Onu yapan biz değiliz.Ce n'est pas nous qui l'avons fait.
Bunu yapan ben değilim.Ce n'est pas moi qui l'ai fait.
Kumu sevmem. Büyük, tırtıklı, sinir bozucu ve her yeri toz yapandır.Je n'aime pas le sable. C'est grossier, rugueux, irritant et ça se fourre partout.
Tom zamanını maç tahminleri yapan sitelerde geçiriyordu.Tom passait son temps sur des sites de pronostics sportifs.
Koltuk altımı tıraş etmezdim ve makyaj yapan normal kızlar gibi giyinmezdim.Je ne me suis pas épiler les aisselles et je ne me suis pas maquillée comme les filles normales.
Ken Franklin 2005 yılında 389 km/s hızla dalış yapan bir gökdoğanı kaydetmiştir.En 2005, Ken Franklin a enregistré un faucon piquant à une vitesse de 389 km/h,.
Devrimi yapansa, proletaryanın bizzat kendisidir.Mais cette organisation doit être l'œuvre du prolétariat lui-même.
2004 yılında bilgisayar ve ofis ekipmanları servisini yapan “AAA Technology” şirketini kurdu.En 2004, il a fondé la société «AAA Technology» (ordinateurs et matériel de bureau).
1906'dan beri Erivan'da servis yapan tramvay, Ocak 2004'te son yolculuğunu yapmıştır.Le réseau de tramway qui équipait Erevan depuis 1906 a vu sa dernière rame rouler en janvier 2004.
Bu takma adını José Luis Delpini, tasarımını yapan mühendis, vermişti.Il aurait été donné par José Luis Delpini, l'ingénieur ayant conçu le stade.
DGC Records ile sözleşme yapan grup, 1995'te Do You Want More?!!!??! albümünü bu şirketten çıkardı.The Roots signe pour DGC Records et dévoile son second album, Do You Want More?!!!??! en 1995.
Aynı zamanda kompozitörlük de yapan bir müzikolog ve eleştirmendi.Il fut aussi compositeur et critique musical.
Bunların dışındakiler, ataları için savaşan ya da ticaret yapan kişilerdir.Ceux qui sont obligés de faire des sacrifices à leurs ancêtres (肆行勞祀) sont appelés « Plaintif » (悼 dào).
Aykırı yayın yapanlar sansürlenir, kapatılır veya başka türlü yollarla engellenmeye çalışılır.Ils grimpent, sautent ou se poursuivent les uns les autres.
Kazanan daha önce tahta saat kulesi yapan marangoz John Harrison olmuştur.Il est enfin gagné par John Harrison, un horloger.
Elflerle ittifak yapan Númenor, Morgoth'un bir numaralı komutanı Sauron'a karşı savaştı.Allié aux Elfes, Númenor se battit contre le lieutenant de Morgoth, Sauron.
Azad Azerbaycan TV (ATV), Azerbaycan'da yayın yapan özel bir televizyon kanalı.Azad Azerbaijan TV (ATV) est une chaîne de télévision privée en Azerbaïdjan.
Ülkede İngilizce olarak yayın yapan en eski gazetedir.Il est le journal en anglais le plus diffusé du pays.
Şantaj yapan kişiye ise şantajcı denmektedir.Le gouvernement parle de chantage.
Los Angeles'ta bulunan bağımsız tarzda filmler yapan "Wildwell Filmcilik" adındaki film şirketinin sahibidir.Elle a une compagnie de cinéma indépendante appelée Wildwell Films, basée à Los Angeles.
Açoriano Oriental'dan sonra Portekiz'de yayın yapan en eski gazeteydi.L'Açoriano Oriental est le journal le plus ancien du Portugal.
İşte bu deneyi inanılmaz yapan şey de budur.C'est une expérience incroyable.
Roma Cumhuriyeti döneminde, Senatonun gözetiminde görev yapan urban quaestorları tarafından idare edilirdi.Sous la République, il était à la charge des questeurs urbains, sous la supervision du Sénat.
Verbund Avusturya'daki en büyük elektrik üretici ve elektrik iletimini yapan firmadır.La société était le plus grand producteur d’électricité en Autriche.
Anlamı: Anlaşma yapan kişi)’dur.Le garde s’écria : « Halte !
Bir halk otomobili olan 4CV bir milyonun üzerinde satış yapan ilk Fransız otomobil modelidir.La 4CV est la première voiture française a dépasser le million d'exemplaires.
Benjamin Franklin’in ‘insan alet yapan hayvandır’ tanımına atıf yapılmıştır – yani ‘yapan insan’dır.Benjamin Franklin a également énoncé que « L’homme est un animal fabricateur d’outils » (toolmaking animal).
Klibin direktörü ise çoğu kez Rihanna ile işbirliği yapan Anthony Mandler'dir.Il est réalisé par Anthony Mandler, qui a travaillé à de nombreuses reprises avec Rihanna.
Diğer türlü, atak yapan kişi gizli anahtar olan x değerini ortaya çıkartabilir.Le but de l'attaquant étant de trouver x, la clé secrète.
Bence üslubunu sevimli yapan da bu.Mais c’est ce qui fait tout son charme.
