Ancak bunu yapabilmek için Ozzie Osborne-- süper- acımasız olmanız gerekmiyor.Tapi Anda tidak harus jadi Ozzie Osborne -- Anda tidak harus jadi sangat aneh untuk melakukan hal ini.
Ancak bunu yapabilmek için Ozzie Osborne-- süper- acımasız olmanız gerekmiyor.Wcale nie musisz byc jak Ozzi Osborne nie musisz być ekstrawagancki by to robić.
Ancak bunu yapabilmek için Ozzie Osborne-- süper- acımasız olmanız gerekmiyor.Δε χρειάζεται να είσαι ο Όζι Όσμπορν -- δε χρειάζεται να είσαι υπερβολικά εξωφρενικός
Ancak bunu yapabilmek için Ozzie Osborne-- süper- acımasız olmanız gerekmiyor.Но вам не нужно быть Оззи Осборном — вам не нужно быть сверх-скандальным, чтобы делать это.
Ancak bunu yapabilmek için Ozzie Osborne-- süper- acımasız olmanız gerekmiyor.Но не се налага да сте Ози Озбърн не се налага да сте крайно свиреп, за да го правите.
Ancak bunu yapabilmek için Ozzie Osborne-- süper- acımasız olmanız gerekmiyor.אבל אתה לא צריך להיות אוזי אוסבורן -- אתה לא צריך להיות רודף שערוריות במיוחד בשביל לעשות את זה.
Ancak bunu yapabilmek için Ozzie Osborne-- süper- acımasız olmanız gerekmiyor.لكن لا ينبغي عليك أن تكون أوزي أسبورني-- لا ينبغي عليك أن تكون شائن بشدة لتفعل هذا.
Ancak bunu yapabilmek için Ozzie Osborne-- süper- acımasız olmanız gerekmiyor.これを行うのに常軌を逸する必要は無いんです。 ただ、人々が何を望むか理解して、 それを叶えればいいのです。
Aşağı-yukarı ayrımını yapabilmek.Den vet upp från ner.
Aşağı-yukarı ayrımını yapabilmek.Es weiss, wo Oben und wo Unten ist.
Aşağı-yukarı ayrımını yapabilmek.Ils reconnaissent le haut du bas.
Aşağı-yukarı ayrımını yapabilmek.הוא יודע להבחין בין מעלה ובין מטה.
Aşağı-yukarı ayrımını yapabilmek.فهي تستطيع تمييز الأعلى من الأسفل.
Bilirsiniz, resmi yakalıyoruz, fakat 3 boyutlu model yapabilmek için, geo-konumlandırmaya ihtiyacımız var.이런 영상을 촬영하고, 3차원 모델을 만들고,
Bilirsiniz, resmi yakalıyoruz, fakat 3 boyutlu model yapabilmek için, geo-konumlandırmaya ihtiyacımız var.Bạn biết đấy, chúng tôi chụp những bức ảnh này, nhưng để xây dựng hình 3-D, chúng tôi phải định vị địa lý.
Bilirsiniz, resmi yakalıyoruz, fakat 3 boyutlu model yapabilmek için, geo-konumlandırmaya ihtiyacımız var.Capturamos estas imágenes, pero para construir los modelos 3D necesitamos hacer geoposicionamiento.
Bilirsiniz, resmi yakalıyoruz, fakat 3 boyutlu model yapabilmek için, geo-konumlandırmaya ihtiyacımız var.Mi rögzítettük ezeket a képeket, de a 3D modellek megépítéséhez geopozícionálást kell végeznünk.
Bilirsiniz, resmi yakalıyoruz, fakat 3 boyutlu model yapabilmek için, geo-konumlandırmaya ihtiyacımız var.Nous capturons ces images, mais pour construire les modèles en 3D, nous devons géo-localiser.
Bilirsiniz, resmi yakalıyoruz, fakat 3 boyutlu model yapabilmek için, geo-konumlandırmaya ihtiyacımız var.Rejestrujemy te zdjęcia, ale żeby zbudować modele 3D, potrzebujemy lokalizacji geograficznej.
