yapayalnız ile cümle
yapayalnız kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Yabancı bir ülkede yapayalnızım.Sono tutto solo in un paese straniero.
Kimseyr güvenmez yapayalnızdır.Coloro che sono troppo sicuri di sé.
2,5 milyon ton dönen metal içine sarılmış insanlar ve uzaylılar, gecenin içinde yapayalnız.Люди и инопланетяне в оболочке двух с половиной миллионов тонн вращающегося металла, одни во мраке космоса.
Güvencesiz, fakir ve yapayalnız yıllardı.كان لفترة من الوقت عاطلا عن العمل، وحيد ومكسور تماما.
MERAL UĞURLU: Dejenere musiki ortamında kendimi yapayalnız ve çırılçıplak hissediyorum.Naprzód, Piękna Australio Australijczycy, cieszmy się że jesteśmy młodzi i wolni.
Böylece İşi ile annesi yapayalnız kaldılar.Po wyzwoleniu mieszkali sami z matką.
Uyandığında kendini yapayalnız bulur.När Hermia vaknar är hon ensam.
Erdal Bakkal yapayalnız kalmıştır.Mănăstirea Lainici era izolată total.
Güvencesiz, fakir ve yapayalnız yıllardı.Για λίγο καιρό ήταν άνεργος, μόνος και εντελώς απένταρος.
Erdal Bakkal yapayalnız kalmıştır.Gårdnissen var altid alene.
Uyandığında kendini yapayalnız bulur.Etter å ha sovnet våkner Nat opp alene.
Çiçek Taksi, Yapayalnız, Köpek ve daha başka filmlerde rol almıştır.Ia pernah berperan di Çiçek Taksi,Yapayalnız dan Köpek antara lain.
Güvencesiz, fakir ve yapayalnız yıllardı.生活は貧しく、寂しい晩年であった。
Böylece İşi ile annesi yapayalnız kaldılar.母親と生き別れとなり一人暮らしをしている。
Vahşi doğada yapayalnız..."사막에서는 조금 외롭구나..."
Uyandığında kendini yapayalnız bulur.כשהיא מגיעה היא מרגישה בודדה.
Erdal Bakkal yapayalnız kalmıştır.אזורים גדולים נותרו עדיין מבודדים.
Uyandığında kendisini, zombilerle dolu korkunç ve perişan bir dünyada yapayalnız bulur.כשאדם מנסה לעזוב את הבית הוא מוצא את עצמו בעולם משונה מלא חול ותולעי ענק.
2,5 milyon ton dönen metal içine sarılmış insanlar ve uzaylılar, gecenin içinde yapayalnız.Хора и извънземни, обградени от два милиона и петстотин хиляди тона въртящ се метал... съвсем сами в мрака.
Uzayda parlayan bir fener, gecenin içinde yapayalnız.Блестящ фар в Космоса, съвсем сам в мрака.
Vahşi doğada yapayalnız...Вървиме ний самотни на светът...
Böylece İşi ile annesi yapayalnız kaldılar.Тогава тя заживява само с майка си.
Uyandığında kendini yapayalnız bulur.Събуждайки се открива, че не е сам.
Ama bütün o karmaşa içinde yapayalnızdı!Ale ona była całkiem sama w tym zamieszaniu.
Ama bütün o karmaşa içinde yapayalnızdı!Ela estava sozinha no meio de toda esta confusão!
Ama bütün o karmaşa içinde yapayalnızdı!¡Es que estaba solo en medio de toda esa confusión!
Ama bütün o karmaşa içinde yapayalnızdı!Ma era da solo in mezzo a tutta quella confusione!
Ama bütün o karmaşa içinde yapayalnızdı!Men hon var alldeles ensam.
Ama bütün o karmaşa içinde yapayalnızdı!Men hun var helt alene.
Ama bütün o karmaşa içinde yapayalnızdı!Se oli aivan yksin.
Ama bütün o karmaşa içinde yapayalnızdı!Μα ήταν μόνη μέσα στον πανικό!
Ama bütün o karmaşa içinde yapayalnızdı!Но она была там совсем одна!
Ama Hae Young Oppa yapayalnız büyüdü.De Hae Young magányosan és egyedül nőtt fel.
Ama Hae Young Oppa yapayalnız büyüdü.Αλλά ο Χε Γιουνγκ όππα, περισσότερο από οποιονδήποτε άλλο, μεγάλωσε μόνος με πολύ πόνο.
Ama Hae Young Oppa yapayalnız büyüdü.لكن هاي يونغ اوبا مقارنة بالاخرين هو كبير وحيدا ومع الكثير من الالم
Birçok sıkıntıya katlanıp yapayalnız kaldığını... ...ve babandan küçük yaşta ayrıldığını biliyorum.Még kicsi voltál akkor. Láttam, hogy amikor az apád elment, nagyon magányossá váltál.
Birçok sıkıntıya katlanıp yapayalnız kaldığını... ...ve babandan küçük yaşta ayrıldığını biliyorum.Ήσουν πολύ μικρός τότε. Έβλεπα ότι όταν έφυγε ο πατέρας σου ήσουν πολύ μόνος.
