yansı ile cümle

yansı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Gerçekçiliğin şiire yansımasıdır.Menas – tiesioginis tikrovės regėjimas.
Balığın yağla dolu havuz üzerindeki yansımasına bakılıp nişan alınacaktı.Jį sudominusi ant akmens pavaizduota iškastinė žuvis.
Nisan 1909'da Berlin Antlaşması, olguyu yansıtmak ve krizi sona erdirmek amacıyla değiştirildi.Aprillis 1909 muudeti Berliini lepingut, et heaks kiita uus status quo ja kriis lõpetada.
Resme olan ilgisi ve düşkünlüğü fotoğraflarına da yansıdı.Nad samuti rõhutasid oma välimuse ja kommetega, et nad on daamid.
Apple'ın bu dönemdeki başarısı hisse senetlerine de yansıdı.Apple'i võidukäik sel perioodil oli silmnähtav ka nende aktsiahinna pealt.
Böylece, eğer güneş gükyüzünde alçalmışsa yansıyan ışık çoğunlukla "s"-polarizedir.Seega kui päike on taevas madalal, on peegeldunud valgus enamasti s-polariseeritud.
Işık alt yüzeyine ulaşan,ışık grevi bir film yüzeyinden ya da üst yüzeyinden yansıyarak iletilir.Kui valgus lööb filmi pinda ta on läbilastud või peegeldatud tagasi ülevale pinnale.
Bu hizmetlerin müşteriye yansıyan herhangi bir masrafı yoktur.Sellega ei kaasne klientidele ühtegi lisatasu.
Bu bir yansız kestirimdir.See on sünaptiline pilu.
İletişim Yansımaları, (Vedat Demir ile ortak), Anahtar Yayınları.Infovahendid: ajalehed, raadio, ringvaatefilmid.
Bu yansımaya dağınık yansıma denir.Mõiste on reflekteeritud ettekujutus.
Yansımanın genel örnekleri ışık, ses ve su dalgalarıdır.Kõige jälgitavamad on peegeldumisnähtused valguse, vee ja heliga.
Mikrofonların bazen hassasiyeti ses yansımasıyla artar.Nukud keerutavad end aeg-ajalt, tekitades kuuldavat heli.
Sonuç olarak, Tımar Sisteminin bozulmasının en olumsuz tarafı, devletin iktisadi yapısına yansımasıdır.Kõige tähtsam saavutus oli muidugi Torgu valla, kui EV kohaliku omavalitsusüksuse, taastamine.
Folge "Haberler gerçeği yansıtmıyor." dedi.Me palume vabandust, et teatatud uudised ei olnud õiged."
Çocuklarda ise bir ilgi çekme yolunu yansıtabilir.Võib olla on laste suhtumises oma tõetera.
Buz kristalleri ışığı yansıtır ve kırar, ve kırılan ışık dağılım ile renklere ayrılabilir.Jääkristallid murravad ja peegeldavad valgust nagu väikesed klaasprismad.
Bu toplumsal değişimi de yansıtan bir durumdur.Seda muutust on ühiskonnas juba näha.
Gerçek yankı, bir ses için alınan bir tek yansımadan oluşur.Hüüdfraaslause on ainult hüüdsõnast koosnev vormellause.
Bu kulağa çok mantıklı gelmese de Paul Kelley'in ne kadar dengesiz olduğunu tam olarak yansıtıyordu.Seejuures kohati tsiteerib ta Paul Kerest veidi ebatäpselt.
Ancak kırmızı çiçeklere, bu çiçekler mor ışınları yansıttığı zaman giderler.Neile ei jää see lihtsalt meelde, et punase tule ajal sõidavad autod.
Her film 17 metre uzunluğundaydı ve yansıtıcı ile çevrildiklerinde 46 saniye sürüyorlardı.Iga film oli 17 meetrit pikal lindil ja kestis 40–50 sekundit.
Işık, bir yüzeye çarptığında, bunun bir bölümü yansır, diğer bölümü soğurulur, kalanı da kırılır.Kui valgus langeb kile pinnale, peegeldub osa valgust tagasi, ülejäänud osa murdub kilesse.
Bu çeşitlilik, hem dilin hem de aile kültürünün bir yansımasıdır.Sellest annavad tunnistust nende välimus ning osalt keel ja kultuur.
Isaac Newton, 1668 yılında ilk işlevsel yansıtan teleskop inşasına katkı sağlamıştır.Paraboolpeegli leiutas 1668. aastal Newton oma teleskoobi jaoks.
Bu durumda ses yansımaz.Jakk ei tee häält.
Yalın ve doğal ritimlerden oluşan şiirleri, bard'ların şiirlerindeki imge zenginliğini yansıtır.Kuressaare raekoja lihtne ja range arhitektuur esindab Põhjamaade barokki.
Oyun çeşitliliği kurallara da yansımıştır.Erinevaks kujunesid ka mängude reeglid.
-- Alternatif Çözümler Kararlar, kişisel fikirleri yansıtmamalı.Dar exista un motiv, exista un motiv...pentru toate astea, pentru care educatia e la pamant,
Ama aynı zamanda yansıma bizim gözümüze kürekten de geliyor. -זה לא יהיה מדויק עד הסוף, אך היא הגיעה מהשמש והייתה לה זווית פגיעה קצת יותר גדולה,
Ama aynı zamanda yansıma bizim gözümüze kürekten de geliyor. -واضح انه هذا ليس دقيقا ..لكن الضوء اتى من الشمس من الممكن ان يكون اكثر سطحية..زاوية السقوط
Ama bu çizgi an be an mutluluğu yansıtmadığı için yetersiz.Az átlagboldogság nem a lényeget ragadja meg, mert amiről szól, az nem a pillanatról pillanatra megélt élmény.
