yansıma ile cümle
yansıma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bu destan, tarihi bir olayın edebiyata yansıması açısından önemlidir.Instead, there is greater interest in recording oral history.
Genellikle belirsiz olan eski Slav mitlerinin sözlü edebiyat yansımasını arıyordu.Occasionally Gowers's humour misled literal-minded reviewers.
Ancak yansıma sözcükleri bu kuralın dışındadır.Exceptions here only prove the rule.
Bu fikirler genel olarak Aydınlanma Çağı fikirlerinin yansımasıdır.This movement was quite probably triggered by the ideas of the Age of Enlightenment.
Feodalizme duyulan nefretin sanatı yansıması da hakkını verir niteliktedir.The lifetime of allocated memory can also cause concern.
Benzer durum yağış miktarına da yansımaktadır.Electric charge is equivalent to a quantity of water.
Onun yapıtlarında görünen aslında onun şiirinin genişlemiş yansımasıdır.His photographs of her make her look glamorous.
Yansıtan yüzeyler olmasın, birbirlerinin gözlerine bakıp yansımalarını göremesinler. - -They can't look into each other's eyes and try to see the reflection.
Tüm dünyada yansımaları oldu ve zaman içinde yansımaya da devam edecek.It reverberated around the world, and will continue to reverberate through time.
Politik konuşmalara yansımaktadır.It is reflected in the political statements.
Ve bu gördüğünüz durumların bazılarına yansımaktadır.And that is reflected in the kinds of situations that you see.
Onun bir ayna yansıması olduğunu biliyor ama bu canlı bir duyu deneyimi.He knows it's a mirror reflection, but it's a vivid sensory experience.
Derisinin ne kadar parlak olduğuna bir bakın, benim yansımamı görebiliyorsunuz.Watch how shiny the skin is; you can see my reflection there.
Kardeş sözleri bazı yansımaları baba yol açmış gibiydi.The sister's words seemed to have led the father to certain reflections.
Yani aynı açıyla ger yansımalı.It has a larger incident angle, so it'll have a larger reflected angle, just like that
Şekil ve alıştırmalar ışınları ve yansıma olayını kolaylaştıracaktır.Usually people will draw an arrow here, just saying an arbitrary object
Belki yansıma bir sözcük değil ama söylenişi bile size bir şeyin yanlış olduğunu gösteriyor.It's not exactly an onomatopoeia, but it's cacaphony tells you it's not something you want.
Son birkaç videoda yansımadan bahsettik.In the last couple of videos we talked about reflection.
Yansıma ışık ışınlarının bir yüzeye çarpıp dağılmasıdır.And that's just the idea of the light rays bouncing off of a surface.
Belki yan duvarı nişan alıp yansımasını sağlarım.Maybe if I hit the side wall it will bounce around the room.
Bunu yapmasının sebebi \"toplam iç yansıma\".It does this because of total internal reflection.
Burada ilk yansımayı, daha sonra ikincisini ve üçüncüsünü görebilirsiniz.You can see here the first reflection, and then the second, and the third.
Evet, yansıma özelliği.So, reflexive property, there you go.
Bunu bu tarafın farklı yansımasından görebilirsiniz.You can see that here by the different reflection on this side.
Ayrıca bu siyasetçiler toplumumuzun bir yansıması.Another thing is that these leaders are a reflection of our society.
Bu da onların siyamatik desenleri ve yansımalarını kontrol edebilmelerini sağlıyor.It allows them to control and position cymatic patterns and the reflections that are caused by them.
Ama tabii kucaklayabileceği sadece yansıması olacak.But he will embrace only his refelection, which is of course, intangible.
Bu doğruya göre yansıması x'in dönüşümüydü. -Which is flipped across that line. That was the transformation of x.
Bu gördüğüm vatandaşlık görevi bir anlamda teşvik Ailemin nesil net yansıması.This fostered a sense of civic duty that I saw the clear reflection of in my parents' generation.
Bunlar dehşet verici gerçeğin yansımalarıdır, yani tapınılacak kadar.These are expressions of truth as awe-full things, by meaning they are things you can worship.
Ya da bilançoya yansımamış bir para kazanma şekli vardır. -Or there's some type of earning power that in some way is not captured here.
Ve orda Roma'daki mizahın Roma toplumunun yapısının bir yansıması olduğunu söylüyordu.And she says that Roman humor mirrors the construction of Roman society.
Temel olarak yukarıdakinin yansıması, x eksenine göre yansıması.It's essentially like the mirror image of this one if you were to reflect it on the x-axis.
Televizyon zaman içinde nasıl bir evrim geçirdi ve bunun toplumdaki yansımaları ne şekilde oldu?How does television evolve over time, and what does this say about our society?
O zamanlar, olanlar şu an olanların doğrudan yansımasıdır.What happened then is a direct reflection of what is happening now.
Bu kararlar apaçık Oyuncu'nun hareket biçimininin bir yansıması.These decisions are clearly a reflection of the Actor's policy.
Yansıması, yani buraya atlıyor.So f(2) is equal to the negative of f(-2).
Birbirlerinin aynada yansıması olacak şekilde çizmeye çalışıyorum.We know that f of -2 is -8. -2^3 is -8
Ve dördüncüsü de bunun diğer taraftaki ayna yansıması olacak.Or you can make it out of snakes.
Bu ikileme, bu yansıma son derece şaşırtıcı. Ve aynı zamanda akıl karıştırıcı.It's that doubling, it's that mirror that is so incredibly disconcerting.
Bebeğinizin asıl gördüğü arkanızdaki duvarda oluşan yansımanızdır.What the baby is seeing is the contrast of you against the wall behind.
Eserlerim kendimin bir yansıması.My work is -- it's a reflection of myself.
Ve Ay'ın ve Ay'ın yansımasının kalbinizde sıkı bir yeri olurdu.And the Moon and the reflection on the Moon will have a secure place in your heart.
Gün ışığının alacalı yansımalarını seviyor olmalı. Işığın arkadan hafifçe geldiğini görebiliyoruz.And I think she likes that (deepling) of the sunlight
Kendi yansımasıdır.It is its own reflection.
Zira benim kimliğimin birebir yansımasını görmek istiyordu.He wanted to see the manifestation of my identity.
Aynada yansımanızı alıp onun orada donmasını nasıl sağlardınız?How could you, in essence, take your reflection in the mirror and freeze it in there?
Gözlerinde, fenerin yansıması olan kırmızı parıltıyı görürsünüz.You see the red glow in their eyes, which is the reflection of the flashlight.
Güneşten daha da uzaklaştığınızda, yansıma daha da artacaktır.And the further out you go in this, away from the Sun, the more powerful this reflection will be.
Fakat Narcissus hakkında düşünürken, sadece kendi yansımanıza aşık olmayın.But as you're thinking about Narcissus, just don't fall in love with your own reflection.
Fakat elektriğin hayatımıza yansımasının bir sonucu varsa, o da bu şeyi çok sevmemizdir.But the one thing that did come out of electricity is that we love this stuff so much.
Ardından içeriye girersiniz. suda yansıma simetrisi vardır.Immediately you go in, the reflective symmetry in the water.
Aurora'nın aklında kendisinin yansıması bir kol daha alacak şekilde genişletildi.The model of the self that Aurora had in her mind has been expanded to get one more arm.
Şimdi, sicim kuramında, tüm sayılar, sicimlerin titreşebilme yollarının bir yansıması.Now in string theory, all the numbers are reflections of the way strings can vibrate.
Şimdi, yansımalarıma geri dönelim.Now, back to my projections.
"İnsan, bir başkasının gözündeki kendi yansımasını görmedikçe, kendisiyle tanışmamaz.""One does not meet oneself until one catches the reflection from an eye other than human."
Bu parça, otomotiv tasarımcılığının en büyük sırrı -- yansıma idaresi.This bit, the big secret of automotive design -- reflection management.
Basit, sihirli bir dokunuş telefon ekranınızın TV ekranına yansıması için yeter.Your phone display mirrored on the TV screen, with one simple touch - like magic.
Bu bir ütopya değil, ya da güzel bir hayal ürününün yansıması değil...It's not some utopian, beautiful, fantasy projection.
Ban-chu gücünü, yaşayanların anılarını sildiği Yansıma Havuzundan aldı.Ban- chu got his power from the Pool of Reflection. which removes the livings' memories