Birçok sıkıntıya katlanıp yapayalnız kaldığını... ...ve babandan küçük yaşta ayrıldığını biliyorum.لقد كنت صغيرا حينها, عندما رحل والدك كنت وحيدا , لقد رأيت ذلك
Bunca zamandır yapayalnız kalmış olmalı?Egész idő alatt nagyon magányos lehetett itt egyedül.
Bunca zamandır yapayalnız kalmış olmalı?Pendant tout ce temps, il a du se sentir seul.
Bunca zamandır yapayalnız kalmış olmalı?Πόσο μόνος θα πρέπει να ένιωθε όλο αυτό τον καιρό;
Bunca zamandır yapayalnız kalmış olmalı?لقد بقي وحيدا لوقت طويل
İyi zamanlarda, erkekler sahiden yakındır birbirlerine, ama işler biraz sarpa sarınca yapayalnız kalıyorsun.In goede tijden kunnen jongens erg hecht zijn, maar wanneer dingen minder gaan, ben je alleen.
İyi zamanlarda, erkekler sahiden yakındır birbirlerine, ama işler biraz sarpa sarınca yapayalnız kalıyorsun.În vremurile bune băieții sunt foarte apropiați unii de alții dar când lucrurile se complică ești singur.
İyi zamanlarda, erkekler sahiden yakındır birbirlerine, ama işler biraz sarpa sarınca yapayalnız kalıyorsun.Khi hoà thuận, đàn ông rất thân thiết với nhau, nhưng khi có chút trục trặc họ sẽ chỉ còn một mình.
İyi zamanlarda, erkekler sahiden yakındır birbirlerine, ama işler biraz sarpa sarınca yapayalnız kalıyorsun.남자아이들은 서로 좋을 땐 붙어지내지만 조금만 뒤틀리면 이기적으로 변하죠
İyi zamanlarda, erkekler sahiden yakındır birbirlerine, ama işler biraz sarpa sarınca yapayalnız kalıyorsun.Quand ça va bien les mecs sont très proches, mais quand ça va mal tu es tout seul.
İyi zamanlarda, erkekler sahiden yakındır birbirlerine, ama işler biraz sarpa sarınca yapayalnız kalıyorsun.V dobrém období drží kluci opravdu spolu, ale jakmile se věci jen trochu zhorší, každý je sám za sebe.
İyi zamanlarda, erkekler sahiden yakındır birbirlerine, ama işler biraz sarpa sarınca yapayalnız kalıyorsun.У хороші часі хлопці дійсно близькі один з одним, але, коли все стає трохи гірнше - ти наодинці.
İyi zamanlarda, erkekler sahiden yakındır birbirlerine, ama işler biraz sarpa sarınca yapayalnız kalıyorsun.בזמנים טובים בנים הם, כאילו, ממש קרובים אחד לשני אבל כשדברים מתחילים להיות קצת יותר גרועים, אתה לבד.
İyi zamanlarda, erkekler sahiden yakındır birbirlerine, ama işler biraz sarpa sarınca yapayalnız kalıyorsun.في الأوقات الجميلة يكون الأولاد متقاربون من بعضهم البعض ولكن عندما تسوء الأمور قليلًا، تجد نفسك وحيدًا
Kimsenin bana böyle yapayalnız hissedeceğimden bahsetmemiş olmasına şaştım.A naozaj som bola prekvapená, že mi nikto nepovedal, že sa budem cítiť takto.
Kimsenin bana böyle yapayalnız hissedeceğimden bahsetmemiş olmasına şaştım.A opravdu mě překvapilo, že mi předtím o těchto pocitech nikdo neřekl.
Kimsenin bana böyle yapayalnız hissedeceğimden bahsetmemiş olmasına şaştım.És csodálkoztam, hogy erről nem beszélt nekem senki, hogy ezt fogom érezni.
Kimsenin bana böyle yapayalnız hissedeceğimden bahsetmemiş olmasına şaştım.Fiquei surpreendida por ninguém me ter avisado, que eu me ia sentir daquela maneira.
Kimsenin bana böyle yapayalnız hissedeceğimden bahsetmemiş olmasına şaştım.I byłam naprawdę zdziwiona, że nikt mi nie powiedział, że tak będę się czuć.
Kimsenin bana böyle yapayalnız hissedeceğimden bahsetmemiş olmasına şaştım.Ik was echt verbaasd dat niemand me dat had gezegd, dat ik me zo zou voelen.
Kimsenin bana böyle yapayalnız hissedeceğimden bahsetmemiş olmasına şaştım.J'étais vraiment étonnée que personne ne m'ait dit que j'allais me sentir de cette façon.
Kimsenin bana böyle yapayalnız hissedeceğimden bahsetmemiş olmasına şaştım.그리고 제가 이러한 감정을 느끼고 있을 때 아무도 저에게 말을 걸지 않았다는 것에 정말 놀랐습니다.
Kimsenin bana böyle yapayalnız hissedeceğimden bahsetmemiş olmasına şaştım.Me sorprendió mucho que nadie me hubiese dicho que me iba a sentir así.