Ama bu çizgi an be an mutluluğu yansıtmadığı için yetersiz.Fericirea medie este, desigur, inadecvată, pentru că nu spune nimic despre experienţa momentană.
Ama bu çizgi an be an mutluluğu yansıtmadığı için yetersiz.Gemiddeld geluk is natuurlijk niet juist, omdat het voorbijgaat aan de ervaring van moment tot moment.
Ama bu çizgi an be an mutluluğu yansıtmadığı için yetersiz.Kebahagiaan rata-rata saja tidak cukup, karena itu tidak mencakup pengalaman dari setiap peristiwa.
Ama bu çizgi an be an mutluluğu yansıtmadığı için yetersiz.평균적인 행복이라는 것은 순간 순간마다의 경험에 대해 말하는 것은 아니기 때문에 물론 부적절합니다.
Ama bu çizgi an be an mutluluğu yansıtmadığı için yetersiz.La felicidad promedio es insuficiente, claro, porque no dice nada de la experiencia momento a momento.
Ama bu çizgi an be an mutluluğu yansıtmadığı için yetersiz.La felicità media è, certo, inadeguata, perché non parla dell'esperienza momento per momento.
Ama bu çizgi an be an mutluluğu yansıtmadığı için yetersiz.Le bonheur moyen est, bien sûr, inadapté, car il ne tient pas compte du ressenti sur le vif.
Ama bu çizgi an be an mutluluğu yansıtmadığı için yetersiz.Mas a felicidade média é inadequada, porque não menciona as experiências, momento a momento.
Ama bu çizgi an be an mutluluğu yansıtmadığı için yetersiz.Η μέση ευτυχία είναι, φυσικά, ανεπαρκής, γιατί δεν αναφέρεται στην εμπειρία λεπτού προς λεπτό.
Ama bu çizgi an be an mutluluğu yansıtmadığı için yetersiz."Середній рівень щастя", звичайно ж, не є відповідним, оскільки не апелює до миттєвих переживаннь.
Ama bu çizgi an be an mutluluğu yansıtmadığı için yetersiz.Усредненото щастие е, разбира се, недостатъчно, защото това не показва преживявянията момент след момент.
Ama bu çizgi an be an mutluluğu yansıtmadığı için yetersiz.אושר ממוצע הוא כמובן לא מדד טוב, כי הוא לא מתייחס לחוייות שחווים מרגע לרגע.
Ama bu çizgi an be an mutluluğu yansıtmadığı için yetersiz.反映しないので 不十分な数値と言えるでしょう 従って ひとつひとつの経験を
Ama bu noktanın geliş açısı daha büyük olsun böylece yansıma açısı da daha büyük olur.Então, vamos pensar sobre o que essa pessoa se verá na verdade direito aqui
Ama bu noktanın geliş açısı daha büyük olsun böylece yansıma açısı da daha büyük olur.입사각이 비교적 크므로 이런 식으로 반사각도 훨씬 클 것입니다
Ama bu noktanın geliş açısı daha büyük olsun böylece yansıma açısı da daha büyük olur.On ma większy kąt padania, więc będzie mieć większy kąt odbicia, wygląda to tak
Ama bu noktanın geliş açısı daha büyük olsun böylece yansıma açısı da daha büyük olur.Teď oči - celá realita je pouze velká simulace v našem mozku.
Ama bu noktanın geliş açısı daha büyük olsun böylece yansıma açısı da daha büyük olur.Цялата реалност е всъщност една голяма симулация на това, което се случва в нашия мозък.
Ama bu noktanın geliş açısı daha büyük olsun böylece yansıma açısı da daha büyük olur.יש לה זווית פגיעה גדולה יותר ולכן יש לה זווית החזרה גדולה יותר.
Ama çizimlerime gelince,... ...çocukları ve yetişkinleri ayırt etmeden yansıtırım.Aber das Bild zeigt, dass ich für Kinder nicht anders denke als für Erwachsene.
Ama çizimlerime gelince,... ...çocukları ve yetişkinleri ayırt etmeden yansıtırım.Ale mój sposób malowania pokazuje, że myślę tak samo, pracując dla obu tych grup.
Ama çizimlerime gelince,... ...çocukları ve yetişkinleri ayırt etmeden yansıtırım.Dar desenele reflectă faptul că nu gândesc într-un fel pentru copii și în alt fel pentru adulți.
Ama çizimlerime gelince,... ...çocukları ve yetişkinleri ayırt etmeden yansıtırım.De a festményeim azt tükrözik, hogy ugyanúgy gondolkodom a gyerekek és a felnőttek esetében.
Ama çizimlerime gelince,... ...çocukları ve yetişkinleri ayırt etmeden yansıtırım.그래도 그림은 어른을 위한 것과 아이들을 위한 것이 다르다고 생각지 않습니다.
Ama çizimlerime gelince,... ...çocukları ve yetişkinleri ayırt etmeden yansıtırım.Maar het schilderwerk geeft weer -- ik denk niet anders voor kinderen dan voor volwassenen.
Ama çizimlerime gelince,... ...çocukları ve yetişkinleri ayırt etmeden yansıtırım.Ma, come lo dimostrano le illustrazioni, non penso diversamente per i bambini e per gli adulti.
Ama çizimlerime gelince,... ...çocukları ve yetişkinleri ayırt etmeden yansıtırım.Nhưng tranh vẽ phản ánh, tôi không nghĩ về trẻ em và về người lớn khác nhau.
Ama çizimlerime gelince,... ...çocukları ve yetişkinleri ayırt etmeden yansıtırım.Pero las ilustraciones reflejan, Creo que yo no pienso diferente para niños que como pienso para adultos.

İlgili Sayfalar