Ana içeriğe geç
Sözlük

yapmamak ile cümle

yapmamak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
YAPILACAK EN İYİ ŞEY HİÇ BİR ŞEY YAPMAMAKTIR.The best thing to do is really leave it alone.
Bunu yapmamak için, onu, üçüncü bir anahtar deliğine ya da başka bir rotaya yönlendirirsiniz.You might just push it into a third keyhole or whatever, so you don't do that.
Şu anda biz öğreniyoruz, bu şirkete yatırım yapıp yapmamak istediğimize karar vermiyoruz. -We're not trying to decide whether we want to invest in this right now.
Demek istediğim, tarihte kaçırılmış bir fırsat olmaz mı bunu yapmamak, yapabilirken?I mean, wouldn't it be a huge historic missed opportunity not to do this, given that we can?
Yapmamak için ortada daha fazla neden yok.There are no more reasons not to do it.
Ama hiçbir şey yapmamaktan daha çok işe yarayacaktır.But it will work better than you doing nothing.
Ama ben acayip bir hata yapmamak için diğer yolla yapmayı tercih ediyorum.Although I like to do it the other way to make sure we don't do anything weird.
Yani, birşey yapmak ya da yapmamakla ilgili herhangi bir stratejin yok.So, you don't have any strategies to do something or not to do something.
Bazen hiçbir şey yapmamak için bahanelere ihtiyacımız vardır.Sometimes we need excuses to do nothing.
"Yapmamak olmazdı.""You couldn't help it."
En zor olan kısım, cebirde dikkat hatası yapmamaktı. -The most painful part was just making sure that you don't make a careless mistake with the algebra.
Bunu sadece bu tarz hoş olmayan sesler yapmamaktadır.It's not just unpleasant sounds like that that do it.
Bence, hepimiz her zaman kötü bir şey yapmamak gibi bir tercihe sahibiz.I think we all always have the choice in the end not to do the bad thing.
İşte hiçbirşey yapmamak, mastürbasyon yapmak ile aynı; ikisi de tamamiyle yakışıksız.Doing nothing at work is akin to masturbating at work; it's totally inappropriate.
Hiçbir şey yapmamak ile eşit sayılan bir davranış için gayet sağlam bir katkı bu.That is a pretty solid contribution for a behavior equated with doing nothing.
URL kontrolünü ayarlamak için kullanılan Quanta projesinde önek önizlemesi yapıp yapmamak.Whether preview prefix in Quanta project is used to set the URL to check.
Bir özyineli kontrol yapıp yapmamak.Whether to do a recursive check.
Hiçbir şey yapmamak bir seçenek değildir."Doing nothing is not an option."
Bükreş ise başından sonuna kadar pazarlık yapmamakta diretti.From beginning to end, Bucharest insisted it would not negotiate.
Bala, bunlardan organize suç ve yolsuzluk konusunda hükümeti hiçbir şey yapmamakla suçladı.On two, organized crime and corruption, Bala charged the government for not doing anything.
Yasa, sürücü eğitimini teşvik etmek için hiçbir şey yapmamakla da eleştiriliyor.The law also has been criticised for not doing more to encourage driver education.
Komite alt tür, suş ve izolatlar arasında resmi bir ayrım yapmamaktadır.The committee does not formally distinguish between subspecies, strains, and isolates.
Önemli olan: "her şeyi yapmak" değil, "hata yapmamak" üzerinedir.The emphasis is on "not making mistakes", not on "doing it all".
Canım bügün evde kalmak ve bir şey yapmamak istiyor.Mir ist heute nur danach, zuhause zu bleiben und nichts zu tun.
Hiçbir şey yapmamak, aslında sadece hal edilmesi gereken çok işin olduğunda zevklidir.Nichtstun macht nur Spaß, wenn man eigentlich viel zu tun hätte.
Hırsızlık yapmamak.Wer nicht stiehlt.
Fakat Betty rol yapmamaktadır, Betty kendisini dizinin içinde zanneder.Doch er will nicht und Belle macht sich allein auf den Weg.
Kimse kimseye sen busun şusun diye ayrım yapmamaktadır.Er erklärte, es dürfe nicht alles mit Füßen getreten werden, was anderen heilig ist.
Canım bügün evde kalmak ve bir şey yapmamak istiyor.Aujourd'hui, je désire simplement rester à la maison et ne rien faire.
