunu düşünmüyor.Tom doesn't think he's as creative as Mary.
Tom onu sevdiğini Mary'ye söylemek için yaratıcı bir yol bulmak istedi.Tom wanted to find a creative way to tell Mary that he loved her.
Tatoeba'daki protesto daha yaratıcı şekiller alır.Protest in Tatoeba takes ever more creative forms.
İyi ki, hiçbir yolcu yaralanmadı.Fortunately, no passengers were injured.
Doktor sana yaralarını kaşımaman gerektiğini söyledi.The doctor said you shouldn't scratch your wounds.
Fil kocaman bir yaratıktır.The elephant is an enormous creature.
Tom oldukça yaramaz bir çocuktur.Tom is quite a mischievous child.
Yarana dokunma.Don't touch your wound.
Üretken düşünce ve yaratıcılık; hayal gücü olmadan düşünülemez.Productive thinking and creativity are unthinkable without imagination.
Kalp yaralarını iyileştirmek zaman alır.Healing the wounds of the heart takes time.
O yararlıdır, değil mi?That's convenient, isn't it?
Senin üniversite kampüsünde bira içmek sorun yaratır mı?Is it OK to drink beer on your university campus?
Yaralar iyileşir, izleri kalır.Wounds heal, scars remain.
Kadınlar sevilmek için yaratılmıştır, anlaşılmak için değil.Women are meant to be loved, not to be understood.
Yara kolunda bir iz bıraktı.The wound left a scar on his arm.
Yara kolumda bir iz bıraktı.The wound left a scar on my arm.
Kelime kelime çevirmek gerçekten yararlı değildir.It isn't really helpful to translate word by word.
Ben banyodan çıktıktan sonra benim yara iltihaplandı.After I got out of the bath, my wound festered.
Kar yaratmak için sorunlar yaratmak zorundasın.You have to create problems to create profit.
İlacın işe yarayıp yaramayacağı belirsizdir.Whether the medicine will work or not is uncertain.
Teoride her şey çok güzel ama pratikte işe yarayacak mı?It´s all very well in theory, but will it work in practice?
Bunun işe yarayacağından emin misin?Are you sure this is going to work?
Tom bir soygunda yaralandı.Tom was wounded in a burglary.
Traş olurken kulaklarını yaraladı.He hurt his ear while he was shaving himself.
Kızım hastanede, çünkü bir trafik kazasında yaralandı.My daughter is in the hospital because she was injured in a traffic accident.
Büyükbaba merdivenlerden düştü ve ciddi biçimde yaralandı.Grandpa fell down the stairs and was seriously injured.
Yaramaz oğul, babasını sevdi.The mischievous son loved his dad.
Aman yarabbi, ne kadar üzücü!My God, how sad!