Ancak hiçbir şey yapmamaktan ziyaretçiler bir kasırganın yaklaştığı haberini alır.Zonder dat iemand het merkt, raakt Ben een steiger vlakbij.
Ülke diğer ülkelerle askeri alanda iş birliği yapmamaktadır.De politie kon namelijk niet in andere landen opereren.
Edim, borçlunun bir şey vermek, bir şey yapmak ya da bir şey yapmamak şeklindeki yükümlülüğüdür.Deze prestatie kan bestaan uit iets te doen, iets niet te doen of iets te geven.
Koç Üniversitesi ise kendi sınav yapmamaktadır.De masteropleiding op zichzelf geeft deze kwalificatie niet.
Bir şeyi ertelemek, onu yapmamak demektir.Van uitstel komt afstel.
Hiçbir şey yapmamak, hata yapmaktan daha iyidir.Beter niets doen, dan een fout te maken.
Hırsızlık yapmamak.Nie będziesz kradł.
Fakat tüm uygulamalar bunu yapmamaktadır.Jednak nie wszystkie doświadczenia mają taki przebieg.
Bu plan babasının açıkça yapmamak için kendine emir verdiği büyük bir saldırgan harekat idi.Zdeterminowany ojciec poczynił starania, by odwieść go od tego planu.
Hırsızlık yapmamak.Du skall inte stjäla.
Hırsızlık yapmamak.Заборона крадіжки.
Fakat tüm uygulamalar bunu yapmamaktadır.І я закликаю всіх цих людей не робити цього.
Bu durumu yaratabilmek için hiçbir topu kaçırmamak ve hiçbir faul yapmamak gerekir.Не треба їх проплачувати, і не треба їх так організовувати.
Hırsızlık yapmamak.To je proč kradu.
Hırsızlık yapmamak.Tartózkodni a lopástól.
Eğer Rusça veya diğer Doğu Avrupa ülkelerinde kullanılan bir dili kullanıyorsa, Fusob bir şey yapmamaktadır.Αν είναι Ρωσική ή κάποια από συγκεκριμένες γλώσσες της Ανατολικής Ευρώπης, το Fusob δεν κάνει τίποτα.
Hırsızlık yapmamak.Δεν πρέπει να κλέψεις.
Biraz güven krizimiz vardı çünkü Donald bunu yapmamakta kararlıydı.Vi havde en form for selvsikkerheds-krise fordi Donald var så opsat på at vi ikke skulle lave den.
Hırsızlık yapmamak.Du må ikke stjæle.
Enstitü yalnızca bilgi toplama işe yapmamaktadır.IPCC utfører imidlertid ingen forskning selv.
Biraz güven krizimiz vardı çünkü Donald bunu yapmamakta kararlıydı.Etter visse ydmykende opplevelser innser heldigvis Donald at dette var galt av ham.
Hırsızlık yapmamak.Jangan mencuri.
Biraz güven krizimiz vardı çünkü Donald bunu yapmamakta kararlıydı.Posisi ini telah dikritik karena tidak mungkin Amin telah merencanakan penghukuman mati dirinya sendiri.
Hırsızlık yapmamak.Ngươi không được ăn cắp.
Hırsızlık yapmamak.私は盗みをしない。
Fakat tüm uygulamalar bunu yapmamaktadır.ただしこれらの特徴の全てが当てはまるわけではない。
Hırsızlık yapmamak.不偷盗。
Kimse kimseye sen busun şusun diye ayrım yapmamaktadır.这样的人不要想从主那里得什么。
Bu kanal SD kalitesinde yayın yapmamaktadır.不過,音效檔無法轉移至SD卡上。
Hırsızlık yapmamak.도둑질해서는 안 된다.
Fakat tüm uygulamalar bunu yapmamaktadır.하지만 모든 역들이 전부 그렇게 해 둔 것은 아니다.
Boucher eserlerinde gerçeği yansıtmak için bir arayış yapmamaktaydı.핀터는 연극을 통해서 진리를 찾아내려고 하지 않는다.
Hâkimiyeti vermek ama saldıran ile işbirliği yapmamak...Baş eğmektense ölümü tercih etmek.למסור את הרכוש, אבל לא לשתף פעולה עם התוקף...להעדיף מוות על פני כניעה.
Koç Üniversitesi ise kendi sınav yapmamaktadır.כמובן שאף תלמיד לא אמור לבדוק את המבחן של עצמו.