Boucher eserlerinde gerçeği yansıtmak için bir arayış yapmamaktaydı.Boucher ne cherche pas à reproduire la réalité.
Weir, aşırı uçuş korkusu nedeniyle 2007 yılından beri uçak yolculuğu yapmamaktadır.Nelson se retrouve sans volant pour la saison 2007, faute de budget.
Zaten az olan maaşına patronu da bir türlü zam yapmamaktadır.De plus, les dirigeants ne sont pas disposés à lui accorder un meilleur salaire.
Fakat Betty rol yapmamaktadır, Betty kendisini dizinin içinde zanneder.Ainsi, Betty ne peut plus dire ce qu'elle veut au cours des soirées.
Hırsızlık yapmamak.Ne pas voler.
Komite alt tür, suş ve izolatlar arasında resmi bir ayrım yapmamaktadır.Le vaisseau central ne présente pas de distinction formelle entre nef et chœur.
Hırsızlık yapmamak.No robar.
Komite alt tür, suş ve izolatlar arasında resmi bir ayrım yapmamaktadır.El comité no distingue formalmente entre subespecies, cepas y aislamientos.
Kimse kimseye sen busun şusun diye ayrım yapmamaktadır.Por ello, se abstienen de declarar a nadie particularmente santo.
Enstitü yalnızca bilgi toplama işe yapmamaktadır.Los lectores ya no quieren leer únicamente la información.
Fakat tüm uygulamalar bunu yapmamaktadır.Sin embargo, no todas tienen ese efecto.
Biraz güven krizimiz vardı çünkü Donald bunu yapmamakta kararlıydı.Eravamo in una situazione di crisi di fiducia perché Donald era inflessibile nel rifiutare la sceneggiatura.
Bazı diller, veri üyeleri ve metotları arasında ayrım yapmamaktadır.Alcuni linguaggi non fanno differenza tra dati membri e metodi.
Komite alt tür, suş ve izolatlar arasında resmi bir ayrım yapmamaktadır.Il comitato non distingue formalmente tra sottospecie, varietà e isolati.
Hırsızlık yapmamak.Non rubare.
Edim, borçlunun bir şey vermek, bir şey yapmak ya da bir şey yapmamak şeklindeki yükümlülüğüdür.Una promessa è un impegno da parte di qualcuno a fare o non fare qualcosa.
Fakat tüm uygulamalar bunu yapmamaktadır.Ciò in quanto non tutti gli esercizi lo permettono.
Önemli olan hata yapmamak değil hatasını kabul etme cesareti ve hatasını düzeltmektir.Главное не в том, чтобы не ошибаться, а в том, чтобы иметь смелость признать ошибку и исправить её.
Hırsızlık yapmamak.Не красть.
Şu anda herhangi bir takımın teknik direktörlüğünü yapmamaktadır.Мы делаем то, чего не делает сейчас ни одна британская группа.
Ancak şu anda hiçbir takıma ev sahipliği yapmamaktadır.И в итоге мы не будем хозяевами в собственном доме.
Bu durumu yaratabilmek için hiçbir topu kaçırmamak ve hiçbir faul yapmamak gerekir.Для какой бы то ни было паники не может быть и не должно быть места.
Bu bölüm herangi bir kaynak ya da referanstan alıntı yapmamaktadır.هذا القسم لا أذكر أي مراجع أو مصادر.
Hâkimiyeti vermek ama saldıran ile işbirliği yapmamak...Baş eğmektense ölümü tercih etmek.وقال انه يفضل الموت بدلا من الاعمل الشاقة.
Hırsızlık yapmamak.لا تسرق.
Biraz güven krizimiz vardı çünkü Donald bunu yapmamakta kararlıydı.Nós tivemos um pequena crise de confiança porque Donald foi tão resoluto quanto a não usá-lo.
Artık en küçük büyüleri bile yapmamaktadır.Porém, não possui habilidades mágicas.
Hırsızlık yapmamak.Não tô roubando.
Zaten az olan maaşına patronu da bir türlü zam yapmamaktadır.Ele acha que o governo não deve estabelecer um salário mínimo .
Artık en küçük büyüleri bile yapmamaktadır.Hierin beschrijft hij mede de Lagere Magie.
Hırsızlık yapmamak.Gij zult niet stelen.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod