yansıma ile cümle
yansıma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Düzgün yansıma, ışığın ayna gibi parlak yüzeylerden basitçe ve öngörülebilir bir şekilde yansımasıdır.تعكس الأسطح اللامعة كالمرآة الضوء بصورة بسيطة ومتوقعة.
Işık aynı zamanda yansımalara neden olmuştur.كما يحجب الضوء، وينعكس.
Bu yansımaya dağınık yansıma denir.وجهة النظر هذه يطلق عليها التوازن المنقطع.
Bu özelliği Balıkesir halkoyunlarına yansımaktadır.التحضير الرأسي هذا يعكس سمك المواد المختارة.
İkisi de birbirinin yansıması.Ambos são fiéis ao reflexo um do outro.
Yansıma su kütlelerindeki yüzey dalgaları ile gözlemlenmektedir.A reflexão é observada com ondas de superfície em corpos de água.
Diğer bir deyişle, karasal ekvatorun uzaya bir yansımasıdır.Em outras palavras, é uma projeção do equador terrestre para o espaço.
İnternet Galaksi, İnternet Üzerindeki Yansımalar, İş ve Toplum.A Galáxia da Internet: reflexões sobre a Internet, os negócios e a sociedade.
Bizans kültüründe, imparator, Tanrı'nın bir yansımasıydı.Na cultura bizantina o imperador era uma reflexão de autoridade celestial.
3 boyutlu bilgisayar grafiklerinde dağınık yansıma, küresel yansımanın önemli bir parçasını oluşturur.Em gráficos computacionais 3D, a inter-reflexão difusa é um componente importante da iluminação global.
Çevresindeki moleküler bulut NGC 1990'ı aydınlatarak, onu bir yansıma bulutsusu yapar.Epsilon Orionis é cercado pela nuvem molecular NGC 1990, que é iluminada com seu brilho.
Bu yüzden yansıma bulutsuları tarafından gösterilen titreşim tayfı, aydınlatıcı yıldızlarınkine benzerdir.Por isso, o espectro das nebulosas de reflexão é semelhante ao das estrelas que as iluminam.
Yansımanın genel örnekleri ışık, ses ve su dalgalarıdır.Exemplos comuns incluem a reflexão da luz, som e ondas.
Kredili hayvancılık çok az miktarda olup, genele yansımamaktadır.Aparentemente este espécie é pouco ou nada cultivada..
Ancak bu yapıtın asıl üstünlüğü ve ebedi değeri, büyük bir kişinin zihninin sadık bir yansıması olmasındadır.Mas seu valor supremo consiste no fato de representar fielmente o reflexo da mente de um grande homem.
Schein'a göre organizasyon kültürü zamanla öğrenilenlerin bir yansımasıdır.De acordo com Schein, este nível forma o coração da cultura de uma organização.
İmparatorun ikametgâhı olan Yasak Şehir de bu yıldızın yeryüzündeki yansımasıydı.A Cidade Proibida, como residência do Imperador terreno, era seu correspondente na Terra.
Yediden Yansımalar, 1997.Sete Caminhos, 2007.
Bu farklılıklar, ürün özelliklerine yansımaktadır.Estas dimensões características deviam-se às necessidades do processo produtivo.
Ayrıca yansıma ve şeffaflık efektlerine sahiptir.Além disto, há os efeitos renais e a febre.
Gaga'da kendi yansımasını gördüğünü belirten Madonna ile Gaga sık sık karşılaştırılmaktadır.Ela foi comparada a Madonna, que disse que ela se vê refletida em Gaga.
Bu da yansıma teorisini desteklemektedir.Isso pode apoiar a teoria.
Bunlarla birlikte dahi kritik yansıma açısı enerjiye bağlıdır.Tal princípio está intimamente ligado com a própria definição da energia.
Sekreter, ev kadınının bir yansımasıdır.Sua aparência é a de uma empregada.
Gerçek yankı, bir ses için alınan bir tek yansımadan oluşur.Um eco verdadeiro é uma única reflexão da fonte de som.
Sekreter, ev kadınının bir yansımasıdır.Presentatie Als de Vrouw van Huis Is...
Fabry–Pérot interferometre lerini içeren uygulamalar; yansıma olmayan kat ve optic filtreler.Dit effect wordt toegepast in Fabry-Pérot-interferometers, anti-reflectiecoatings en andere optische filters.
Sanattan Yansımalar.Reflexwerking van art.
Bu kitapta yansıma ve kırılmayı açıkladı.Dit veroorzaakte verbuiging en breuk van de bladen.
(Bragg yansıması olarak da bilinir.)(Tekst ook opgenomen in De mens als toeschouwer, blz.
Son olarak yansımalar asistanlardan biri tarafından çizilirdi.Hij werd uiteindelijk wel ontdekt door een assistent.
Onlara bir an için bakıp tekrar aynaya döner ancak kendi yansımasını göremez.Het wordt hem zwart voor de ogen: hij ziet niet meer wat hij doet (bij opkomende onmacht).