Hırsızlık yapmamak.איסור גניבה.
Weir, aşırı uçuş korkusu nedeniyle 2007 yılından beri uçak yolculuğu yapmamaktadır.פוסט הוכרז כנעדר לאחר שלא שב מטיסה מעל המדבר הגדול במדינת נבדה שערך ב-3 בספטמבר 2007.
Hırsızlık yapmamak.Не кради.
Bazı diller, veri üyeleri ve metotları arasında ayrım yapmamaktadır.Ni razlikoval med stavčnimi členi in besednimi vrstami.
Enstitü yalnızca bilgi toplama işe yapmamaktadır.Mokymasis nėra vien tik informacijos kaupimas.
Araştırma başkanı Orthmann, yayımladığı buluntular hakkında bir tarihlendirme yapmamaktadır.Prezidentas Reiganas prisipažino nieko nežinojęs apie sąmokslo egzistavimą.
Enstitü yalnızca bilgi toplama işe yapmamaktadır.Teaduslik lähenemine ei ole seotud ainult andmete kogumisega.
Koç Üniversitesi ise kendi sınav yapmamaktadır.Pedagoog ise õpetamisega ei tegelenud.
4 eksi eksi 1 eşittir 5. Dikkat hatası yapmamak çok dikkatli olmalıyız. -Nyní, pokud chceme dostat redukovaný řádkově odstupňovaný tvar, asi přemístím druhý řádek.
Ama ben acayip bir hata yapmamak için diğer yolla yapmayı tercih ediyorum.Chcel som vám ukázať aj iný spôsob, aby ste pochopili súvislosti.
Ama ben acayip bir hata yapmamak için diğer yolla yapmayı tercih ediyorum.Chtěl jsem vám ukázat i jiný způsob, abyste pochopili souvislosti.
Ama ben acayip bir hata yapmamak için diğer yolla yapmayı tercih ediyorum.Desondanks houd ik ervan om het op de andere manier te doen om er zeker van te zijn dat we niets raars doen.
Ama ben acayip bir hata yapmamak için diğer yolla yapmayı tercih ediyorum.뭔가 실수하지 않기 위해서 저는 다른 방법으로 하는 것을 더 좋아하지만요
Ama ben acayip bir hata yapmamak için diğer yolla yapmayı tercih ediyorum.På den anden måde kommer vi ikke til at gøre noget forkert.
Ama ben acayip bir hata yapmamak için diğer yolla yapmayı tercih ediyorum.Але я хочу доробити до кінця, щоб пересвідчитись що початок правильний.
Ama ben acayip bir hata yapmamak için diğer yolla yapmayı tercih ediyorum.Въпреки че аз предпочитам да го направя по другия начин, за да съм сигурен че не правим нищо странно.
Ama ben acayip bir hata yapmamak için diğer yolla yapmayı tercih ediyorum.رغم اني افضل حلها باستخدام الطريقة الاخرى حتى اتأكد من انني لم اخطئ بشيئ
Ama hata yapmamak için, işlemi şurada gerçekleştirelim. -Ale radši se ujistím, že neudělám chybu. Takže si to vypočítám zde.
Ama hata yapmamak için, işlemi şurada gerçekleştirelim. -Ez megy fejben is és ellenőrizhetem, hogy nem hibáztam. Nézzük meg itt.
Ama hata yapmamak için, işlemi şurada gerçekleştirelim. -머릿 속으로 할 수 있습니다 그래도 실수하지 않기 위해
Ama hata yapmamak için, işlemi şurada gerçekleştirelim. -Vi kan enten gøre det i hovedet eller sikre os, at vi ikke laver en fejl.
Ama hata yapmamak için, işlemi şurada gerçekleştirelim. -ここでやってみます. 291 かける 3 は,1 かける3 は 3,9 かける 3 は 27,
Ama hiçbir şey yapmamaktan daha çok işe yarayacaktır.Ale bude to fungovat lépe, než když nebudete nic dělat.
Ama hiçbir şey yapmamaktan daha çok işe yarayacaktır.Mas vai funcionar melhor do que não fazer nada.
Ama hiçbir şey yapmamaktan daha çok işe yarayacaktır.و لكنه سيكون افضل من عدم فعل شئ
Asıl boşluk, bir şeyler yapmakla yapmamak arasında.Abisul este între a face orice și a nu face ceva.