“W” şirketi – web sitelerinin tasarımı ve bakımı işlerini yapan bir web stüdyo idi.La société « W » est un studio web pour la création, la conception et la maintenance de sites web.
(Al-i İmran, 78) Bizim ayetlerimiz konusunda çarpıtma yapanlar, bize gizli kalmazlar.Nous n'avons pas reconnu que ni notre peuple ni nos dirigeants ne sont omniscients.
Araştırmayı yapan Yrd.Jarod enquête.
Namibya millî kriket takımı, Namibya'nın uluslararası kriket maçlarını yapan takımdır.L'Équipe de Namibie de cricket est l'équipe nationale de cricket de la Namibie.
Harold Meadows (Harold Lloyd), terzi olan amcasının yanında çıraklık yapan fakir bir gençtir.Harold Meadows est un timide célibataire qui travaille comme apprenti tailleur auprès de son oncle.
Ağaçlara yuva yapan kuşlar bunun en güzel örneğidir.Les arbres sont le meilleur exemple des plantes vivaces.
Metro'ya aktarma yapan yolcudan, 1,00 TL düşük ücret alınmaktadır.Un usager doit payer 1,10 euros pour emprunter cette autoroute.
Şebihnüvisler: Portre yapan nakkaşlar.Types de sols : schistes porphyres.
BBC Sport, BBC bünyesinde spor yayını yapan kanaldır.Le tennis est l’un des sports dont BBC Sport est vraiment fière.
Kloronema, fotosentez yapan kısımdır.Le chloroplaste, est le siège de la photosynthèse.
2M TV Fas'ta yayın yapan devlet televizyonu kanalıdır.Elle travaille principalement sur la chaîne de télévision marocaine 2M.
Toplatılan bu ilk filmin seslendirmesini yapan Orson Welles'tir.À l'origine, Orson Welles devait présenter et conclure chaque histoire.
Kendo yapan kişilere kendōka veya kenshi ("kılıç kullanan kişi") adı verilir.Les pratiquants sont appelés kenshi (剣士) ou plus rarement kendoka.
Darüşşifa'yı yapan mimarın kim olduğu bilinmemektedir.Personne ne peut dire qui a inventé l'aboiteau.
Benim için, Batman’i günümüz dünyasına olağanüstü uygun bir kişilik yapan şey bu" dedi.Le pire c’est que c’est exactement ce que Batman n’est pas".
İyilik ve kötülük yapan ruhların tamamıdır.Chez les esprits, il y a des esprits bons et mauvais, des esprits bénéfiques et maléfiques.
Ün kazanmadan önce, beyin eğitimi oyunları serisi yapan bir yapımcıdır.Quand on est amoureux, le cerveau active des systèmes de récompense.
Kontrast yapan bu beyaz renkli tüyler özellikle uçarken ve yerde yapılan gösterilerde belirgin olarak görülür.Ces plumes blanches contrastantes sont particulièrement mises en valeur en vol ou au sol, lors de la parade.
Böylece kapma yapan akarsu havzasını büyütür, kendisi güçlenir.Ayant vaincu ses propres démons, elle devint encore plus forte.
Yapan kişi Azkaban'da ömür boyu hapse girer.Delphi sera incarcérée à vie à Azkaban.
Grubun turne menajerliğini yapan Mark Kates "daha önce hiç böyle bir şey görmemiştim.L'entraîneur de l'équipe nationale Rudy De Bie m'a dit qu'il n'avait jamais vu quelque chose comme ça avant.
Ancak punk rock yapan grup sayısı oldukça fazladır.Durant cette période, un influence punk rock est notable.
Burada, düğünde aşçılık yapan bir adamla karşılaşır.Ils vont à la rencontre d'un homme qui vit dans leur poubelle.
Kötülük yapan soy bir daha anılmayacak.”Aucun mendiant n’est plus triste ».
Doğum kontrolü üzerine çalışmalar yapan bazı aktvistler de vardır.Il écrit également des articles en forme de plaidoyer en faveur du contrôle des naissances.
Kadınlar ayrıca balıkçılık yapan erkeklere ağları tamir ederek yardımcı olurlardı.Elles pouvaient également aider au pagayage des canoës pour la pêche.
Anti-Flag, 1988 yılında grubun vokalliğini yapan Justin Sane ve baterist Pat Thetic tarafından kuruldu.Anti-Flag fut formé en 1988 par le chanteur et guitariste Justin Sane et le batteur Pat Thetic.
Uzun forvet pozisyonunda görev yapan oyuncu, gerek duyulduğu zaman pivot olarak da oynayabilmektedir.Le joueur le plus gradé est également prioritaire pour occuper le poste de commandant s'il le souhaite.
Annesi San Diego tiyarosunda oyunculuk yapan D'Ann Paton , babası oyuncu ve yönetmen Buddy Ashbrook'tur.Sa mère, D'Ann Paton, était actrice de théâtre et son père, Buddy Ashbrook est acteur et réalisateur.
55 maçla Villa Park'ın FA Cup yarı finallerine en fazla ev sahipliği yapan stadyum olması.Villa Park est le stade le plus utilisé en demi-finales de FA Cup avec 55 demi-finales.