Bilirsiniz, resmi yakalıyoruz, fakat 3 boyutlu model yapabilmek için, geo-konumlandırmaya ihtiyacımız var.Sapete, catturariamo queste immagini, ma per costruire i modelli 3D, dobbiamo fare geo-posizionamento.
Bilirsiniz, resmi yakalıyoruz, fakat 3 boyutlu model yapabilmek için, geo-konumlandırmaya ihtiyacımız var.We maken deze beelden, maar om er 3D-modellen van te maken, moeten we geo-positionering toepassen.
Bilirsiniz, resmi yakalıyoruz, fakat 3 boyutlu model yapabilmek için, geo-konumlandırmaya ihtiyacımız var.Wir erfassen diese Bilder, aber um ein 3-D-Modell zu erstellen, brauchen wir Geo-Postionsdaten.
Bilirsiniz, resmi yakalıyoruz, fakat 3 boyutlu model yapabilmek için, geo-konumlandırmaya ihtiyacımız var.Снимаме тези изображения, но за да построим триизмерните модели, трябва да направим гео-позициониране.
Bilirsiniz, resmi yakalıyoruz, fakat 3 boyutlu model yapabilmek için, geo-konumlandırmaya ihtiyacımız var.אתם יודעים, תפסנו את התמונות האלה, אבל כדי לבנות את המודלים התלת מימדיים,
Bilirsiniz, resmi yakalıyoruz, fakat 3 boyutlu model yapabilmek için, geo-konumlandırmaya ihtiyacımız var.هل تعلمون، نلتقط هذه الصور، ولكن لبناء نموذج ثلاثي الأبعاد
Bilirsiniz, resmi yakalıyoruz, fakat 3 boyutlu model yapabilmek için, geo-konumlandırmaya ihtiyacımız var.位置情報を決め その情報を画像に登録する必要があります
Biliyoruz ki sahneye çıkıp, müzik yapabilmek bir nimet.Chúng tôi đều biết rằng được lên sân khấu và chơi nhạc là một điều rất may mắn
Biliyoruz ki sahneye çıkıp, müzik yapabilmek bir nimet.Kami tahu ini adalah karunia untuk dapat sampai di sini dan bermain musik
Biliyoruz ki sahneye çıkıp, müzik yapabilmek bir nimet.우리는 '밴드스탠드'의 일원이 되어 음악을 연주한다는 것이 정말 큰 축복이라고 믿습니다.
Biliyoruz ki sahneye çıkıp, müzik yapabilmek bir nimet.Noi sappiamo che poter venire a fare musica su questo palco è una benedizione.
Biliyoruz ki sahneye çıkıp, müzik yapabilmek bir nimet.Nous savons que de pouvoir venir sur scène et jouer de la musique est une bénédiction.
Biliyoruz ki sahneye çıkıp, müzik yapabilmek bir nimet.Sabemos que pararse en el escenario y hacer música es una bendición.
Biliyoruz ki sahneye çıkıp, müzik yapabilmek bir nimet.Sabemos que poder subir ao palco e tocar é uma bênção.
Biliyoruz ki sahneye çıkıp, müzik yapabilmek bir nimet.Ştim că a urca pe estradă şi a cânta e o binecuvântare.
Biliyoruz ki sahneye çıkıp, müzik yapabilmek bir nimet.Vieme, že môcť prísť na pódium a hrať hudbu je požehnanie.
Biliyoruz ki sahneye çıkıp, müzik yapabilmek bir nimet.Víme, že to, že můžeme přijít na pódium a hrát hudbu, je požehnání.
Biliyoruz ki sahneye çıkıp, müzik yapabilmek bir nimet.We weten dat de mogelijkheid om in de band te spelen een zegen is.
Biliyoruz ki sahneye çıkıp, müzik yapabilmek bir nimet.Wiemy, że możliwość wejścia na scenę i grania, jest błogosławieństwem.
