Ana içeriğe geç
Sözlük

yapmamak ile cümle

yapmamak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Onu yapmamak elimde değildir.I can't help doing that.
Koç bizi elimizden geleni yapmamakla suçladı.The coach accused us of not doing our best.
Onu yapmamak için bir sürü iyi nedenler var.There are many good reasons not to do it.
Canım bügün evde kalmak ve bir şey yapmamak istiyor.Today I just feel like staying at home and doing nothing.
Tom'un bunu yapmamak için gerekçesi yoktu.Tom had no reason not to do it.
Sen hiçbir şey yapmamaktan dolayı bıkkınsın.You are tired from doing nothing.
Hiçbir şey yapmamak güzeldi.It was nice to do nothing.
Sadece burada oturmaktan ve bir şey yapmamaktan usandım.I'm tired of just sitting here and doing nothing.
Tom'un yapmanı istediği şeyi yapmamak bir hata olurdu.It would be a mistake not to do what Tom asked you to do.
Tom, babasının önerdiğini yapmamaktan pişman oluyor.Tom regrets not doing what his father recommended.
Tom'un bunu yapmamak için nedenleri var.Tom has his reasons for not doing that.
Hata yapmamak için dikkatli ol.Be careful not to trip.
Herhangi bir hata yapmamak için dikkatli olun.Be careful not to make any mistakes.
Tom'u üzecek bir şey yapmamak için dikkatli ol.Be careful not to do anything to upset Tom.
Aynı hatayı tekrar yapmamak için dikkatli olmalısın.You should be careful not to make the same mistake again.
Yapmakla yapmamak arasındaki fark; yapmaktır.The difference between doing and not doing is doing.
Bu hiçbir şey yapmamaktan daha iyi.It's better than doing nothing.
Onu yapmamak için kesinlikle hiçbir neden yok.There's absolutely no reason not to do that.
Tom çok fazla gürültü yapmamak için dikkatliydi.Tom was careful not to make too much noise.
Sen hiçbir şey yapmamaktan bıktın.You're tired of not doing anything.
Onlar hiçbir şey yapmamaktan bıktılar.They're tired of not doing anything.
Çok fazla yapmamak için dikkatli olmalısın.You should be careful not to do too much.
Onu yapmamak için iyi bir neden yok.There's no good reason not to do that.
Öyle yapmamak için hiç bir nedenim yok.I have no reason not to do so.
Hiçbir şey yapmamak, yapılacak en kolay şeydir.Doing nothing is the easiest thing to do.
Hiçbir şey yapmamak eğlenceli.Doing nothing is fun.
Tom onu yapmamakta haklıydı.Tom was right not to do that.
Onu yapmamak için bütün nedenleri listeye yazalım.Let's list all the reasons not to do that.
Onu yapmamak için dikkatliydim.I was careful not to do that.
Onu yapmamak aptalca olurdu.It would be crazy not to do that.
Biz onu yapmamak için dikkatliydik.We were careful not to do that.
Onu yapmamak aptallık olurdu.You'd be a fool not to do that.
Onu bir daha yapmamak için dikkatli olmak zorundayız.We have to be careful not to do that again.
Ben onu yapmamak gerektiğini biliyorum.I know better than to do that.
Tom Mary'nin onun yapmasını istediği şeyi yapmamak için yeterince akıllıydı.Tom was smart enough not to do what Mary asked him to do.
Bunu yapmamak için hiçbir sebep yok.There's no reason not to do that.
Tom'un bunu yapmamak için hiçbir sebebi yok.Tom has no reason not to do that.
Tom bunu yapmamak zorunda.Tom is obliged not to do that.
Bunu şimdi yapmamak daha iyi olmaz mıydı?Wouldn't it be better not to do that right now?
Bunu yapmamak iyi bir fikir olabilir.It might be a good idea not to do that.
Bunu yapmamak için uyarıldım.I was warned not to do that.
Tom bunu yapmamak için uyarıldı.Tom was warned not to do that.
Onu yapmamak için gerekçelerim var.I have my reasons for not doing that.
Elinden geleni yapmak hiçbir şey yapmamaktan daha iyidir.Doing your best is better than doing nothing at all.
Elinden geleni yapmak hiçbir şey yapmamaktan iyidir.Doing your best is better than doing nothing at all.
Biraz güven krizimiz vardı çünkü Donald bunu yapmamakta kararlıydı.We had a bit of a crisis of confidence because Donald was so adamant that we shouldn't make it.
Ancak hiçbir şey yapmamaktan ziyaretçiler bir kasırganın yaklaştığı haberini alır.What they do not know is that a windstorm is approaching.
Hırsızlık yapmamak.No stealing.
Fakat Betty rol yapmamaktadır, Betty kendisini dizinin içinde zanneder.And as they embrace, Betty seems to have something else on her mind.
Enstitü yalnızca bilgi toplama işe yapmamaktadır.The FBI does not collect the data itself.
Koç Üniversitesi ise kendi sınav yapmamaktadır.No Autonomous University can conduct its own exam anymore.
Benim uzmanlığın uzun bir zaman boyunca hiçbir şey yapmamakMy specialty is doing anything... for a long period of time.
Tam anlamıyla hiçbir şey yapmamak.Simply doing nothing.
Tabi hepimiz biliyoruz ki, bunun sebebi fazla yemek ve egzersiz yapmamak, değil mi?And we all know that's from eating too much and not exercising enough, right?
Hiç bir şey yapmamak çok yaygındır.Doing nothing is very common.
Şimdiki benlik hiç tasarruf yapmamak ister.The present self does not want to save at all.
Asıl boşluk, bir şeyler yapmakla yapmamak arasında.The gap is between doing anything and doing nothing.
Dikkat hatası yapmamak çok dikkatli olmalıyız. -0 minus 1 is minus 1.
Basket yapmamak.The not making a shot-- let's say not.
Ben de genelde İngiliz olmakla çok gurur duymam; ama kıyaslama yapmamak elde değil.Incidentally, I'm not usually very proud of being British, but you can't help making the comparison.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod