Eğer bunu yaparsanız, yapbozun son parçasına gelirsiniz, su.만일 이것을 행하게 되면, 마지막 퍼즐 조각을 가지게 되는데, 그건 물입니다
Eğer bunu yaparsanız, yapbozun son parçasına gelirsiniz, su.Nếu bạn làm điều này, bạn sẽ có được mảnh ghép cuối cùng, đó chính là nước.
Eğer bunu yaparsanız, yapbozun son parçasına gelirsiniz, su.Pokud se tohle povede, získáme poslední dílek skládačky, což je voda.
Eğer bunu yaparsanız, yapbozun son parçasına gelirsiniz, su.Potem zostanie ostatni element układanki, czyli woda.
Eğer bunu yaparsanız, yapbozun son parçasına gelirsiniz, su.Se o fizerem, ficam com a última peça do puzzle, que é a água.
Eğer bunu yaparsanız, yapbozun son parçasına gelirsiniz, su.Si logramos esto, completaremos el rompecabezas que es el agua.
Eğer bunu yaparsanız, yapbozun son parçasına gelirsiniz, su.Si vous faites cela, vous obtenez la dernière pièce du puzzle, qui est l'eau.
Eğer bunu yaparsanız, yapbozun son parçasına gelirsiniz, su.Wenn das getan ist, findet sich das letzte Puzzleteil. Das Wasser.
Eğer bunu yaparsanız, yapbozun son parçasına gelirsiniz, su.Εάν το κάνεις αυτό, παίρνεις το τελευταίο κομμάτι του παζλ, το οποίο είναι το νερό.
Eğer bunu yaparsanız, yapbozun son parçasına gelirsiniz, su.Ако направите това, можете да получите последното парче от пъзела, което е водата.
Eğer bunu yaparsanız, yapbozun son parçasına gelirsiniz, su.Если сделать это, то останется последний кусочек мозаики — вода.
Eğer bunu yaparsanız, yapbozun son parçasına gelirsiniz, su.Якщо ви зробите це - у вас лишається останній шматок пазлу, що є водою.
Eğer bunu yaparsanız, yapbozun son parçasına gelirsiniz, su.אם תעשו את זה, תקבלו את פיסת הפאזל האחרונה, מים.
Eğer bunu yaparsanız, yapbozun son parçasına gelirsiniz, su.إن قمتم بذلك، ستحصلون على آخر قطعة من الأحجية، والتي هي الماء.
Eğer bunu yaparsanız, yapbozun son parçasına gelirsiniz, su.水です
Fakat iyi bir metafor bir yapboz ya da gizli anlamlar iletme yöntemi değildir.Aber eine gut gewählte Metapher ist kein Puzzle oder eine Methode, verborgene Bedeutungen zu kommunizieren.
Fakat iyi bir metafor bir yapboz ya da gizli anlamlar iletme yöntemi değildir.A jó metafora ugyanakkor nem egy rejtvény, vagy egy utalás rejtett tartalmakra.
Fakat iyi bir metafor bir yapboz ya da gizli anlamlar iletme yöntemi değildir.하지만 좋은 비유는 퍼즐이 아닙니다, 혹은 숨은 뜻을 전달하지도 않고요.
Fakat iyi bir metafor bir yapboz ya da gizli anlamlar iletme yöntemi değildir.Mais une bonne métaphore n'est pas une énigme, ou un moyen de transmettre des significations cachées,
Fakat iyi bir metafor bir yapboz ya da gizli anlamlar iletme yöntemi değildir.Но хорошая метафора — не загадка или способ передачи скрытых значений.
Fakat iyi bir metafor bir yapboz ya da gizli anlamlar iletme yöntemi değildir.אבל מטאפורה טובה היא לא חידה, או דרך להעביר משמעויות חבויות,
Fakat iyi bir metafor bir yapboz ya da gizli anlamlar iletme yöntemi değildir.لكن الاستعارة الجيدة ليست لغزاً أو أسلوباً خبيثاً للإقناع بمعانٍ خفيةٍ
Fakat iyi bir metafor bir yapboz ya da gizli anlamlar iletme yöntemi değildir.隠された意味を伝えるものでもありません 何かを異なるやり方で感じさせ 知らせる方法なのです
"Hepimiz yerel gıda yapbozunun parçasıyız, hepimiz bir çözümün parçasıyız." dememizle ilgili."Jesteśmy elementami jedzeniowej układanki, jesteśmy też jej rozwiązaniem."
"Hepimiz yerel gıda yapbozunun parçasıyız, hepimiz bir çözümün parçasıyız." dememizle ilgili."우리 모두가 음식문화라는 퍼즐의 일부입니다." "그리고 우리 모두가 그 해결책입니다."
"Hepimiz yerel gıda yapbozunun parçasıyız, hepimiz bir çözümün parçasıyız." dememizle ilgili."Mindannyian része vagyunk a helyi élelmiszer kirakójátéknak, mindannyian része vagyunk a megoldásnak."
"Hepimiz yerel gıda yapbozunun parçasıyız, hepimiz bir çözümün parçasıyız." dememizle ilgili."My všichni jsme součástí místního potravinového řetězce, všichni jsme součástí řešení."
"Hepimiz yerel gıda yapbozunun parçasıyız, hepimiz bir çözümün parçasıyız." dememizle ilgili." Nous faisons tous partie du puzzle alimentaire local, nous faisons tous partie d'une solution. "
"Hepimiz yerel gıda yapbozunun parçasıyız, hepimiz bir çözümün parçasıyız." dememizle ilgili."Siamo tutti parte del puzzle locale del cibo, siamo tutti parte della soluzione".
"Hepimiz yerel gıda yapbozunun parçasıyız, hepimiz bir çözümün parçasıyız." dememizle ilgili."Suntem toţi parte din acest puzzle local, sunem toţi parte din soluţie."
"Hepimiz yerel gıda yapbozunun parçasıyız, hepimiz bir çözümün parçasıyız." dememizle ilgili."Todos nós fazemos parte do puzzle alimentar local, "todos nós somos parte da solução."
"Hepimiz yerel gıda yapbozunun parçasıyız, hepimiz bir çözümün parçasıyız." dememizle ilgili."Todos somos parte del rompecabezas alimenticio, todos somos parte de la solución".
"Hepimiz yerel gıda yapbozunun parçasıyız, hepimiz bir çözümün parçasıyız." dememizle ilgili."Vi är alla en del av det här lokala mat-pusslet, vi är alla en del av en lösning."
"Hepimiz yerel gıda yapbozunun parçasıyız, hepimiz bir çözümün parçasıyız." dememizle ilgili."Všetci sme súčasťou miestnej potravinovej skladačky, všetci sme súčasťou riešenia."
"Hepimiz yerel gıda yapbozunun parçasıyız, hepimiz bir çözümün parçasıyız." dememizle ilgili."Vsi smo del prehranske verige, vsi smo del rešitve."
"Hepimiz yerel gıda yapbozunun parçasıyız, hepimiz bir çözümün parçasıyız." dememizle ilgili."We zijn allemaal deel van de lokale voedselpuzzel, we zijn allemaal deel van de oplossing."
"Hepimiz yerel gıda yapbozunun parçasıyız, hepimiz bir çözümün parçasıyız." dememizle ilgili."Wir sind Teil des Essenspuzzles, wir sind Teil der Lösung."
"Hepimiz yerel gıda yapbozunun parçasıyız, hepimiz bir çözümün parçasıyız." dememizle ilgili."Αποτελούμε όλοι μέρος αυτού του τοπικού διατροφικού παζλ, είμαστε όλοι μέρος της λύσης".
"Hepimiz yerel gıda yapbozunun parçasıyız, hepimiz bir çözümün parçasıyız." dememizle ilgili."Все мы — часть головоломки, часть истории про нашу еду, все мы являемся частью решения".
"Hepimiz yerel gıda yapbozunun parçasıyız, hepimiz bir çözümün parçasıyız." dememizle ilgili."Всички сме част от кръстословицата на местната храна, всички сме част от решението".
"Hepimiz yerel gıda yapbozunun parçasıyız, hepimiz bir çözümün parçasıyız." dememizle ilgili."כולנו חלק מפאזל אוכל מקומי, כולנו חלק מהפיתרון."
"Hepimiz yerel gıda yapbozunun parçasıyız, hepimiz bir çözümün parçasıyız." dememizle ilgili."نحن جميعنا جزء من أحجية الطعام المحلية، نحن جميعنا جزء من الحل."
"Hepimiz yerel gıda yapbozunun parçasıyız, hepimiz bir çözümün parçasıyız." dememizle ilgili.と知らせるのが目的ですから 野菜目当ての観光客もいます
Herhangi bir yapboz resmi bulunamadı.Impossible de trouver une image de puzzle.
Herhangi bir yapboz resmi bulunamadı.Kunde inte hitta någon pusselbild
Herhangi bir yapboz resmi bulunamadı.Não foi possível obter nenhuma imagem.
Herhangi bir yapboz resmi bulunamadı.Nepodařilo se nalézt součást!
Herhangi bir yapboz resmi bulunamadı.Nie znaleziono żadnego obrazka układanek.
Herhangi bir yapboz resmi bulunamadı.No se pudo encontrar ninguna imagen de rompecabezas.
Herhangi bir yapboz resmi bulunamadı.Scegli una nuova immagine per il puzzle.
Herhangi bir yapboz resmi bulunamadı.Vælg et ny puslespil.
Herhangi bir yapboz resmi bulunamadı.Αδυναμία εύρεσης κάποιας εικόνας παζλ.
Herhangi bir yapboz resmi bulunamadı.Не вдалося знайти жодної картинки- складанки.
Herhangi bir yapboz resmi bulunamadı.Не е открито изображение за пъзел
Herhangi bir yapboz resmi bulunamadı.يمكن أن ليس ابحث أي منها صورة.
Ve yapbozun bir parçasından diğerine fırlatıldım ve parçaların kenarları birbirine uymadı.Am fost catapultată dintr-o piesă de mozaic în alta, şi marginile lor nu se potrivesc.
Ve yapbozun bir parçasından diğerine fırlatıldım ve parçaların kenarları birbirine uymadı.Byla jsem katapultována z jednoho kousku skládanky do jiné, a jejich hranice do sebe nezapadávaly.
Ve yapbozun bir parçasından diğerine fırlatıldım ve parçaların kenarları birbirine uymadı.Dan saya terlontar dari suatu potongan puzzle ke yang lain yang sisinya tidak cocok.
Ve yapbozun bir parçasından diğerine fırlatıldım ve parçaların kenarları birbirine uymadı.E fui lançada de uma peça do puzzle para outra, e as peças não se encaixavam.
Ve yapbozun bir parçasından diğerine fırlatıldım ve parçaların kenarları birbirine uymadı.Ero stata catapultata da una tessera all'altra del mosaico, ma i loro bordi non collimavano.