Biliyoruz ki sahneye çıkıp, müzik yapabilmek bir nimet.Wir wissen, dass es ein Segen ist, auf die Bühne kommen zu dürfen und zu musizieren.
Biliyoruz ki sahneye çıkıp, müzik yapabilmek bir nimet.Для нас быть на сцене и исполнять музыку — это благословение.
Biliyoruz ki sahneye çıkıp, müzik yapabilmek bir nimet.Знаем, че да можем да се качим на естрадата и да свирим музика е благословия.
Biliyoruz ki sahneye çıkıp, müzik yapabilmek bir nimet.Ми знаємо, що мати можливість вийти на сцену і грати музику - це велике благо.
Biliyoruz ki sahneye çıkıp, müzik yapabilmek bir nimet.אנו יודעים שהיכולת לבוא, לעלות על הבמה ולנגן מוסיקה זו ברכה.
Biliyoruz ki sahneye çıkıp, müzik yapabilmek bir nimet.نعرف أن مجيئك إلى منصة الفرقة وعزفك الموسيقى، هو نعمة.
Biliyoruz ki sahneye çıkıp, müzik yapabilmek bir nimet.さて これが行動ファイナンスとどう関係するのでしょうか?
Birazcık alıştırmadan sonra bunu yapabilmek bir insan için çok kolay.Con un poco de práctica, es bastante sencillo para un ser humano hacer esto,
Birazcık alıştırmadan sonra bunu yapabilmek bir insan için çok kolay.Con un po' di esercizio, è abbastanza semplice farlo per un essere umano
Birazcık alıştırmadan sonra bunu yapabilmek bir insan için çok kolay.Dengan sedikit latihan, Hal ini cukup sederhana untuk dilakukan manusia.
Birazcık alıştırmadan sonra bunu yapabilmek bir insan için çok kolay.사람은 누구나 조금만 연습하면 이렇게 균형 잡는 법을 쉽게 알 수 있습니다.
Birazcık alıştırmadan sonra bunu yapabilmek bir insan için çok kolay.Met een beetje oefening heeft een mens daar geen probleem mee.
Birazcık alıştırmadan sonra bunu yapabilmek bir insan için çok kolay.Любой человек, немного потренировавшись, сможет вполне свободно справиться с этой задачей.
Birazcık alıştırmadan sonra bunu yapabilmek bir insan için çok kolay.Після невеличкої практики людина може це зробити.
Birazcık alıştırmadan sonra bunu yapabilmek bir insan için çok kolay.עם קצת תרגול, זה די קל לאדם לבצע זאת,
Birazcık alıştırmadan sonra bunu yapabilmek bir insan için çok kolay.مع قليل من التدريب، من السهل جدا على إنسان القيام بهذا،
Birazcık alıştırmadan sonra bunu yapabilmek bir insan için çok kolay.人間には苦もなく できることです 両足を地面に付けて
Birazcık alıştırmadan sonra bunu yapabilmek bir insan için çok kolay.經過簡單練習 人類已經可以做到呢個動作
Bir gün eşim işten geldi ve dürüst bir konuşma yapabilmek için gözyaşlarıyla, cesaretini topladıEn dag kom min fru hem från jobbet och samlade modet, genom många tårar, att ha en väldigt ärlig konversation.
Bir gün eşim işten geldi ve dürüst bir konuşma yapabilmek için gözyaşlarıyla, cesaretini topladıJednoho dne přišla z práce a sebrala odvahu a přes spoustu slz jsme si upřímně promluvili.
Bir gün eşim işten geldi ve dürüst bir konuşma yapabilmek için gözyaşlarıyla, cesaretini topladı어느날, 제 아내는 일터에서 돌아와서 많은 눈물을 흘리다가 용기를 내어 아주 솔직한 대화를 하자고 했습니다.
Bir gün eşim işten geldi ve dürüst bir konuşma yapabilmek için gözyaşlarıyla, cesaretini topladıMoja żona przyszła kiedyś z pracy i przez łzy zebrała się na odwagę, żeby przeprowadzić szczerą rozmowę.