Limanda farklı uzaklıklarda görülen beş gemi, karadaki beş kişinin yansıması gibidir.Op verschillende afstanden zijn vijf schepen te zien, die het verstrijken van de tijd symboliseren.
Gözlemci yatay teli ve onun yansımasını görür ve bunları kesiştirmek için hareket ettirir.Ze controleert haar lippenstift en kapsel en bereidt zich klaarblijkelijk voor om uit te gaan.
Yansıma olayı ilk kez Öklid tarafından açıklanmıştır.Voor het eerst kon het beeld vanuit het achterkantsperspectief gedetailleerd worden beschreven.
Bu yüzden yansıma bulutsuları tarafından gösterilen titreşim tayfı, aydınlatıcı yıldızlarınkine benzerdir.Reflectienevels, zoals hun naam reeds doet vermoeden, reflecteren het licht van nabij gelegen sterren.
Bu yüzden yansıma bulutsuları tarafından gösterilen titreşim tayfı, aydınlatıcı yıldızlarınkine benzerdir.Stąd widma częstotliwości wykazywane przez mgławice refleksyjne są podobne do gwiazd, które je oświetlają.
Algı ise somut bir nesnenin zihindeki yansımasıdır.Źródłem przechowywanych w pamięci wyobrażeń są zmysły.
Teleskoplarda yansıma kayıpları olabileceği için bu miktar yüzde on kadar azalır.Usterka ta ogranicza pole widzenia teleskopu o niecałe 5%.
Bu yansımaya dağınık yansıma denir.Odpowiedź ta nazywa się dyskretną funkcją przejścia.
Onların yansımasıyla nasıl şekillendiğini göstermek istemiştir.Wiedział co planuje po jej wyrazie twarzy.
Yansıma değerinin belirlenmesi oldukça kolay bir işlemdir.Model wartościowania dla funkcji jest bardzo prosty.
Modern bütün dillerde doğal ses yansımalarına karşılık gelen kelimeler bulunmaktadır.Ma na celu zebranie wszystkich istniejących języków naturalnych.
Oyunlarındaki karakterler, genellikle aile üyelerinin yansımalarıdır.Karaktärerna i hans pjäser ses ofta som direkta skildringar av hans familjemedlemmar.
Yansımanın genel örnekleri ışık, ses ve su dalgalarıdır.Vanliga exempel är reflexion av ljus-, ljud- och vattenvågor.
Hatta bazı fotoğraflarda sağlıklı gözlerin kırmızı olmalarının nedeni kan renginin yansımasıdır.Röda ögon är ett förhållandevis vanligt hälsotillstånd, som yttrar sig i att ögonvitan färgas röd av blod.
Bu nesne, Drusilla'nın yansımasını görebilmesini sağlayacak bir kolyedir.Detta får honom att söka tröst hos någon annan, Drusilla.
Bu yansımalar geri sıçrama yapmaktadır ve miktarını azaltarak ilerlemektedir.Denna konstruktion gör handen slank vilket ökar dess precision.
Greninger şeması Laue fotoğraf geri yansımasını yorumlamak için kullanılabilir.Avledningsaffixen kan sägas skapa ett nytt lexem.
Yansıma olayında ışığın hızı, frekansı, rengi yani hiçbir özelliği değişmez.Gränsen är därför inte definierad i termer av ström, spänning eller frekvens.
“ Siyahi Kadın Felsefecisi Olmak : Siyahi Kadın Felsefecileri Cemiyeti’nin Kuruluş Yansımaları”.I krigets skugga: kvinnobilder från Afghanistan.
Çevresindeki moleküler bulut NGC 1990'ı aydınlatarak, onu bir yansıma bulutsusu yapar.Зоря оточена молекулярною хмарою — NGC 1990, яку вона підсвічує, утворюючи відбивну туманність.
İmparatorun ikametgâhı olan Yasak Şehir de bu yıldızın yeryüzündeki yansımasıydı.Заборонене місто, як резиденція земного імператора, був земним еквівалентом цієї сфери.
Altın için 1 keV da kritik yansıma açısı 2.4 derecedir.Для золота і енергії в 1 кеВ, критичний кут складає 3,72 °.
Bu anlık yansımalar turistlerin sevinç nidaları çıkarmalarına yol açar.Голова сподівається, що Куляби стануть тепер більш привабливими для туристів.
Bu olgunun çağdaş yansıması Sağlık Ocağıdır.Сучасний вигляд замку є результатом цієї реконструкції.
Imperia Online Ortaçağ'ın bir yansımasıdır.Імперія Онлайн відображає Середньовічний світ.
Geliş ve yansıma açıları eşittir.Відповідно і застосування їх аналогічне.
Uzun yıllar boyunca yarattığı "Alice" karakterinin Alice Liddell'in yansıması olduğu düşünüldü.Dlouhou dobu se předpokládalo, že svou „Alenku“ odvodil od Alice Liddellové.
Burada kastedilen onur, kişinin kendi oluşunun onurudur, kendi varoluşundan utanmayışının yansımasıdır.Člověk cítí vinu za něco, co udělal, ale stydí se za to, jaký je.